Ana içeriğe geç
Sözlük

güvenme ile cümle

güvenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başkalarına güvenmemiz ve süreci en iyi şekilde şekillendirmemiz gerek.עלינו להסתמך על אחרים, ולעצב את התהליך הכי טוב שאפשר.
Başkalarına güvenmemiz ve süreci en iyi şekilde şekillendirmemiz gerek.يجب ان نعتمد على الآخرين, وان نشكل العملية في أفضل شكل مممكن
Başkalarına güvenmemiz ve süreci en iyi şekilde şekillendirmemiz gerek.私はブロンクスで育ちました 敗者になるな、闘いで
Bazen 'Güvenmek' diyebilirsin, genel mantığa uygun olarak. Ama bağımlı olmak olarak değil.A veces puedes decir "contar con", en términos de sentido común, pero no depender de esa manera.
Bazen 'Güvenmek' diyebilirsin, genel mantığa uygun olarak. Ama bağımlı olmak olarak değil.Não dependendentes.
Bazen 'Güvenmek' diyebilirsin, genel mantığa uygun olarak. Ama bağımlı olmak olarak değil.Parfois on pourrait dire, compter, au sens commun mais pas dépendre de cette façon .
Bazen 'Güvenmek' diyebilirsin, genel mantığa uygun olarak. Ama bağımlı olmak olarak değil.Včasih lahko rečemo, da se zanesemo na nekoga, vendar ne smemo biti odvisni.
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Chiar vreau să vă duc pe toţi mai sus, credeţi-mă.
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Ik wil echt dat u allen me nemen, vertrouwt mij.
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Opravdu chci, vìøte mi.
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum. Sana amerikalı aptal gibi mi gözüküyorum?De veras quiero elevarlos, confíen en mí. ?Acaso parezco un idiota estadounidense?
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Tôi thực sự muốn có tất cả các bạn cao hơn, tin tưởng tôi.
Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Θέλω να σας πάω όλους ψηλότερα, πιστέψτε με.
Ben gerçekten senin ben istiyorum. Ben gerçekten senin bana güvenmeni istiyorum.Res si želim, da bi si me vsi želeli. resnično vas želim povzdigniti, zaupajte mi.
Bilmekten sonra en önemli şey güvenmektir.Dupã cunoaºtere, încrederea e cel mai important lucru.
Bilmekten sonra en önemli şey güvenmektir.Mais c'est plus important de croire que de savoir.
Bilmekten sonra en önemli şey güvenmektir.Nach dem Wissen ist Vertrauen am wichtigsten.
Bilmekten sonra en önemli şey güvenmektir.Po wiedzy, zaufanie to najważniejsza rzecz..
Bilmekten sonra en önemli şey güvenmektir.Μετά απο το να ξέρεις, το να εμπιστεύεσαι είναι το πιο σημαντικό πράγμα.
Bir Sertifika Otoritesine (CA) güvenmeden önce sertifikanın güvenilirliğini doğrulamalısınız.Før du stoler på en sertifikatmyndighet (CA) bør du sjekke at sertifikatet er autentisk.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Általában bizalmatlanok vagyunk a halmazok közötti dolgokkal szemben.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.De obicei nu avem încredere în zonele care se află între lucruri.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Di solito non ci fidiamo di queste zone. che stanno "fra" le cose.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.En général, nous nous méfions de ces zones qui tombent entre les choses.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Kita biasanya tidak percaya dengan daerah-daerah semacam itu daerah yang diapit oleh tempat-tempat lain
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.일반적으로 건물 사이에 위치한 이런 장소를 저흰 그다지 신뢰하질 않아요.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Na ogół nie ufamy miejscom, które wypadają pomiędzy rzeczami.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Normalerweise misstrauen wir Bereichen, die zwischen Dingen liegen.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Nós normalmente desconfiamos das áreas que se encontram no limiar das coisas.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Oblastem "mezi" obvykle nedůvěřujeme.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Thường thì chúng ta không tin vào những khu vực mà lọt thỏm giữa những thứ khác như thế này.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Usualmente desconfiamos de esas áreas que están ubicadas entre objetos.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Vi misstror vanligen de områden som faller mellan saker.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.We wantrouwen meestal de plekken die tussen dingen in vallen.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Συνήθως νιώθουμε καχυποψία για όσα μέρη βρίσκονται μεταξύ δύο πραγμάτων.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Зазвичай, ми не довіряємо місцям, які знаходяться між чимось.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Ние се отнасяме с подозрение към тези пространства, които остават между нещата.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.Обычно мы не доверяем местам, которые находятся между чем-то.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.אנו בדרך כלל חשדניים לגבי אזורים כאלה שנופלים בין קטגוריות.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.نحن عادة ما نرتاب من تلك الأماكن المحشورة بين الأشياء.
Birşeylerin arasında kalan bölgelere bizler genellikle pek güvenmeyiz.そのような場所はジンのような 超自然的な生き物の棲家で
Bir takım olmamızı istiyorsan, ...bana güvenmelisin.Se quiser trabalhar em equipe... terá que confiar em mim.
Bir takım olmamızı istiyorsan, ...bana güvenmelisin.Ако искаш да работиш в екип ... Трябва да ми се довериш.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Jag vet att ni inte litar på oss men ni kan hålla oss bundna.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Jeg ved, at I ikke stoler på os, men I kan holde os bundet.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Sei que não confiam em nós, não nos importamos que nos levem algemados.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Sé que no confiáis en nosotros, así que no nos importa que nos llevéis esposados.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.So che non vi fidate di noi, perciò portateci pure via in manette.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Tiedän, että ette luota meihin, joten voitte jättää käsiraudat.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Wiem, że nam nie ufacie, więc nie mamy nic przeciwko więzom.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Ξέρω ότι δεν μας εμπιστεύεστε. Αφήστε μας δεμένους, δεν μας πειράζει.
Bize güvenmediğinizi biliyorum, bu yüzden kelepçeli götürmenizde mahzur yok.Я знаю, вы нам не доверяете, и мы не против, если вы наденете на нас наручники.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Ahelyett, hogy bíznánk benne, félünk tőle.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Also anstatt ihm zu vertrauen, fürchten wir uns vor ihm.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Aşa că în loc să ne încredem în ea, ne temem de ea.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Bukannya mempercayai, kita malah takut pada makanan.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Dus, in plaats van het te vertrouwen, vrezen we het.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Em vez de confiar nela, temos receio dela.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.En lugar de eso, la tememos.
Böyle olunca güvenmek yerine onlardan korkuyoruz.Et donc, au lieu de lui faire confiance nous en avons peur.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod