Eğer birbirimize güvenemezsek, kime güvenebiliriz?If we can't trust each other, who can we trust?
Ebeveynlerime güvenemezsem, kime güvenebilirim?If I can't trust my parents, who can I trust?
Artık Tom'a güvenmiyorum.I don't trust Tom anymore.
Ben artık hiç kimseye güvenemem.I can't trust anyone anymore.
Hiç kimseye güvenmemelisin.You shouldn't trust anyone.
Neden Tom'a güvenmemem gerektiğini düşünüyorsun?Why do you think I shouldn't trust Tom?
İçgüdüne güvenmelisin.You should trust your gut instinct.
O şimdiye kadar tanıştığım en güvenilmez insanlardan biri.She is one of the most untrustworthy people I have ever met.
Onlar, şimdiye kadar tanıştığım en güvenilmez insanlar bazıları.They are some of the most untrustworthy people I have ever met.
Bizim çok güvenimiz var.We've got a lot of confidence.
Biz herkesi güvencede tutmak istiyoruz.We want to keep everybody safe.
Bana her türlü güvenebilirsin.You can have every confidence in me.
Sen Tom ile güvenli olacaksın.You'll be safe with Tom.
Kendimi Tom'la güvende hissediyorum.I feel safe with Tom.
Tom Mary'ye güvenemiyor.Tom can't trust Mary.
Güvende olduğunu bilmek istiyorum.I want to know you're safe.
Oraya vardığında beni ara, böylece güvende olduğunu bileyim.Call me when you get there, so I know you're safe.
Onu yapmak için güvenim yok.I don't have the confidence to do that.
Birbirimize güvenmeyi öğrenmek zorundayız.We have to learn to trust each other.
Onu kendim yapacak güvene sahip değilim.I don't have the confidence to do that by myself.
Burada çok güvende hissediyorum.I feel very safe here.
Artık güvenli bir yerdeyim.I'm in a safe place now.
Sana güvenip güvenmeyeceğimi bilmiyorum.I don't know if I trust you.
Tom Boston'da güvende hissetmedi.Tom didn't feel safe in Boston.
Nispeten güvenli bir semtte yaşıyorum.I live in a relatively safe neighborhood.
Sana güvenebilip güvenemeyeceğimi bilmiyorum.I don't know if I can trust you.
Tom'un güvende olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if Tom is safe or not.
Sezime güveniyorum.I trust my intuition.
Tom başka birine güvenmek istemedi.Tom didn't want to rely on anyone else.
Tom başkasına güvenmek istemedi.Tom didn't want to rely on anyone else.
Tom, güvenilemeyen biridir.Tom is someone who can't be trusted.
Tom güvenebileceğin biri değil.Tom isn't someone you can rely on.
Şimdi tekrar kendime güveniyorum.I've got my confidence back now.
Sana bir sırla güveneceğim.I will trust you with one secret.
Saklanacak güvenli bir yer bulmamız gerekir.We need to find a safe place to hide.
Gizlenmek için güvenli bir yer bulmamız gerek.We need to find a safe place to hide.
O örgüt hiçbiri güvenilir olamayacak kadar çok bilgiyi yaymaktadır.That organization disseminates a lot of information, none of which can be trusted.
Kendimi Boston'da çok güvende hissettiğimi söylemek zorundayım.I have to say I felt very safe in Boston.
Mükemmel biçimde güvenlidirler, değil mi?They're perfectly safe, aren't they?
Bütün o çocuklara güvenim var.I have confidence in all those guys.
Sosyal güvenlik numaranız nedir?What's your social security number?
Birlikte daha güçlü ve daha güvendeyiz.We're stronger and safer together.
Onların güvenleri haklı çıktı.Their confidence proved justified.
Tüketici güveni azalıyor.Consumer confidence is plummeting.
Bizim güvenimiz son derece yüksek.Our confidence is extremely high.
Bu güvensiz bir ortam yarattı.It created an unsafe environment.
Tüketici güveni arttı.Consumer confidence has improved.
Bizler kendine güvenen bir grup adamız.We're a confident group of guys.
Halk zaten bizi güvenmiyor.The public already distrusts us.
Tom çok güvenilir ve bağışlayıcıdır.Tom is very trusting and forgiving.
Tüketici güveni kritiktir.Consumer confidence is critical.
Evlerimizde güvende olmamız gerek.We should be safe in our homes.
Şaşırtıcı bir şekilde kendimi çok güvende hissettim.Surprisingly, I felt very safe.
Tom hiç güvence vermiyor.Tom's not making any guarantees.
Tom kendi güvenliği için endişelidir.Tom is concerned for his safety.
Tom kendi güvenliği için kaygılıdır.Tom is concerned for his safety.
Tom hiç güven eksikliği yaşamıyor.Tom has never lacked confidence.
Daha fazla güvene sahip olmak zorundayım.I have to have more confidence.
Tom güvenini kaybetmedi.Tom hasn't lost his confidence.
Güvenlik de bir zorluktu.Security was also a challenge.