Hiçbir zaman araba satıcılarına veya politikacılara güvenme.自動車セールスマンと政治家は信じちゃいけない。
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Aby právo bylo stupínkem svobody, musí v něj lidé věřit.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Aby prawo mogło być trybuną wolności, ludzie muszą, ludzie muszą ufać prawu.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Aby pre ľudí boli zákony platformou slobody, musia zákonom dôverovať.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Affinché la legge sia piattaforma di libertà, la gente deve fidarsi.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.C'est simple, pour que la loi soit une plateforme de liberté, les gens doivent avoir confiance en elle.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Damit das Gesetz die Basis der Freiheit sein kann, müssen ihm die Menschen vertrauen.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Để luật pháp trở thành nền tảng của sự tự do người dân phải tin tưởng nó.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Hogy a jog lehessen a szabadság platformja, az embereknek bízni kellene benne.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.법이 자유의 장이 되려면 사람들이 법을 신뢰해야만 합니다.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.La gente, para que la ley sea la plataforma de la libertad, la gente tiene que confiar en ella.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Om de wet een platform voor vrijheid te laten zijn moeten mensen erop kunnen vertrouwen.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Pentru ca legea să fie baza libertăţii, Oamenii trebuie să aibă încredere în ea.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Για να μπορέσει ο νόμος να είναι η πλατφόρμα για την ελευθερία, οι άνθρωποι πρέπει να τον εμπιστεύονται.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.За да бъде законът платформата за свобода, хората трябва да му се доверяват.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.Люди, чтобы закон был основанием свободы, люди должны доверять ему.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.כדי שהחוק יהיה פלטפורמה לחירות, על אנשים לבטוח בו.
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.ثقة الناس في القانون .. كمنصة للحرية على الناس ان تثق به
Hukukun bir ozgurluk platformu haline gelmesi icin insanlarin guvenmesi gerek.人々の信頼を得なければなりません これが私からの第2の提案です
İlerleyen haftalarda Cristina fotoğraf konusunda... ...gittikçe kendine güvenmeye başladı.A következő hetekben, Cristina egyre magabiztosabb lett, mint fotográfus.
İlerleyen haftalarda Cristina fotoğraf konusunda... ...gittikçe kendine güvenmeye başladı.Durante las siguientes semanas... ...Cristina se volvió más y más segura de sí misma como fotógrafa.
İlerleyen haftalarda Cristina fotoğraf konusunda... ...gittikçe kendine güvenmeye başladı.Nas semanas seguintes, Cristina ficou muito mais segura como fotógrafa.
İlerleyen haftalarda Cristina fotoğraf konusunda... ...gittikçe kendine güvenmeye başladı.خلال الأسابيع التالية أصبحت كريستينا واثقة من نفسها أكثر كمصورة
İlk günden sana güvenmemiştim.Din prima seară. N-aveam încredere în tine.
İlk günden sana güvenmemiştim.La primer noche que estuve en la casa, no confiaba en ti.
İlk günden sana güvenmemiştim.Natuurlijk.
İlk günden sana güvenmemiştim.بالطبع بحثت في أغراضك، في أول ليلة كنت في المنزل لم أثق بك
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A hit pedig a reménylett dolgoknak valósága, és a nem látott dolgokról való meggyõzõdés.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A viera je podstatou toho, na čo sa človek nadeje, presvedčením o veciach, ktoré sa nevidia.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.A wiara jest gruntem tych rzeczy, których się spodziewamy i dowodem rzeczy niewidzialnych.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.믿음은 바라는 것들의 실상이요 보지 못하는 것들의 증거니
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.La fede è fondamento delle cose che si sperano e prova di quelle che non si vedono
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.La fe es la constancia de las cosas que se esperan y la comprobación de los hechos que no se ven
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men Tro er en Fortrøstning til det, som håbes, en Overbevisning om Ting, som ikke ses.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men tro er full visshet om det som håpes, overbevisning om ting som ikke sees.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Men tron är en fast tillförsikt om det som man hoppas, en övertygelse om ting som man icke ser.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Mutta usko on luja luottamus siihen, mitä toivotaan, ojentautuminen sen mukaan, mikä ei näy.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Ora, a fé é o firme fundamento das coisas que se esperam, e a prova das coisas que não se vêem.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Or la foi est une ferme assurance des choses qu`on espère, une démonstration de celles qu`on ne voit pas.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Vera pa je trdno pričakovanje tistega, kar upamo, uverjenje o stvareh, ki jih ne vidimo.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Víra pak jest nadějných věcí podstata, a důvod neviditelných.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Ειναι δε η πιστις ελπιζομενων πεποιθησις, βεβαιωσις πραγματων μη βλεπομενων.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Вера же есть осуществление ожидаемого и уверенность в невидимом.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Віра ж єсть підстава того, на що вповаємо, доказ (певність) річей невидимих.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.Защото очакваше града, който има вечни основи, на който архитект и строител е Бог.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.כי האמונה היא חסן הבטחון במקוה והוכחת דברים לא נראים׃
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.واما الايمان فهو الثقة بما يرجى والايقان بامور لا ترى.
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.信 就 是 所 望 之 事 的 實 底 、 是 未 見 之 事 的 確 據
İman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır.信 就 是 所 望 之 事 的 實底 、 是 未 見 之 事 的 確據
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Älkää uskoko ystävää, älkää luottako uskottuun; vaimolta, joka sylissäsi lepää, varo suusi ovet.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.higyjetek a barátnak; ne bízzatok a tanácsadóban; az öledben ülõ elõtt [is] zárd be szádnak ajtaját.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.너희는 이웃을 믿지 말며 친구를 의지하지 말며 네 품에 누운 여인에게라도 네 입의 문을 지킬지어다
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Nedověřujte se příteli, nedoufejte v vůdce; před tou, jenž leží v lůnu tvém, ostříhej dveří úst svých.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Neverte priateľovi, nenadejte sa na vodcu; pred tou, ktorá leží v tvojom lone, stráž dvere svojich úst.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Ne verujte prijatelju, ne zanašajte se na zaupnika; varuj vrata svojih ust pred njo, ki ti leži v naročju!
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Tro ikke eders Næste, stol ikke. på en Ven, vogt Mundens Døre for hende. du favner!
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Vertrouw niemand meer, zelfs niet uw beste vriend; ook uw vrouw kunt u niet in vertrouwen nemen.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.Не верьте другу, не полагайтесь на приятеля; от лежащей на лоне твоем стереги двери уст твоих.
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.אל תאמינו ברע אל תבטחו באלוף משכבת חיקך שמר פתחי פיך׃
İnanmayın komşunuza, Dostunuza güvenmeyin. Koynunuzda yatan karınızın yanında bile Sıkı tutun ağzınızı.لا تأتمنوا صاحبا لا تثقوا بصديق. احفظ ابواب فمك عن المضطجعة في حضنك.