Şimdi -- (Gülüşmeler)Now -- (Laughter)
-- bir kişi güldü.-- one guy laughed.
Bu gülüşü seviyorum-- evet!I like that laugh, yeah!
Armani.) (Gülüşmeler)Armani.) (Laughter)
Dur de. Dur.) (Gülüşmeler)Stop.) (Laughter)
Burun deliklerini de tıkayabilirsin, çünkü bazı erkekler şey düşünüyor -- (Gülüşmeler)You can take the nostril too, because some guys think -- (Laughter)
Ama bazen -- (Gülüşmeler)But sometimes -- (Laughter)
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...I'm told they don't bite; in fact, they might not even leave that jar. (Laughter)
Mavi bir arka plan ve güvercin eklediğimizde ise Don Draper Free'si elde ederiz. (Gülüşmeler)And I can add in a blue gradient and a dove, and I have, like, Don Draper free.
Bu biraz rahat gibi. (Gülüşmeler)It's peaceful, like that.
Ve mağaza sahibi ise "Çok eskidir." der. (Gülüşmeler)And the shopkeeper would say, "It's old." (Laughter)
"Daha fazla bilgi verir misiniz?" "Ah, gerçekten çok eski bir parçadır bu." (Gülüşmeler)"Tell us more." "Oh, it's really old." (Laughter)
Tabi ayrıca "Sevişmek yasaktır." (Gülüşmeler)I'm not sure. And also "no love." (Laughter)
İşte Facebook ya da Google+ sayfanız, ve tabii ki gülümsüyorsunuz.Here is your Facebook or G+ page, and of course you're smiling.
(Gülüşmeler) Tamam.(Laughter)
Yiyecek yetiştirmek, bir parça arsa üzerinde ki umurunuzda bile olmayan bir arsada?" (Gülüşmeler)A warrant for planting food on a piece of land that you could care less about?" (Laughter)
Ve "Ee, güzel aslında, ama bilirsin, bizim rengimiz, esasında, yeşildir." dedi. (Gülüşmeler)And she said, "Well, it is pretty, but, you know, our color, really, it is green." And -- (Laughter)
Öylesine - (Gülüşmeler) - öylesine muhteşem![Butterfly] (Laughter) So cool!
(Gülüşmeler.) (Alkış.) Bu benim de hoşuma gidiyor.[Green is the new black ...] (Laughter) (Applause) I like that, too.
Her neyse. (Gülüşmeler.) (Alkış.)Anyway -- (Laughter) (Applause)
Şimdi Gulf Coast'un tıpkı South Bronx gibi yirmi yıl daha sürünmesine izin verecek miyiz?Now will we let the Gulf Coast languish for a decade or two,
(Gülüşmeler.) Geliştiricilerin para kazanmaları benim için bir sorun değil.(Laughter) So I don't have a problem with developers making money.
(Gülüşmeler.) Ama karar verme aşamasında halk destek gruplarının da masada olması gerekiyor.But grassroots groups are needed at the table during the decision-making process.
Gülmeler ve sizler eğer bu resmi hayal edebilirseniz:(Laughter) And, as you can imagine, if you can picture this:
Saf varlık var, ego varlık var ve sen varsın. [Gülüşler]There's the pure Being, there's the ego-being, and there's you.
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)And then, finally, that is our network. And these are our Thai tulips. (Laughter)
Doğrusu ben bunları söylerken gülüyordu, 17 yaşındaydım, henüz çocuktum.Well, he was laughing. I was 17 years old. I was a kid.
(Gulusmeler) (Alkislar)(Laughter) (Applause)
1, 2, 3 (Gülüşmeler)One, two, three. (Laughter)
Orada tam olarak "Wat ar ou rea in?" yazıyor. (Gülüşmeler)It literally says, "Wat ar ou rea in?" (Laughter) Right?
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) (Video) Adam:(Laughter) (Laughter) (Video) Man:
Dolayısıyla bilimsel makale, "Evvel zaman içinde..." diye başlıyor. (Gülüşmeler)As a consequence, this science paper begins, "Once upon a time ... " (Laughter)
(Gülüşmeler) Biz bunu inceleteceğiz dedik.(Laughter)
Bilim bölümünü yapmak dört ayımızı aldı, yayımlanmasını sağlamak ise iki yılımızı (Gülüşmeler)It took four months to do the science, two years to get it published. (Laughter)
Şimdi... (Gülüşmeler)Now ... (Laughter)
(Bağrışmalar) (Gülüşmeler) (Bağrışmalar) (Gülüşmeler)(Shouts) (Laughter) (Shouts) (Laughter)
Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çok meşakkatli bir araştırmaydı (Gülüşmeler)(Laughter)
Konu ile alakalı değil ama -- (Gülüşmeler)Unrelatedly -- (Laughter)
Ona bakıp gülümsedim, ama o çok ciddiydi.And I would look at her and I'd smile, but she was very serious.
Eee... [Gülüşler]Ahhh... [Laughter]
[Gülüşler ve alkışlar] Tamam...Okay, the other ...
[Gülüşler ve alkışlar][Huge laughter and applause]
Maaliyetlere baktik (Gulmeler) (Alkislar)We looked at cost. (Laughter) (Applause)
Gülmeler ...ascot da olduğumuzu görüyorsunuz, herzaman iyidir.So -- (Laughter) you can see we're in the ascot, which is always good.
Bu arada bunu, en eski Çarkıfelek oyunu kabul edebilirsiniz. (Gülüşmeler)You may regard this as perhaps the most ancient game of Wheel of Fortune.
"Kadın Çalışmaları 101" içeriğimle, masadakilerin derslni verecektim. (Gülüşmeler)And I am about to go all Woman Studies 101 on this table.
"Aslında benim kocam da bazen pembe t-shirtler giyer" (Gülüşmeler)"Well, sometimes my husband wears pink shirts." (Laughter)
"Bizi delerseniz, kan akıtmaz mıyız, ve bizi gıdıklarsanız, gülmez miyiz?""If you prick us, do we not bleed, and if you tickle us, do we not laugh?"
(Gülüşmeler) ben de size şimdi tavuğu nasıl düzeltebileceğimizi anlatacağım.(Laughter) So that's what I'm here to tell you about: how we are going to fix a chicken.
Ve ben Ha Ni abla nedeniyle çok güldüm.And I have laughed a lot because of Ha Ni noona.
İddiayı kaybedeceksiniz ama çok güleceksinizYou'll lose the bet, but it is funny.
(Gülüşmeler) Çok teşekkür ederim.(Laughs) Thank you very much.
(Mikrodalga biplemeleri) (Gülüşmeler)(Microwave beeps) (Laughter)
Eğer olmasaydı -- (Gülüşler) (Alkışlar)(Applause)
Öyle diyince gülmeye başladılar.They started laughing when I said that.
Niye gülüyorsunuz dedim yahu!I said, hey why are you laughing?
Bu arada tabi bu başlığın taslak hali... (Gülüşmeler)That's just a working title, by the way. (Laughter)
Tahmin edilemezdir... (Müzik) (Gülüşmeler) şu garip kır yolu gibi.It's unpredictable -- (Music) (Laughter) like this odd country road.
(Süt türevlerinden yapılan bir tür kremşanti) (Gülüşmeler)And it's also very risky.
(Gülüşmeler) (Video) CL:[fMRI of Hip-Hop Rap] (Laughter) (Video) CL: We're here with Emmanuel.