Ana içeriğe geç
Sözlük

güvensizlik ile cümle

güvensizlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yüzümde güvensizlik ifadesi vardı.I had an expression of disbelief on my face.
Güvensizlik güvenliğin anasıdır.Mistrust is the mother of safety.
Tom ve Mary birbirine güvensizlikle baktı.Tom and Mary stared at each other in disbelief.
Sosyal garip insanlar güvensizlikleri geliştirmek eğilimindedir.Socially awkward people tend to develop insecurities.
Yaşlı kadın bana somurtkanlık ve güvensizlikle baktı.The old woman looked at me with surliness and mistrust.
Başbakan güvensizlik oyundan sonra devam edemedi.The Prime Minister could not continue after a vote of no confidence.
1936'da Irak'taki Yahudiler arasındaki güvensizlik hissi artmaya başladı.By 1936, there was an increased sense of insecurity among the Jews of Iraq.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.The attack fomented feelings of insecurity among American policymakers about communist attacks.
O dönemdeki uluslararası güvensizlik ortamında hükûmeti sağlamlaştırmak istemişti.During this period of international insecurity, he wanted to solidify the government.
Böyle bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Such fear and mistrust was infectious.
- Bu memnuniyet mi, yoksa güvensizlik mi?- Is it satisfaction or disbelief?
Orada bir güvensizlik olduğunu biliyorum.Multinationals are protecting human rights. I know there's going to be disbelief.
Böylesi bir korku ve güvensizlik bulaşıcıdır.Such fear and mistrust was infectious.
Fakat projenin kendisi üzerinde yapılan iş bence sağlıklı bir güvensizlik duygusuyla yapılıyor.I think, a healthy insecurity.
Öğretmenleri ne kadar cinsel bir güvensizlik öğretmiş onlara.What carnal mistrust had their teacher taught them.
Bu arada, güvensizlik demokrasi için her zaman çok önemli olmuştur.And by the way, mistrust was always very important for democracy.
Onlar, gelecekleri konusunda güvensizlik hisseden gençler ve orta yaşlılardı." dedi.There were young people and middle-aged who feel insecure about the future," she told SETimes.
Sistemin güvensizlik ve nefreti beslediğini kimse inkar etmiyor.There is no denying the system is feeding mistrust and hatred.
Mitrovica gibi bölünmüş kentlerde, Türkiye'nin rolü güvensizlik ve garezi besliyor.In divided cities like Mitrovica, Turkey's role breeds distrust and resentment.
Parlamento, üyelerin çoğunluğuyla Hükümete güvensizlik oyu verebilir.The Parliament can pass a vote of no-confidence in the Government with a majority of the members.
Güvensizlik oyuVote of no confidence
Ana temaları umutsuzluk, güvensizlik, yokluk ve unutulmadır.Her central themes are hopelessness, insecurity, absence and oblivion.
Tiyatro toplulukları genellikle güvensizlikle karşılanırdı.Theaterregisseure sind in der Regel freischaffend.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.Ihre Naivität und das gebrochene Vertrauen lassen sie verzweifeln.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.Apparences et certitudes s'écroulent.
28 Mart 1978'de bir güvensizlik oylaması sonucu hükümeti düşürüldü.Ce dernier provoque, le 28 mai 1993, un vote de confiance perdu à une voix près par le gouvernement.
Meclise güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürebilir.Il Parlamento può sfiduciare il governo.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.È imminente un attacco generale dei comunisti sulla posizione.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Khubilai schiacciò prontamente la ribellione, ma questo evento lo rese diffidente nei riguardi dell'etnia Han.
Olay oldukça ciddi idi, yeni tutuklama haberleri üyelerin büyük kısmında güvensizlik ortamı yaratıyordu.Это была не шутка, новости о новых арестах создали атмосферу ненадёжности среди большой части участников.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.O ataque fomentou sentimentos de insegurança entre políticos americanos sobre eventuais ataques comunistas.
Haçlılar kaynaklı gecikmeler, Kontostefanos'u kızdırdı ve sözde müttefiklerine karşı güvensizlik doğurdu.O atraso por parte dos cruzados enfureceu Contostefano e semeou a desconfiança entre os ostensivos aliados.
Güvensizlikten beslenir.Omgaan met onzekerheid.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.Jej starość i ułomność jest ukryta.
Parlamento ile ordu arasında bu aşamada güvensizlik ortaya çıkmaya başladı.Серед народу та війська почалося збурення.
Gandi en önemli mücadelenin kendi iblislerini, korkularını ve güvensizliklerini yenmek olduğunu belirtmiştir.Gandhi a declarat că cea mai importantă luptă de purtat este cu propriii demoni, temeri și nesiguranțe.
Genel olarak başarısızlıkla dolu bir güvensizlik abidesi çizer.În general, le vom da un sentiment de neputință.
Güvensizlik güvenliğin anasıdır.Neîncrederea este mama siguranței.
Güvensizlikten beslenir.Ők hamis biztonságérzetet táplálnak.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Kublai kukisti kapinan nopeasti, mutta se osoitti hänelle han-kiinalaisten kapinallisuuden.
Tüm bu gelişmeler IV. Mehmed'e karşı bir güvensizlik yarattı.Tilanne kehittyi Henrik IV:n suhteen uhkaavaksi.
Bu roman da insanların kendilerine duydukları güven güvensizlik anlatılıyor.Mendengar berarti menerima kepercayaan dari orang-orang yang menceritakan apa saja kepada dirinya.
Kırılganlıkları ve güvensizlikleri gizlenmiştir.誤差や不確かさは、切り上げられる。
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.袭击事件挑起了美国政治家对共产主义性质袭击的不安全性。
İbn Battuta kah lüks içinde kah güvensizlik içinde bir yaşam sürüyordu.그는 평생을 두타행과 무소유의 삶으로 일관하였던 욕쟁이 스님이었다.
CHP güvensizlik oyu verdi.ג'ורג' חש חוסר ודאות.
Saldırı Amerikan politikasını yapanlarda komünist saldırılarına karşı bir güvensizlik yarattı.לא הייתה התקדמות בבלימת התוקפנות הקומוניסטית בתמורה למעורבות האמריקנית.
Meclis güvensizlik oyu vererek hükümeti düşürebilir.Predsednik lahko z odlokom razpusti državni zbor.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.C'è anche stata questa sfiducia recente verso le grandi aziende globali, in tanti settori diversi.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.Dann gibt es dieses neue Misstrauen in globale Marken einiger Wirtschaftszweige.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.De asemenea, există mai nou această neîncredere în marile firme, mărci globale, în tot felul de industrii.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.또한, 여러 다른 산업에서 대형 브랜드, 글로벌 대형 브랜드들의 새로운 불신감이 존재합니다.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.Poslední dobou se také projevila nedůvěra k velkým značkám, těm světovým, v mnoha různých odvětvích.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.Także brak zaufania dla dużych, globalnych marek w wielu branżach.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.También, ha surgido esta reciente desconfianza en las grandes empresas globales dentro de varias industrias.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.И породилото се наскоро недоверие към големите марки, глобалните големи марки, в много различни индустрии.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.Кроме того, в последнее время появилось недоверие к большим , глобальным брэндам. в ряде различных отраслей.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.בנוסף, לאחרונה ישנו חוסר אמון בתאגידי ענק, ותאגידים רב-לאומיים בתעשיות מגוונות.
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.وهنالك أيضا عدم ثقة في الآونة الأخيرة بالعلامات التجارية الكبرى، العالمية منها في مجموعة من مختلف الصناعات
Bir de farklı endüstrilerdeki küresel büyük markalara son zamanlarda ortaya çıkmış güvensizlik var.様々な分野で 世界的な巨大ブランドへの 不信感が出て来ています そこに余地が生まれます
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod