Gürültüde, bir pencere açıldı ve güzel bir kız dışarı baktı.At the noise, a window opened and a lovely maiden looked out.
Bu kadının temel karakter özellikleri gurur, kararlılık ve cesaretti.The fundamental character traits of this woman were pride, decisiveness, and courage.
Onlar yoğun bir yol yakınında yaşıyor ama şimdiye kadar gürültüye alışmış olmalılar.They live near a busy road, but must be used to the noise by now.
Onunla çok gurur duyuyor olmalısın.You must be so proud of her.
Onunla gurur duyuyor olmalısın.You must be so proud of him.
Gürcüce biliyor musunuz?Do you know Georgian?
Başardığımız için çok gururluyuz.We are very proud of what we have accomplished.
Onunla karşılaştırıldığında çok gürültücüydü.Compared with him, she is very noisy.
Onunla kıyasla çok gürültücüydü.Compared with him, she is very noisy.
Araçlar burada gürültülüler.The vehicles are noisy here.
Bu, Gürcistan hakkında bir kitaptır.This is a book about Georgia.
Çok gürültü olduğundan uyumakta zorlanıyorum.It's hard for me to sleep as there's so much noise.
Bir İtalyan olmakla gurur duyuyorum.I'm proud to be an Italian.
Bilek güreşi yapalım.Let's arm wrestle.
Bilek güreşi yapmak ister misin?Do you want to arm wrestle?
Bu gürültü dayanılmaz.This noise is unbearable.
Ona onunla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.I told him how proud I was of him.
Mary'ye onunla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.I told Mary how proud I was of her.
Tom'a onunla ne kadar gurur duyduğumu söyledim.I told Tom how proud I was of him.
Onlar omuz omuza güreş tutuyorlar.They are wrestling shoulder to shoulder.
Gürültü yüzünden uykuya dalamadım.I couldn't fall asleep because of the noise.
Tom arabasıyla gurur duyar.Tom is proud of his car.
Tom'un gür kaşları var.Tom has bushy eyebrows.
Çocuklar gürültülü.The boys are noisy.
Gürültüler sinirimi bozuyor.The noises are getting on my nerves.
Tuhaf bir gürültü duydum.I heard a strange noise.
Emily bana Gürcüce ders kitabını ödünç verdi.Emily lent me her Georgian textbook.
Gürcüce ders kitabını Emily'ye geri getirdim.I brought the Georgian textbook back to Emily.
Beni en çok rahatsız eden şey gürültüydü.What disturbed me the most was the noise.
Gürültüden uzak olarak, gölün önündeki egzotik bitkilerin yanında oturabilirsin.You can sit by the exotic plants in front of the lake, away from the noise.
Tüm bu gürültü nedir?What's all that noise?
O, gürültü yaptı.She made noise.
Bir gürültü duydu.She heard a noise.
Bu gurur duyulacak bir şey.That's something to be proud of.
Bu gürültüye daha fazla katlanamam.I can't put up with this noise any longer.
Yeni park şehrin gururudur.The new park is the pride of our city.
Aniden, sessizlik gürültülü bir patlamayla bozuldu.Suddenly, the silence was broken by a loud explosion.
Cornelius Gurlitt Naziler tarafından çalınan 1400 sanat eserini dairesinde saklamıştı.Cornelius Gurlitt had hidden 1400 works of art stolen by the Nazis in his apartment.
Daha ne kadar bu gürültüye katlanacağız?How much longer are we going to put up with this noise?
Yaptıklarınla gurur duymalısın.You should be proud of what you've accomplished.
Kendinizle gurur duymalısınız.You should be proud of yourselves.
Kendinle gurur duymalısın.You should be proud of yourself.
Kendimizle gurur duymalıyız.We should be proud of ourselves.
Gürcistan'da en düşük maaş nedir?What's the minimum salary in Georgia?
Tom profesyonel bir güreşçidir.Tom is a professional wrestler.
Tom profesyonel güreşi sever.Tom loves professional wrestling.
Bu gurur duyduğum bir şey değil.It's not something I'm proud of.
Çocuklarınla ne kadar gurur duyduğunu biliyorum.I know how proud you are of your children.
İşinle ne kadar gurur duyduğunu biliyorum.I know how proud you are of your work.
Hepimiz seninle çok gurur duyuyorduk.We were all so proud of you.
İkimiz de seninle gurur duyuyorduk.We were both proud of you.
Tom'la gurur duyuyorduk.We were proud of Tom.
Hepimiz sizinle gurur duyuyoruz.We're all proud of you.
Hepimiz seninle çok gurur duyuyoruz.We're all so proud of you.
Hepimiz Tom'la çok gurur duyuyoruz.We're all very proud of Tom.
Biz sizinle gurur duyuyoruz.We're proud of you.
Tom'la çok gurur duyuyor olmalısın.You must be so proud of Tom.
Oğlunla çok gurur duyuyor olmalısın.You must be very proud of your son.
Gerçekten kendinle gurur duyuyor olmalısın.You must really be proud of yourself.
Benimle gurur duymalısın.You should be proud of me.