güvenmek ile cümle

güvenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
En önemlisi kendine güvenmek.La confianza es la clave.
En önemlisi kendine güvenmek.Percaya diri adalah kunci.
En önemlisi kendine güvenmek.Sebavedomie je kľúč.
En önemlisi kendine güvenmek.Sebedůvěra je klíčová.
En önemlisi kendine güvenmek.Selbstvertrauen ist der Schlüssel.
En önemlisi kendine güvenmek.Tự tin là bí quyết.
En önemlisi kendine güvenmek.Η αυτοπεποίθηση είναι το κλειδί.
En önemlisi kendine güvenmek.Впевненість - ключ до успіху.
En önemlisi kendine güvenmek.Главное — это уверенность.
En önemlisi kendine güvenmek.Самоувереността е от ключово значение.
En önemlisi kendine güvenmek.ביטחון עצמי הוא המפתח.
En önemlisi kendine güvenmek.الثقة مفتاح كل شيء
En önemlisi kendine güvenmek.ある服が似合うと思ったら
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?¿Acaso necesitamos que nuestros médicos nos embauquen?
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?Dar oare trebuie să mizăm că doctorii ne vor păcăli?
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?Ma dobbiamo contare sul fatto che i nostri medici ci ingannino?
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?Όμως πρέπει να βασιζόμαστε στους γιατρούς μας να μας ξεγελάσουν;
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?Но стоит ли нам рассчитывать, чтобы наши врачи обманывали нас?
Fakat, doktorların bizi aldatmasına güvenmek zorunda mıyız?אבל האם אנחנו צריכים לסמוך על הרופאים שלנו שיהונו אותנו?
Güvenmekten VazgeçAvlägsna pålitlighet
Güvenmekten VazgeçElimină autorizarea
Güvenmekten VazgeçEliminar confianza
Güvenmekten VazgeçFjern tillid
Güvenmekten VazgeçNicht mehr vertrauen
Güvenmekten VazgeçRemover a Confiança
Güvenmekten VazgeçRimuovi Fiducia
Güvenmekten VazgeçSupprimer la confiance
Güvenmekten VazgeçЗняти довіру
Güvenmekten VazgeçУдалить доверие
Güvenmek zorunda da değilsin.Dat moet je ook niet doen.
Güvenmek zorunda da değilsin.Det behöver du inte göra.
Güvenmek zorunda da değilsin.Det behøver vi heller ikke.
Güvenmek zorunda da değilsin.Kita tak perlu khawatir.
Güvenmek zorunda da değilsin.Nincs miért.
Güvenmek zorunda da değilsin.No es necesario.
Güvenmek zorunda da değilsin. Silahlı olan biziz..אנחנו לא צריכים לסמוך עליהם .אנחנו חמושים
Güvenmek zorunda da değilsin. Silahlı olan biziz.لست بحاجة لذلك ، نحن مسلحون
Güvenmek zorunda da değilsin.Ηρέμησε.
Güvenmek zorunda da değilsin.А и не трябва.
Güvenmek zorunda da değilsin.Че ние не се нуждаем.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A hit pedig a reménylett dolgoknak valósága, és a nem látott dolgokról való meggyõzõdés.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A viera je podstatou toho, na čo sa človek nadeje, presvedčením o veciach, ktoré sa nevidia.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A wiara jest gruntem tych rzeczy, których się spodziewamy i dowodem rzeczy niewidzialnych.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.믿음은 바라는 것들의 실상이요 보지 못하는 것들의 증거니
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.La fede è fondamento delle cose che si sperano e prova di quelle che non si vedono
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.La fe es la constancia de las cosas que se esperan y la comprobación de los hechos que no se ven
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men Tro er en Fortrøstning til det, som håbes, en Overbevisning om Ting, som ikke ses.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men tro er full visshet om det som håpes, overbevisning om ting som ikke sees.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men tron är en fast tillförsikt om det som man hoppas, en övertygelse om ting som man icke ser.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Mutta usko on luja luottamus siihen, mitä toivotaan, ojentautuminen sen mukaan, mikä ei näy.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Ora, a fé é o firme fundamento das coisas que se esperam, e a prova das coisas que não se vêem.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Or la foi est une ferme assurance des choses qu`on espère, une démonstration de celles qu`on ne voit pas.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Vera pa je trdno pričakovanje tistega, kar upamo, uverjenje o stvareh, ki jih ne vidimo.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Víra pak jest nadějných věcí podstata, a důvod neviditelných.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Ειναι δε η πιστις ελπιζομενων πεποιθησις, βεβαιωσις πραγματων μη βλεπομενων.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Вера же есть осуществление ожидаемого и уверенность в невидимом.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Віра ж єсть підстава того, на що вповаємо, доказ (певність) річей невидимих.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Защото очакваше града, който има вечни основи, на който архитект и строител е Бог.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.כי האמונה היא חסן הבטחון במקוה והוכחת דברים לא נראים׃
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.واما الايمان فهو الثقة بما يرجى والايقان بامور لا ترى.
İlgili Sayfalar