gündem ile cümle
gündem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gündeme ilişkin yazılarının yanında bir de kitap yazmıştır.Позже она написала книгу об их отношениях.
Tüm taraftar grupları gibi zaman zaman yaptıkları gösterilerle gündeme gelirler.Мы все встаем за своими партами, когда она появляется.
Yeni Gündem.Новый День.
Trianon Antlaşması ülke gündemine geldi.Это же подтвердил и Трианонский договор.
Daha çok WWF'deki zamanları ile gündeme gelmiştir.События игры разворачиваются во времена WW2.
Bu tür teklifler 19. yüzyılda defalarca gündeme geldi.Эти выходы не раз наблюдали в XIX веке.
Oyuncu özel hayatıyla da birçok kere gündeme gelmiştir.Актрису неоднократно критиковали за образ жизни.
Vergilendirmenin adil olması, işsizlere yardım edilmesi gündeme getirilmiştir.Злобин по приезде действительно пообещал помочь.
Bu kapsamda ABD destekli askerî müdahale gündeme getirilmiştir.Эта помощь будет предоставлена в форме прямой военной интервенции США.
Oldukça eski olan bu denetim türü, ilk olarak 1803 tarihli Marbury vs. Madison davasında gündeme gelmiştir.Впервые данный принцип был закреплён в решении Верховного Суда по делу «Мэрбэри против Мэдисона» 1803 года.
Gündemde ilk o var.Сегодня её первое дежурство.
Savaş vergileri gündeme geldi.Религиозные войны привели к повышению налогов.
Kısa bir süre sonra anayasanın değiştirilmesi yolundaki isteklerini gündeme getirdi.Вскоре после этого они решили воплотить свой лозунг в жизнь.
1980'li yıllarda dönemin müzikal formlarına daha yakın bir yapı ile tekrar gündeme geldiler.В 1980-х годах внешний вид здания был изменён в духе времени.
2007 yılında bu konu gündeme gelip incelenmiştir.В 2007 году продолжила удивлять результатами.
Konu gündemde olduğunda, İsveç sendika hareketi çok bölünmüştü.عندما كانت القضية على جدول الأعمال ، كانت الحركة النقابية السويدية منقسمة جدًا.
Ardından "You" ile gündeme gelen Jackson, en son olarak da piyano pop şarkısı "Every Time"ı yayımladı.عقب ذلك ارتقت جاكسون الي البرنامج باغنيه "You" واخيرا نشرت أغنية البوب البيانو "Every Time" .
Eurovisiona gitmesi gündemdedir.ينسب إليه سفر يوئيل.
1870'lerden itibaren Türkçenin standart bir sözlüğünü oluşturma çalışmaları da imlâ konusunu gündeme getirdi.إلا أن الجهود التي بذلت في القاموس الأساسي للغة التركية اعتباراً من 1870 م، عملت على تنظيم الموضوع الإملائي.
Ayrıca gündeme dair konuları farklı yönleriyle ele alan dosyalar hazırlamıştır.و علاوة على ذلك فإنها تعد ملفات تتناول قضايا جدول الأعمال بطرق مختلفة.
Bu dönemde Avrupa liberalizmi ivme kazanmış; ekonomik, sosyal ve politik meseleler gündeme getirilmiştir.خلال هذه الفترة، تزايد نشاط الليبرالية الأوروبية وتضمنت أجندتها القضايا الاقتصادية والسياسية والاجتماعية.
Gündemde ilk o var.اليوم الجزء الأول منه موجود.
Yugoslavya'nın dağılması sonucu tekrar gündeme gelmiştir.وأصبح الخلاف يثير جدالاً بعد تفكك يوغوسلافيا.
Başkanlığı elinde bulunduran ülke, grubun gündemini belirler ve o yılki toplantı için ev sahipliği yapar.تضع الدولة الحائزة على الرئاسة الأجندة السنوية للمجموعة وتستضيف القمة لتلك السنة.
Açık sözlülüğüyle, basın ve spor yöneticileriyle anlaşmazlıklarıyla çokça gündeme gelmiştir.سلوكياته قد عملت على خلاف مع الصحافيين ومدراء الرياضة.
Terör gündemiyle toplanan TBMM'de çok sert tartışmalar yaşanmıştır.منذ فترة طويلة Tvind متورطة في الجدل.
Buna rağmen yapılan iddialar uzun süre gündemde kalsa da herhangi bir sonuç alınamayacaktır.وأي مبادرة يقومون بها فإنها لا تدوم طويلاً.
Sık sık Portekiz sömürgelerindeki durum Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda gündeme getirildi.الوجود الفرنسي في جزر القمر مُدان مرارا وتكرارا من قبل المجتمع الدولي.
"Asker Neden Hep Gündemde?"."لماذا اليوم العالمي للإذاعة؟" .
Toplantı birleşme gündemliydi.تقسيم هذه الشراكة لم تكن سهلة.
Gündemdeki toplantı daha küçük üç toplantıya bölünür.تم تقسيم عمل اللجنة إلى دورتين صغيرتين.
Ulusal seçimler periyot zamanda belirlendi ve iptal edildi; ülkenin gündemini hiçbir zaman işgal etmedi.ثم انتهى الموسمان التاليان بشكل مخيب للآمال: لم يتمكن بالفوز بأي لقب وطني.
Gündem Eğitim.درس من الزمن.
Bağdat’ta gündem darbe girişimi.ليلة سقوط بغداد.
Buna rağmen döneminin tarihçileri tarafından gündeme getirilmeyen çok sayıda olayla ilgili bilgi aktarır.هذا حتى لا يأخذ في الاعتبار مقدار النساء اللواتي ما زلن لا يبلغن عن قصصهن.
Herhangi bir eylemden verimli sonuç alabilmek için gündemli ve hazırlıklı bir katılım sağlarlar.ويجب التعامل مع كل خطوة بحذر واحترافية للوصول إلى النتائج المطلوبة.
Yeni Gündem.النهار الجديد.
Nazi dönemine ilişkin yazıları ile gündeme gelmiştir.منعت كتبها أثناء العهد النازي.
Bir röportaj sırasında potansiyel bir turne planını da gündeme getirdi.Durante a entrevista, ele também mencionou planos para uma possível nova turnê.
Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası'nı kesin olarak yenince, 1945 ve 1946 yılında konuyu tekrar gündeme getirdi.Após os Aliados derrotarem a Alemanha nazista, os soviéticos retornaram a questão em 1945 e 1946.
Gündem değiştirmek istiyorlar.Eu mudo ao longo do dia.
Partinin ideolojik arka planı ve etnik grup desteği, siyasi karakterini ve gündemini şekillendirdi.Sua base ideológica e base de apoio étnico tem continuamente dado forma ao seu caráter e agenda política.
Gerçek Gündem.Momento Verdadeiro.
Yeni Gündem.O Novo Dia.
"En İyi Gündem Programı".Melhor novo programa do ano.
Stadyumun kapasitesinin arttırılması da gündemdedir.A capacidade do estádio foi aumentada.
Hambach'da, birçok konuşmacı birbirinden tamamen farklı gündemler hakkında konuşmuştu.Em Hambach, as posições dos diferentes oradores demonstraram que tinham ideias díspares.
Son zamanlarda tamamen yıkılması gündemdedir.)Por esse motivo, o governo tem ameaçado encerrá-la nos últimos anos.)
Rehber Gündemi.Portal Guia-me.
1966 - Fransa'da NATO üslerine karşı çıkılınca, Türkiye'deki üslerin durumu gündeme getirildi.Entretanto, quando a França se retirou da OTAN (em 1966), grande parte das fortificações foram abandonadas.
Bağdat’ta gündem darbe girişimi.O Furacão da Bahia Ao Vivo.
Descartes gündemdeki konuları iyi takip ederdi.Delacroix se interessou também pelos temas políticos do momento.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Os partidos de oposição, por sua vez, fizeram acusações de irregularidades sérias na eleição.
"OK Google, benim gündemimi göster" ile kullanıcının gündemini gösterecektir.Google – "O Google se importa profundamente com a segurança dos dados de nossos usuários.
Savaş vergileri gündeme geldi.Era a guerra contra a cobrança de impostos.
Yeni Gündem.De nieuwe dag.
Erkek öğrencilerin de okula alınacak olması lisenin isminin değiştirilmesini gündeme getirdi.De ouders eisten dat de naam van de school veranderd zou worden.
Uzun süre Türkiye'nin gündeminden düşmedi.Lang duurde het verblijf in Turkije niet.
1963'te Kennedy'nin öldürülmesi ile bu kehanet gündeme geldi.Maar Kennedy werd in 1963 vermoord.
Gündemin önemli maddesi "parti programı" konusu idi.Op het programma stond eenvoudigweg 'feesten'.
İlgili Sayfalar