Bütün bunlara karşın Tanrınız RABbe güvenmediniz.ولكن في هذا الامر لستم واثقين بالرب الهكم
Bütün bunlara karşın Tanrınız RABbe güvenmediniz.你 們 在 這 事 上 卻 不 信 耶 和 華 你 們 的 神
Bütün bunlara karşın Tanrınız RABbe güvenmediniz.你 們 在 這事 上 卻 不 信 耶和華 你 們的神
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Ils n'avaient pas confiance en la Grande-Bretagne.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.그들은 그레이트 브리튼 (영국, 스코틀랜드, 웨일즈) 을 믿을 수 없었습니다
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Não confiavam na Grã-Bretanha.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Nemohli dôverovať Veľkej Británii.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Nevěřili Velké Británii.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Nie ufali Wielkiej Brytanii.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Nu aveau încredere în Marea Britanie.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Sie vertrauten Grossbritannien nicht.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Zij vertrouwden Groot-Brittannië niet.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.Вони не довіряли Великій Британії.
Büyük Britanya'ya güvenmediler.لم يثقوا ببريطانيا العظمى
Büyük Britanya'ya güvenmediler.他の国が、安全に避難できる場所を与えてくれると
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Als hij me het gevoel gaf... dat er problemen waren, geloofde ik hem.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Así que, cuando el me da la impresión de que... habría problemas, yo le creía.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Así que, cuando el me da la impresión de que... habría problemas, yo le creía.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Ele é do tipo que quando me dá a impressão de que havia problemas, Eu acreditava nele.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Så, du vet, när han slags ger mig intrycket att det fanns problem, Jag tror honom.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Szóval amikor azt a benyomást keltette, hogy probléma van, akkor hittem neki.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Takže, víte, když mi naznačuje, jak to mám vidět, a že tam byly problémy, věřil jsem mu.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Więc jeśli widziałem, że coś mu nie pasuje, że coś jest nie tak, wierzyłem mu.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Έτσι, ξέρεις, όταν μου έδινε την εντύπωση ότι υπήρχαν προβλήματα, τον πίστευα.
Bu yüzden, bir problem çıkarsa ona güvenmem gerektiği... ...izlenimini veriyordu.Дакле, када би ми ставио на знање да постоји... неки проблем, ја сам му веровао.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Also müssen wir uns da noch auf illegale Methoden zur Informationsbeschaffung, auf Datenlecks, verlassen.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Dus vertrouwen we nog steeds op onwettige manieren om informatie te vergaren, via lekken.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Încă trebuie să ne bazăm pe căi nelegitime de a obţine informaţii, prin intermediul scurgerilor de informaţii.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.불법적인 방법을 통해 정보를 얻어야 하죠. 유츌 자료 같은 겁니다.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Nous sommes obligés d'avoir recours à des méthodes illicites pour obtenir des informations, les fuites.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Perciò dobbiamo affidarci a modalità illegali per avere le informazioni, attraverso fughe di notizie.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Tak pořád musíme spoléhat na protiprávní cestičky, jako úniky informací.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Vậy là ta vẫn phải dựa vào những cách "bất hợp pháp" để có thông tin, qua rò rỉ.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Έτσι εξακολουθούμε να βασιζόμαστε σε παράνομους τρόπους για να πάρουμε πληροφορίες, μέσω διαρροών.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.И нам по-прежнему приходится полагаться на незаконные способы получения информации — через утечки.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.Тому нам доведеться отримувати інформацію незаконним шляхом, від інформаторів.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.דרכים לא חוקיות של קבלת מידע, באמצעות הדלפות.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.الطرق غير الشرعية في الحصول على المعلومات ، عبر التسريبات.
Bu yüzden halâ bilgiye ulaşmak için yasal olmayan yollara güvenmek zorunda kalıyoruz, sızıntılar vasıtasıyla.情報リークなど 違法な手段に頼る他ないのが現状です 例えば ガーディアン紙が アフガン戦争について
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;(43:7) ибо не на лук мой уповаю, и не меч мой спасет меня;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;(44:7) Car ce n`est pas en mon arc que je me confie, Ce n`est pas mon épée qui me sauvera;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Általad verjük le szorongatóinkat; a te neveddel tapodjuk le támadóinkat.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Căci nu în arcul meu mă încred, nu sabia mea mă va scăpa;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Denn ich verlasse mich nicht auf meinen Bogen, und mein Schwert kann mir nicht helfen;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Ker na lok svoj se ne zanašam, in meč moj me ne reši.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;나는 내 활을 의지하지 아니할 것이라 내 칼도 나를 구원치 못하리이다
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Med din hjälp kunna vi stöta ned våra ovänner och i ditt namn förtrampa våra motståndare.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;No confiaré en mi arco, ni mi espada me librará
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Per te abbiamo respinto i nostri avversari nel tuo nome abbiamo annientato i nostri aggressori
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Pois não confio no meu arco, nem a minha espada me pode salvar.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Przez cię nieprzyjaciół naszych porażaliśmy; w imieniu twojem deptaliśmy powstawających przeciwko nam.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Sebab aku tidak mengandalkan panahku, pedangku pun tak akan menyelamatkan aku
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Sinun avullasi me syöksemme ahdistajamme maahan, sinun nimessäsi me tallaamme vastustajamme.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;thi ej på min Bue stoler jeg, mit Sværd kan ikke give mig Sejr;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Ved dig skal vi nedstøte våre fiender, ved ditt navn skal vi nedtrede dem som reiser sig imot oss.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Vì tôi chẳng nhờ cậy cung tôi, Thanh gươm tôi cũng sẽ chẳng cứu tôi đâu;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Vì tôi chẳng nhờ_cậy cung tôi , Thanh gươm tôi cũng sẽ chẳng cứu tôi đâu ;
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;V tebe pokolieme svojich protivníkov a v tvojom mene pošliapeme tých, ktorí povstávajú proti nám.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;V toběť jsme protivníky naše potírali, a ve jménu tvém pošlapávali jsme povstávající proti nám.
Çünkü ben yayıma güvenmem, Kılıcım da beni kurtarmaz;Διοτι δεν θελω ελπισει επι το τοξον ουδε η ρομφαια μου θελει με σωσει.