Ana içeriğe geç
Sözlük

günahkar ile cümle

günahkar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.A protož neostojí bezbožní na soudu, ani hříšníci v shromáždění spravedlivých.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Azért nem állhatnak meg a gonoszok az ítéletben; sem a bûnösök az igazak gyülekezetében.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Bởi cớ ấy kẻ ác chẳng đứng nổi trong ngày đoán xét , Tội nhơn cũng không được vào hội người công_bình .
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Bởi cớ ấy kẻ ác chẳng đứng nổi trong ngày đoán xét, Tội nhơn cũng không được vào hội người công bình.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.C`est pourquoi les méchants ne résistent pas au jour du jugement, Ni les pécheurs dans l`assemblée des justes;
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Därför skola de ogudaktiga icke bestå i domen, ej heller syndarna i de rättfärdigas församling.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Darum bleiben die Gottlosen nicht im Gericht noch die Sünder in der Gemeinde der Gerechten.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Deaceea cei rău nu pot ţinea capul sus în judecăţii, nici păcătoşii în adunarea celor neprihăniţi.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Derfor består de gudløse ikke i Dommen og Syndere ej i retfærdiges Menighed.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Derfor skal ugudelige ikke bli stående i dommen, og syndere ikke i de rettferdiges menighet.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.그러므로 악인이 심판을 견디지 못하며 죄인이 의인의 회중에 들지 못하리로다
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Orang jahat akan dihukum Allah, hakimnya dan dipisahkan dari umat-Nya
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Pelo que os ímpios não subsistirão no juízo, nem os pecadores na congregação dos justos;
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.perciò non reggeranno gli empi nel giudizio, né i peccatori nell'assemblea dei giusti
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Por tanto, no se levantarán los impíos en el juicio, ni los pecadores en la congregación de los justos
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Preto neobstoja bezbožní na súde ani hriešnici v shromaždení spravedlivých.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Przetoż się niepobożni na sądzie nie ostoją, ani grzesznicy w zgromadzeniu sprawiedliwych.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Sentähden eivät jumalattomat kestä tuomiolla eivätkä syntiset vanhurskasten seurakunnassa.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Δια τουτο δεν θελουσιν εγερθη οι ασεβεις εν τη κρισει, ουδε οι αμαρτωλοι εν τη συναξει των δικαιων.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Затова, нечестивите няма да устоят в съда, Нито грешните в събора на праведните;
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.Потому не устоят нечестивые на суде, и грешники – в собрании праведных.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.על כן לא יקמו רשעים במשפט וחטאים בעדת צדיקים׃
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.‎لذلك لا تقوم الاشرار في الدين ولا الخطاة في جماعة الابرار‎.
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.因 此 當 審 判 的 時 候 、 惡 人 必 站 立 不 住 . 罪 人 在 義 人 的 會 中 、 也 是 如 此
Bu yüzden yargılanınca aklanamaz, Doğrular topluluğunda yer bulamaz günahkârlar.因此 當審 判 的 時候 、 惡人 必 站立 不 住 . 罪人 在 義人 的 會中 、 也是 如此
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.A quanto pare, a Central City conducono dei terribili esperimenti.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Centralissa tehdään hirveitä kokeita.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Ci z Central muszą prowadzić jakieś bezbożne doświadczenia.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.De i Central verkar hålla på med sjuka experiment.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Dem i Central ser ud til at fortsætte med deres gale eksperimenter.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Os tipos de Central parecem estar a fazer experiências diabólicas.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Parece que los de Central están haciendo experimentos impíos.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Ως φαίνεται στο Σέντραλ κάνουν ανόσια πειράματα.
Central'dakiler bazı günahkar deneyler yapıyormuş anlaşılan.Похоже, эти люди в Централе занимаются какими-то жуткими экспериментами.
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız."너희가 자기 손으로 만들어 범죄한 은우상, 금우상을 그 날에는 각 사람이 던져버릴 것이며"
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız.Thi på hin Dag vrager enhver sine Guder af Sølv sine Guder af Guld, eders Hænders syndige Værk.
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız.כי ביום ההוא ימאסון איש אלילי כספו ואלילי זהבו אשר עשו לכם ידיכם חטא׃
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız.لان في ذلك اليوم يرفضون كل واحد اوثان فضته واوثان ذهبه التي صنعتها لكم ايديكم خطيئة.
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız.到 那 日 各 人 必 將 他 金 偶 像 、 銀 偶 像 、 就 是 親 手 所 造 陷 自 己 在 罪 中 的 、 都 拋 棄 了
Çünkü hepiniz günahkâr ellerinizle yaptığınız Altın ve gümüş putları o gün reddedip atacaksınız.到 那日 各 人 必 將 他 金 偶像 、 銀 偶像 、 就是 親手 所 造 陷 自己 在 罪 中 的 、 都拋棄了
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.A justiça guarda ao que é reto no seu caminho; mas a perversidade transtorna o pecador.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Az igazság megõrzi azt, a ki útjában tökéletes; az istentelenség pedig elveszíti a bûnöst.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.De gerechtigheid beschermt wie oprecht leven, maar zondaren komt hun goddeloosheid duur te staan.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Die Gerechtigkeit behütet den Unschuldigen; aber das gottlose Wesen bringt zu Fall den Sünder.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Kejujuran melindungi orang yang hidup lurus; kejahatan menghancurkan orang yang berdosa
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.의는 행실이 정직한 자를 보호하고 악은 죄인을 패망케 하느니라
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La giustizia custodisce chi ha una condotta integra, il peccato manda in rovina l'empio
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La justice garde celui dont la voie est intègre, Mais la méchanceté cause la ruine du pécheur.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.La justicia guarda al íntegro de camino, pero la impiedad arruina al pecador
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Neprihănirea păzeşte pe cel nevinovat, dar răutatea aduce pierzarea păcătosului. -
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Pravičnost straži nedolžnega na potu, krivica pa grešnika izpodnaša.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Rättfärdighet bevarar den vilkens väg är ostrafflig, men ogudaktighet kommer syndarna på fall.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Retfærd skærmer, hvo lydefrit vandrer, Synden fælder de gudløse.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Rettferdighet verner den som lever ustraffelig, men ugudelighet feller den som gjør synd.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Spravedlivosť strežie toho, ktorého cesta je bez úhony; ale bezbožnosť vyvráti toho, kto pácha hriech.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Spravedlnost ostříhá přímě chodícího po cestě, bezbožnost pak vyvrací hříšníka.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sprawiedliwość strzeże tego, który żyje bez zmazy; ale niezbożność podwraca grzesznika.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sự công bình bảo hộ người ăn ở ngay thẳng; Nhưng sự gian ác đánh đổ kẻ phạm tội.
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Sự công_bình bảo_hộ người ăn_ở ngay_thẳng ; Nhưng sự gian_ác đánh_đổ kẻ phạm_tội .
Doğruluk dürüst yaşayanı korur, Kötülük günahkârı yıkar.Vanhurskaus varjelee nuhteettomasti vaeltavan, mutta jumalattomuus syöksee syntisen kumoon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod