Bazı sanat tarihçileri bu resmin gülünç olduğunu düşünüyorlar.It's been described by some art historians as a kind of burlesque, actually.
(Gülüşmeler) Çünkü hepsi aynı zamanda başladılar ve o zamanlar 20'lerindediler.(Laughter) Because they all started at the same time with the boom about 20 years ago.
Gülüşmeler Alkış(Laughter) (Applause)
Çok sayıda maratonda bulundum, ama henüz düşeni görmedim. (Gülüşmeler)Now, I've been to a lot of marathons, and I've yet to see any ... (Laughter)
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.(Laughter) Feel sympathy, rather than contempt.
Başka nedenler var - (Gülüşmeler)There are other reasons -- (Laughter)
Böylece onlara Othello'dan bahsettim. Hiç duymamışlardı ama büyülendiler. (Gülüşmeler)I mentioned Othello; they'd not heard of it but were fascinated.
"Anneyle seks körleştiriciydi" (Gülüşmeler) (Alkışlar)"Sex With Mum Was Blinding." (Laughter) (Applause)
Tamamen gülünç, kesinlikle seksi bir kelime değil.It's a completely ridiculous, totally un-sexy word.
Yani, bu hikaye şöyle bitmelidir -- (Gülüşmeler) gereksiz bir şiddetle.So, it has to end with this -- (Laughter) -- gratuitous violence.
Sürekli boşalıyor, ve -- (Gülüşmeler) bu mutlu bir makina, size söyleyeyim.It's just continually ejaculating, and it's -- (Laughter) -- this is a happy machine, I'll tell you.
Bir başka eleştirmen "gülünç" dedi.Another reviewer called it "hilarious."
Açıkçası bunu herhangi bir kimsenin gülünç bulması beni rahatsız ediyor.Well, I'm really bothered by the fact that anybody would think that was hilarious.
Basından kaçmaya çalışan politikacıları göz hapsine alıyor (Gülüşmeler)(Laughter)
Hakkında konuşmak istediğim son tablo anonimden "Anonim" (Gülüşmeler)The last painting I'm going to talk about is called "Anonymous" by anonymous. (Laughter)
Birincisi, gülümseyen ağzıyla hüzünlü bakan gözleri arasındaki kopukluk.One is the disconnection between his mouth that's smiling and his eyes that are wistful.
(Gülüyor) (Kahkahalar)(Laughs) (Laughter)
USA 'da mantra (öz.'le dua'da çok tekrarlanan söz) budur. gülüşmelerThat's interesting to me.
( Gülüşmeler )(Laughter)
Hem anne hem de bebek agulanmaya, oynaşmaya ve gülümsemeye başlarlar.And she begins to babble and coo and smile, and so does the baby.
Ve -- (Matkap sesi) (Gülüşmeler)And -- (Drilling noise) (Laughter)
Şuna bakın benim çoklu iş yapma eylemimin sonucu (Gülüşmeler)Look at that. This is my multitasking activity result. (Laughter)
30 yıl önce bu kulağa gülünç gelirdi.30 years ago that would have sounded ludicrous.
[GÜLME SESÝ]Mr. lawyer, are you sure that you are on the right side?
Şans her zaman gülmez !Everybody's in a bad luck!
Ezilen kişiye gülmeyi öğrenerek büyüdük, çünkü aslında onlarda kendimizi gördük.We grew up learning to cheer on the underdog because we see ourselves in them.
Üç topla jonglörlük kolay ve normal (gülüşmeler)Juggling three balls is simple and normal. (Laughter)
Burada gülen her kimse -- tam olarak anladınız değil mi?And whoever laughed there -- you understood it completely, right?
(Gülüşmeler) diğer şey de, gerçek bir şoktu.(Laughter) The only other thing is, it was a real shock.
Yüzünde, hiç alışkın olmadığımız, kocaman bir gülümseme vardı çünkü haberler çoğu zaman onu üzerdi.There was a big smile on his face which was unusual then, because the news mostly depressed him.
Hazır ben buradayken -- seyirciler arasında araba işinde olanlar olduğunu umuyorum -- (Gülüşmeler)Since I'm here -- and I hope some people in the audience are in the car business -- (Laughter)
Seni gülerken görmeyi öyle özledim ki.I really missed your smiling.
Güle güle!Goodbye!
Güle güle, Gil Dong!Bye, Gil Dong!
O her zaman güldüğünden, ben de bilmiyordum.Since he is always smiling, I didn't know either.
Gülümsedi gördün mü?Did you see him smile?
(Gülüşme) (Alkış) (Müzik)(Laughter) (Applause) (Music)
(İngilizce 9'un okunuşu) (Gülüşme)(Laughter)
Beni güldürün.Make me laugh.
Teşekkürler. (Gülüşme)(Laughter)
Bu aslında oyun geliştirme cemiyeti için biraz şaşırtıcı oldu. (Gülüşme)(Laughter)
Ve bilimadamları bize gülmek yerine, "Evet" dediler.And these scientists, instead of laughing at us, said, "Yeah."
Üzerinde, paslı teller değil, dikenli bir gül olsun.A prickly rose insted of rusty wire.
Bense gülüyorum, "Bilemedin!" diyorum.I'm laughing: " No, no wrong answer".
My Gonca-gül.My Gonca-gül.
Ben size yolu gösteririm." (Gülüşler)I'll lead the way out." (Laughter.)
Biliyorsunuz, ileri düzeyde bilim, havalı hokey masalarını kullanıyor -- (Gülüşmeler)You know, high science uses air hockey tables -- (Laughter)
Güle güle, efendim.Goodbye, sir.
Şimdi gülün bakalım istediğiniz kadar!Laugh while you can!
HaNi... gülümseyen yüzün var ya... dünyanın en güzel şeyi..Ha Ni, your smiling face is the best thing in the world.
Eğer her gün gülümseyen yüzünü görürsem,If I got to see your smiling face everyday,
Gülmenin zamanı mı şimdi?Is this the time to be laughing?
Ve siz daha çok hata yaptıkça, anne babanız daha fazla gülümsedi.And the more mistakes you made, the more your parents smiled.
Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir.So the first milestone that you might be looking for in your baby is a smile.
Gülümseme geneldeAnd a smile usually occurs at two months of age.
Gülümseme genelde Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir. Gülümseme geneldeRolling usually happens around four months of age.
Gülümseme genelde 6. ay civarı ise ayağa kalkmayı başarırlar.And around six months a baby will sit up.
Bebeğinizin ilk yaşayacağı evre gülümsemedir. Gülümseme geneldeAnd then babies eventually start crawling around nine months of age.
Çok hızlı değil mi?Aslında benden de hızlı.. (Gülüşler)He's incredibly fast at it, too, faster than I am, in fact. (Laughter)
Durma ve gül.Because you're gonna die