Ana içeriğe geç
Sözlük

gül ile cümle

gül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Ve ben gülümsüyorum, oldukça zoraki, sanıyorum, çünkü bahsettiğim kız gitmişti.And I'm smiling, sort of forced, I think, because the girl I had, boy, she was gone.
Adinkra "güle güle" anlamına gelir."Adinkra" means saying goodbye.
Ve sonra,bunun gibi olur --(Vvvvaavv !)--bilirsiniz ... (Gülüşmeler)And then I'll kind of be like -- (Vvvwow!) -- and then they're like, "Whoa!" (Laughter)
Bizim gülmek ve ağlamak gibi farklı yönlerimiz var.We have the capacity to laugh and cry.
Güldünüz mü?Did you laugh?
Ve hafifçe gülümseyerek çeneleri ile küçük balıklar hoş geldiniz! 'And welcome little fishes in With gently smiling jaws!'
Ve kartal yavrusu bir gülümseme gizlemek için başını eğildi: bazı diğer kuşlar tittered sesli.And the Eaglet bent down its head to hide a smile: some of the other birds tittered audibly.
Bana söyleyebilir misiniz, 'Alice, biraz bu resim neden' çekinerek söyledi gül? ''Would you tell me,' said Alice, a little timidly, 'why you are painting those roses?'
Ve sonra, gül ağacı dönerek, o burada ne yapıyor? 'GittiAnd then, turning to the rose-tree, she went on, 'What HAVE you been doing here?'
Kraliçe gülümsedi ve geçti.The Queen smiled and passed on.
'Evet, ama makul bir hızda büyüyecek,' Fındık faresi, şunları söyledi: 'gülünç değil moda. ''Yes, but I grow at a reasonable pace,' said the Dormouse: 'not in that ridiculous fashion.'
Kral bir gülümseme ile, 'Sonra kelimeleri uymaz,' mahkeme yuvarlak dedi.'Then the words don't FlT you,' said the King, looking round the court with a smile.
Ve gülle denilen atışı yaptı.And he shot what they call grapeshot.
Asla, ama asla kutunun dışında düşünme.) (Gülüşler)Never, ever think outside the box.) (Laughter)
Rafe, her zaman gülmeye hazır bir şekilde mutlu bir çocukluk geçirmişti.And ever since, he longed to experience it.
Ağlamak da aynen gülmek gibi sadece insanlar tarafından gerçekleştirilen duygusal bir süreçtir.Oh, ah sorry. I can leave.
Sürekli ağlardı. Ama bugün? Gülmekten başka bir şey yapmadı.And when they smile...
Güldüklerinde de...Come on, look at me.
Sanırım insanları güldürmekte oldum olası iyiydim.Oh no, it's not... I...
Seni güldürdüm!Hello. What?!
LOL(çok komik), LMAO(gülmekten kopmak), HMU(mesaj atın, arayın) gibi.LOL, LMAO, HMU.
Çünkü onlar olmadan tam bir yabancı olurdun" (Gülüşmeler)Why, without them, you'd be a total stranger." (Laughter)
Büyük bir gülümsemesi var.She's got a big smile.
Sınav kağıdına "+2" yazdım ve büyük bir gülen surat koydum.I put a "+2" on his paper and a big smiley face.
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"(Laughter) He said, "Then why'd you put a smiley face?"
BBC, RFI, ( Gülüşmeler)(Laughter)
Ama hala düşünüyorum ki - (Gülüşme) bu söz bunun bu seneki versiyonu olabilir.But I still think that this -- (Laughter) -- may be this year's version of this.
Kendime şu soruyu sormak zorunda kalıyorum ("Mimarların kulakları var mı?") (Gülüşmeler)I am forced to ask myself a question. ("Do architects have ears?") (Laughter)
Bazı yakın arkadaşlarım mimar (Gülüşmeler) ve kesinlikle kulakları var.Some of my best friends are architects. (Laughter) And they definitely do have ears.
Herşey gülpembeydi.And everything was rosy.
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)When I was Poet Laureate, there I go again -- I can't help it, it's true -- (Laughter)
Diğer öğretmenlere çok güldü ve ilan panosuna astı. kahkahalarHe had a good laugh at the other teachers and put it up on the notice board. (Laughter)
Ve bunlar da-- (Gülüşmeler)And these -- (Laughter)
Neyse-- (Gülüşmeler)So anyway -- (Laughter)
"Olur tabii." dedim. (Gülüşmeler)"Yes." (Laughter)
Şimdi ... (Gülüşmeler)So ... (Laughter)
Dün akşamdan sonra bugün akşamdan kalmaysak buna gülüyoruz.We laugh at the hangover that we had from yesterday's drinking.
İlkel insan ise dünyay bakıp sadece gülümsüyor.But the primitive man, just looks at the world and grins.
Gulusmeler Onu ben getirdim.(Laughter)
X "bilinmeyendir," çünkü İspanyolca'da "Ş" diyemezsin. <i>(Gülüşler)</i>X is the unknown because you can't say "sh" in Spanish. (Laughter)
Çok şaşırdı, gülümsedi ve ben basıldığında eve saldırı.He was startled, smiled, and I pressed my attack home.
Ben her şeyden önce, henüz bize iki ışık vardı, o, düşünmek gülümsedi.I smiled to think that, after all, it was yet he, of us two, who had the light.
Pişmanlıklarımızı kabullenmemiz için ikinci yol kendi kendimize gülebilmemiz.The second way that we can help make our peace with regret is to laugh at ourselves.
Ve gülümsediğinde, Tüm dünya durur ve bir anlığına seni izlerAnd when you smile, the whole world stops and stares for a while,
Gülümseyişi, gülümseyişi O bunu hiç sevmiyor ama bence çok ateşliHer laugh, her laugh she hates but I think its so sexy.
Gulu gulu, gulu gulu, gulu gulu.Gobble, gobble, gobble, gobble, gobble.
Lisedeki geometri öğretmenimi gördüm, Mr. Rucell'i Palabıyıklarının altındaki çarpık gülümsemesiyle.I saw my geometry teacher in high school, Mr. Rucell's wry smile under his handlebar mustache.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.That's the smile I use -- that's his smile.
Onlar sizden daha çok güldüler.They laughed more than you guys are. (Laughter)
- Güle güle.- Good bye.
Hey, gülümse!Hey, smile!
- Parlak bir gülümseme.- A bright smile.
Ama ne zaman Sangmin gelse, bir gülümseme yüzünü kaplardı.But whenever Sangmin came, a smile would spread on your face.
(Gülüşmeler) Bu yüzden pek bir şey söylemeyecekti.So, he wouldn't say much.
Bu kadar müthiş insanları ve gülen yüzleri bir arada gördüğüme sevindim.Happy to see so many fine folks out here and so many smiling faces.
(Müzik) (Gülüşmeler) (Alkış) (Müzik)(Music) (Laughter) (Applause) (Music)
(Müzik) (Gülüşmeler) (Müzik)(Music) (Laughter) (Music)
Burada da benim yaptığım kartları aşırma, (Gülüşmeler)And that's the stealing cards, which I did. (Laughter)
Ve şimdi -- (Gülüşmeler)Direct in the right brain, that's much better. And so -- (Laughter) --
Oh, unuttum, karıştırmamalıyım ama sanırım -- (Gülüşmeler)Oh, I forgot, I shouldn't shuffle but I think -- (Laughter)
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod