Japonya, petrol için Arap ülkelerine güvenir.Japan relies on Arab countries for oil.
Beyaz güvercinler güzel kuşlardır.White doves are pretty birds.
Havaalanında güvenlik bomba patlama tehlikesinden beri artırıldı.Security at the airport has been stepped up since the bomb scare.
Güvercin uçup gitti.The pigeon has flown away.
Onun oldukça fazla kendine güveni var.He has a lot of confidence.
Onun sana ödünç para vermesine güvenme.Don't count on him to lend you any money.
Ne derse desin, ona güvenme.No matter what he may say, don't trust him.
Onun zengin olmasına asla güvenmedim.I never counted on his being rich.
Onun dakik olmasına güvenebilirsin.You can rely upon his being punctual.
Onun dakikliğine güvenemezsin.You cannot calculate on his punctuality.
Onun güvenirliği konusunda sizi temin ederim.I can assure you of his reliability.
Onun doğruyu söyleyeceğine güvenebilirsin.You can count on him to tell the truth.
Onun güvende olduğunu duyduğum için rahatladım.I was relieved to hear that he was safe.
Onunla birlikte güvenli hissediyorum.I feel secure with him.
O güvenilir olabilir.He can be trusted.
Onun kanıtlanmış yeteneğine güvenebilirsin.You can rely on his proven ability.
Onun güvenliği hakkında endişeliyim.I'm anxious about his safety.
Onun yardımına güvenmeyin.Don't count on his assistance.
Onun yardımına güvenme.Don't rely on his help.
Onun söylediğine tamamen güvenmiyorum.I don't quite believe what he says.
Onun yardımına güvenemezsin.You can't rely on his help.
Yardım için ona güveniyoruz.We look to him for help.
Onun karakteri hakkında daha çok şey bilseydim, ona güvenmezdim.Had I known more about his character, I would not have trusted him.
Onun yeteneğine her türlü güveniyorum.I have every confidence in his ability.
Onun sözüne güvenilemez.His promise cannot be relied on.
Onun cesareti ona güvenmem için beni yeterince etkiledi.His courage impressed me enough for me to trust him.
O, dosyayı güvenli bir yer olduğunu düşündüğü şeyin içine sakladı.He concealed the file in what he thought was a safe place.
O, bildiğim kadarıyla, güvenilir bir arkadaştır.He is, so far as I know, a reliable friend.
O, her zaman diğer insanlara güvenir.He always relies on other people.
Onun gözyaşları hikayeye daha güven verdi.Her tears gave more credence to the story.
O Yunan edebiyatında güvende gibi görünüyor.He seems to be at home in Greek literature.
Sınıftaki herkes tarafından ona güvenilir.He is relied on by everyone in the class.
Bütün kapıların güvenli bir şekilde kapatılıp kapatılmadığını kontrol etti.He checked that all the doors were safely shut.
Çok kibar olsa bile ona kesinlikle güvenmiyorum.Even if he's very nice, I don't really trust him.
Onun kendisine büyük güveni var.He has great confidence in himself.
Kendine az güveni var.He has little confidence in himself.
Mademki o, işinden ayrıldı ona güvenemem.Now that he has quit his job, I can't depend on him.
Sık sık yalan söyler, o güvenilmezdir.As he often tells lies, he is not to be relied on.
Ona sır vermek için erkek kardeşine yeterince güvenmiyordu.He didn't trust his brother enough to confide in him.
O, güvenimizi kötüye kullandı.He abused our trust.
Güvenimizi suistimal etti.He abused our trust.
İnatçıydı ama diğer yandan güvenilirdi.He was too obstinate, but on the other hand he was reliable.
Birkaç hesabı güvenceye alabildi.He has managed to secure several accounts.
Mali bakımdan karısına güveniyor.He relies on his wife financially.
O, asla yardımıma güvenmez.He never counts on my help.
O kesinlikle güvenilir bir adam değil.He is anything but a reliable man.
Onun yirminci yüzyılda en büyük piyanist olduğu güvenli bir şekilde söylenebilir.It may safely be said that he is the greatest pianist in the twentieth century.
Gerçekten güvenebileceğim tek arkadaş.He is the only friend I can really trust.
Onun yardımı bana güvence verdi.He assured me of his help.
O, benim paramı çalmaz, ona güvenim var.He will not steal my money; I have faith in him.
Ona olan güvenime ihanet etti.He betrayed my confidence in him.
Sınavı geçme konusunda kendine güveniyor.He is confident that he will pass the examination.
Becerisine güveniyor.He has confidence in his ability.
Aşk ilişkisi hakkında bana güvendi.He confided in me about his love affair.
Deneyinde güvercinleri kullandı.He used pigeons in his experiment.
Ona güvenilemez.He cannot be trusted.
Ona güvenilebilir.He can be relied on.
O güvenilir bir adam değildir.He is not a man to be trusted.
O güvenilir bir kişi ve güçlü sorumluluk duygusu var.He is a reliable person and has a strong sense of responsibility.
Onun güvenilir bir adam olduğuna inanıyorum.I believe that he is a reliable man.