Ben kimseye güvenmedim.I didn't trust anybody.
Sanırım ben güvenli bir şoförüm.I think I'm a safe driver.
Ben hiç kimseye güvenmedim.I trusted nobody.
Kendime güvenim var.I have confidence.
Güvenilmez görünüyorsun.You seem unreliable.
Ben çok güvensizim.I'm very insecure.
Sen güvenli bir yerdesin.You are at a safe place.
Fazladan bir önlem olarak, Fadıl evinin dışına güvenlik kameraları yerleştirdi.As an extra precaution, Fadil installed surveillance cameras outside his house.
Fadıl güvenli bir kasabada yaşıyor.Fadil lives in a safe town.
Kimse, Fadıl'ın paranoyasından güvende değildi.No one was safe from Fadil's paranoia.
Fadıl ilaca güvenmedi.Fadil didn't trust the medication.
Fadıl güvenilir bir cerrahtı.Fadil was a trusted surgeon.
Rab'be güven.Trust in the Lord.
Fadıl insanların güvenini kazandı.Fadil gained the trust of people.
Fadıl, Leyla'ya tamamen güveniyordu.Fadil trusted Layla completely.
Burada güvende olacağımI'll be safe here.
Sizin oldukça güvenilir olduğunuzu duydum.I've heard that you're quite reliable.
Tom senin güvende olduğunu bilmekten mutlu olacaktır.Tom will be happy to know that you're safe.
Burada güvenmen gereken kişi Tom'dur.Tom is the one here that you should trust.
Biz Tom'a güvenedik ama o bizi hayal kırıklığına uğrattı.We counted on Tom, but he let us down.
Tom bana senin güvenilmez olduğunu söyledi.Tom told me that you're unreliable.
Tom, Mary'ye ona güvenmediğini söyledi.Tom told Mary he didn't trust her.
Sami, Leyla'ya tamamen güveniyordu.Sami trusted Layla completely.
Ben güvenilir bir kişiyim.I'm a trustworthy person.
Eğer insanlar onun için savaşmazsa, özgürlük asla güvenli olamaz.Freedom can never be secure if people don't fight for it.
Bu mahalle çok güvenlidir.This neighborhood is very safe.
Tom çok güvenilir olmadığını söylüyor.Tom says you're not very dependable.
Tom çok güvenilir ve inanılır.Tom is very dependable and reliable.
Tom, Mary'ye tamamen güvendiğini söylüyor.Tom says he trusts Mary completely.
Senin güvenilmez olduğunu duydum.I heard that you're undependable.
Tom senin çok güvenilir olduğunu söylüyor.Tom says you're very dependable.
Güvenliğiniz hakkında endişeleniyorum.I'm worried about your safety.
Tom, Mary'ye tamamen güvendi.Tom trusted Mary completely.
Herkes Tom'a güveniyor.Everybody trusts Tom.
Tom, Mary'ye tamamen güveniyor.Tom trusts Mary completely.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi çok önemli bir organizasyondur.The United Nations Security Council is a very important organisation.
O benim sahip olmadığım bir şeye sahip: güven.He has something I don't: confidence.
Kendi düşüncelerine sahip olmayan insanlara güvenmiyorum.I don't trust people who don't have their own thoughts.
Tom, Mary'nin güvenliğinden sorumludur.Tom is responsible for Mary's safety.
İçgüdülerinize güvenmeyi öğrenin.Learn to trust your instincts.
Kimseye güvenemezsin ya da inanamazsın.You can't trust or believe anyone.
Tom'un güvenliği konusunda endişelendim.I was concerned about Tom's safety.
Tom'un saklanmak için güvenli bir yere ihtiyacı vardı.Tom needed somewhere safe to hide out.
Tom'un kalacak güvenli bir yere ihtiyacı vardı.Tom needed somewhere safe to stay.
Bu karayolunun bir güvenlik şeridi var.This highway has a shoulder.
Bilime güveniyorum.I trust science.
Ben rahibime güveniyorum.I trust my priest.
O, kendisi hariç kimseye güvenmez.He doesn't trust anyone except himself.
Hükümetlere güvenmiyorum.I don't trust governments.
Ben hükümetime güvenmiyorum.I don't trust my government.
Hükümetime güvenmiyorum.I do not trust my government.
Bisikletimi güvenli bir yere koydum.I put my bike in a safe place.
O aslında kulağa inandırıcı gelmiyor ama sana güveniyorum.That doesn't sound really convincingly, but i trust you.
Öyle bir adama güvenebilir miyiz?Can we trust a man like that?
Güvenliği aramam gerekiyor mu?Do I need to call security?
İçgüdülerime güvendiğim için mutluyum.I'm glad I trusted my instincts.
Leyla içgüdülerine güveniyordu.Layla trusted her instincts.
O konuda bana güven.Trust me on that one.
Ona güvendim ve o beni arkadan bıçakladı.I trusted him, and he stabbed me in the back.
Ona güvendim ve o beni sırtımdan bıçakladı.I trusted her, and she stabbed me in the back.