Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.ker je rajši hotel zlo trpeti z ljudstvom Božjim nego imeti začasen užitek od greha,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.도리어 하나님의 백성과 함께 고난 받기를 잠시 죄악의 낙을 누리는 것보다 더 좋아하고
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.og valgte hellere at lide ondt med Guds Folk end at have en kortvarig Nydelse af Synd,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.preferendo essere maltrattato con il popolo di Dio piuttosto che godere per breve tempo del peccato
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.Raczej sobie obrawszy złe rzeczy cierpieć z ludem Bożym, niżeli doczesną mieć z grzechu rozkosz,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.Vyvoliv sobě raději protivenství trpěti s lidem Božím, nežli časné a hříšné pohodlí míti,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.προκρινας μαλλον να κακουχηται με τον λαον του Θεου παρα να εχη προσκαιρον απολαυσιν αμαρτιας,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.а лучче зводив страдати з людьми Божими, нїж дізнавати дочасної розкоші гріха,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.и лучше захотел страдать с народом Божиим, нежели иметь временное греховное наслаждение,
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.ויבחר לסבל את עני עם אלהים מלהתענג לשעה בתענוגי החטא׃
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.مفضلا بالاحرى ان يذل مع شعب الله على ان يكون له تمتع وقتي بالخطية
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.他 寧 可 和 神 的 百 姓 同 受 苦 害 、 也 不 願 暫 時 享 受 罪 中 之 樂
Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrının halkıyla birlikte baskı görmeyi yeğledi.他 寧 可 和 神 的 百姓 同 受苦 害 、 也不願暫時 享受 罪 中 之 樂
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.(102:10) Не по беззакониям нашим сотворил нам, и не по грехам нашим воздал нам:
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ei hän tee meille syntiemme mukaan eikä kosta meille pahain tekojemme mukaan.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Er handelt nicht mit uns nach unsern Sünden und vergilt uns nicht nach unsrer Missetat.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Han gjør ikke med oss efter våre synder og gjengjelder oss ikke efter våre misgjerninger.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Han handlar icke med oss efter våra synder och vedergäller oss icke efter våra missgärningar.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.han handled ej med os efter vore Synder, gengældte os ikke efter vor Brøde.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ia tidak menghukum kita setimpal dosa kita, atau membalas kita setimpal kesalahan kita
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Il ne nous traite pas selon nos péchés, Il ne nous punit pas selon nos iniquités.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.우리의 죄를 따라 처치하지 아니하시며 우리의 죄악을 따라 갚지 아니하셨으니
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Não nos trata segundo os nossos pecados, nem nos retribui segundo as nossas iniqüidades.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ne dela nam po grehih naših in ne povrača nam po krivicah naših.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Nem bûneink szerint cselekszik velünk, és nem fizet nékünk a mi álnokságaink szerint.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ne podlé hříchů našich nakládá s námi, ani vedlé nepravostí našich odplacuje nám.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Nerobí nám podľa našich hriechov ani nám neodpláca podľa našich neprávostí.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ngài không đãi chúng tôi theo tội lỗi chúng tôi, Cũng không báo trả chúng tôi tùy sự gian ác của chúng tôi.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Ngài không đãi chúng_tôi theo tội_lỗi chúng_tôi , Cũng không báo trả chúng_tôi tùy sự gian_ác của chúng_tôi .
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Nie według grzechów naszych obchodzi się z nami, ani według nieprawości naszych odpłaca nam.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.No ha hecho con nosotros conforme a nuestras iniquidades, ni nos ha pagado conforme a nuestros pecados
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Non ci tratta secondo i nostri peccati, non ci ripaga secondo le nostre colpe
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Nu ne face după păcatele noastre, nu ne pedepseşte după fărădelegile noastre.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Δεν εκαμεν εις ημας κατα τας αμαρτιας ημων, ουδε ανταπεδωκεν εις ημας κατα τας ανομιας ημων.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.Не е постъпил с нас според греховете ни, Нито е въздал нам според беззаконието ни.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.לא כחטאינו עשה לנו ולא כעונתינו גמל עלינו׃
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.لم يصنع معنا حسب خطايانا ولم يجازنا حسب آثامنا.
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.他 沒 有 按 我 們 的 罪 過 待 我 們 、 也 沒 有 照 我 們 的 罪 孽 報 應 我 們
Bize günahlarımıza göre davranmaz, Suçlarımızın karşılığını vermez.他 沒有 按 我 們 的 罪過待 我 們 、 也沒 有 照 我 們 的 罪孽 報應 我 們
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Han vil atter forbarme sig over os, træde vor Brøde under Fod, du vil kaste alle vore Synder i Havets Dyb!
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Hozzánk térvén, könyörül rajtunk; eltapodja álnokságainkat. Bizony a tenger mélységébe veted minden bûnünket!
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.다시 우리를 긍휼히 여기셔서 우리의 죄악을 발로 밟으시고 우리의 모든 죄를 깊은 바다에 던지시리이다
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Navrátě se, slituje se nad námi, podmaní nepravosti naše; nýbrž uvržeš do hlubin mořských všecky hříchy naše.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Zase sa zľutuje nad nami; zdeptá naše neprávosti. A zahodíš všetky ich hriechy do hlbín mora.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Он опять умилосердится над нами, изгладит беззакония наши. Ты ввергнешь в пучину морскую все грехи наши.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.ישוב ירחמנו יכבש עונתינו ותשליך במצלות ים כל חטאותם׃
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.يعود يرحمنا يدوس آثامنا وتطرح في اعماق البحر جميع خطاياهم.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.必 再 憐 憫 我 們 、 將 我 們 的 罪 孽 踏 在 腳 下 、 又 將 我 們 的 一 切 罪 投 於 深 海
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.必 再 憐憫 我 們 、 將我們 的 罪孽 踏在 腳下 、 又 將 我 們 的 一切 罪投於 深海
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Chúng ta đã nghĩ rằng họ là những chiến binh Thánh chiến mang đức tin chống lại chế độ Cộng sản vô thần.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Îi consideram niște războinici sfinți care purtau o luptă dreaptă împotriva comuniștilor atei.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.우리는 이들을 신을 부인하는 공산주의와 싸우는 거룩한 투사들이라고 생각했었습니다.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Les considerábamos guerreros santos que combatían justamente contra los comunistas infieles.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Ne parlammo come di guerrieri santi che portavano la guerra giusta agli empi comunisti.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Považovali jsme je za svaté válečníky, kteří bojovali za dobro proti bezbožným komunistům.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Uważano ich za świętych wojowników, podejmujących dobrą walką przeciw bezbożnym komunistom.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Vi tänkte på dem som heliga krigare som förde den goda striden mot de gudlösa kommunisterna.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.We zagen hen als heilige krijgers in een gerechtvaardigde strijd tegen de goddeloze communisten.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Wir hielten sie für heilige Krieger, die den guten Kampf gegen die gottlosen Kommunisten kämpften.
Biz onları günahkâr komünistlere karşı savaşan kutsal savaşçılar olarak düşündük.Τους θεωρούσαμε ιερούς πολεμιστές που μάχονταν δίκαια κατά των ασεβών κομμουνιστών.