"Ben bir sır yapmak istemiyorum," diye gülerek söyledi."I do not wish to make a mystery," said he, laughing.
Ben gül, benim özür dilemeye, evden kaçtı.I rose, and, making my excuses, escaped from the house.
"Mr. Jabez Wilson ağır güldü.Mr. Jabez Wilson laughed heavily.
Holmes güldü ve koltuğunu wriggled, onun alışkanlığı yüksek ruhları.Holmes chuckled and wriggled in his chair, as was his habit when in high spirits.
"Tamam," Jones bakmak ve bir kıs kıs gülmek dedi."All right," said Jones with a stare and a snigger.
Ve - (Gülüşmeler) ve - baya tedirgin olmaya başlamıştım ve, bilirsiniz işteAnd -- (Laughter)
Tamam - gülebilirsiniz, sorun yok.You can laugh, this is OK. (Laughter)
Ve - (Gülüşmeler)(Laughter)
Gülücüklerden gözyaşlarına. Bu eski tütün reklamlarından biri.From laughs to tears -- this is one of the older tobacco commercials.
-Güle güle.-Bye bye.
-Buna ne ad takalım peki? -LOL (Laughing Out Loud/sesli güldüm)?-What are we going to call this?
Gülünç bu.It's ridiculous.
Eđer bu devam ederse, Ýţime güle güle diyebilirim.If this goes on, I can say goodbye to my job.
Görmuyormusun?♫ ♫mutlu sevginin gülüşleri seninle paylaşayım♫Look at me. I'm happy. Can't you see? ♫ ♫ Let me share my happy loving smile with you. ♫
- My surprise is in Gül Mutfağı.- My surprise is in Gül Mutfağı.
- In Gül Mutfağı?- In Gül Mutfağı?
Ben seni bir gul gibi koklar¦mBen seni bir gul gibi koklar¦m (Inhaling your scent, just like smelling a rose)
(Neden, neden bunu yapıyorsun?) (Gülüşmeler)(Laughter)
İnsanlar, bir çöp adam veya gülen bir yüz çizdilerse, bu, sahiden banknot haline geldi.People, if they drew a stick figure or a smiley face, it actually made it into the bill.
Diğerleri ise çöp adamlar veya gülen yüzler çizmek istedi.And other people would draw stick figures or smiley faces.
Bakın, ders kitabı, kürsüde duran bilge arkadaki uyuyan adam. (Gülüşmeler)Note the textbook, the sage on the stage, and the sleeping guy in the back.
(Gülüşmeler) - Merak etmeyin biz internetteniz.(Laughter)
(Gülüşmeler) Yüzde 99'u biplenirdi.(Laughter) 99 percent of it is just, would have been, you know, bleeped out.
Cidden çok gülünç.He's completely hilarious.
Eğer gülüyorsanız, ne demek istediğimi anladınız.If you're laughing, you know what I mean.
(Gülme sesleri) Bunu baştan görebilenler, siz gerçekten realistsiniz.So for all of you who saw that, you're complete realists.
Ve buraya 30 saniye kadar bakacağız. 18 dakikalık konuşmada biraz israf ama... (Gülme sesleri)We're going to look at it for about 30 seconds, which is a bit of a killer in an 18-minute talk.
Kovana gelecek, boş bir kovan bulacak, ve kusacak. İşte buna bal diyoruz. (Gülme Sesleri)And she'll come into the hive, find an empty honey pot, and throw up, and that's honey.
Şimdi hatırlayın -- (Gülme sesleri)(Laughter)
Söylesene sen neden gülmüyorsun?Why aren't you laughing?
Gülmeyi seviyorum ve "Teşekkür ederim." diyorum.I like to smile and say, "Thank you."
Bu yüzden -- Gülümseyin.So -- Smile.
Çarpık gülümsemesi, göğsü kıllı, 2. Dünya Savaşına bir gülümseme ve bir hobiyle gitti.Crooked smile, tuft of chest hair, he showed up at World War Il, with a smirk and a hobby.
Güldüğünde o kadar sesli gülerdi ki yangın çıkışındaki güvercinler kaçışırlardı.When he laughed, he laughed so loudly, he scared the pigeons on the fire escape
MIT'de ve araştırma laboratuarlarında yedi yıl harcadığınızı hayal edin, (Gülüşmeler)(Laughter)
100 sayfa kadar sonra -- (Gülüşmeler)And 100 pages later. (Laughter)
( Gülüşmellr)(Laughter)
Yaşamımı altüst etti. (Gülüşler)It ruined my life -- (Laughter)
Green School'da öğrenciler gülümsüyor, okul için tuhaf bir durum, özellikle bana göre.At Green School, the children are smiling -- an unusual thing for school, especially for me.
Ve siz aslında- (Gülüşler)And you can actually -- (Laughter)
Size göstermek üzere olduğum resim- (Gülüşler) ilgi uyandıran bir resim.The picture I'm about to show you is a compelling picture. (Laughter)
Yine de,bakmadan önce gülmek iyi olur.And although -- it's good to laugh before we look at this.
Amerika'da biz biraz daha farklı bir yaklaşım gördük.Biz- (Gülüşler)In the United States we've had a somewhat different approach. (Laughter)
Şimdi bunun üzerine çalışmalıyım (Gülüşmeler).I've got a better idea.
Şimdi, o da bir araştırmacı için kötü bir yer değildir (kalabalık güler)Now, it is not a bad place to be a researcher either ( crowd laughs)
(Gülüşmeler) 1990 yılında, üniversiteden ödül kabul etmek için(Laughter)
Kızımı ağlatan ve güldüren adam sen misin?Are you the man who makes my daughter laugh and cry?
"Çalışmadı, eve gittim." (Gülüşmeler)"No use, went home." (Laughter)
Cehenneme kadar yolu var." (Gülüşmeler)The hell with it. Way off." (Laughter)
En önemli şey mensch olmak." (Gülüşmeler)The most important thing is to be a mensch." (Laughter)
(Gülüşmeler) (Güler)(Laughter)
"Who Moved My Cheese? çok satan bir kitap.) (Gülüşmeler)He said, "Who wants to be weighed down by some nonsense emotions?"
(Gülüşmeler) Nazik davetiniz üzerine henüz iki gün önce Himalayalar'dan geldim.And so I just came, two days ago, from the Himalayas to your kind invitation.
Bu Marlboro ülkesinden. (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) Şimdi, mutluluktan bahsedeceğiz.So now, we are going to speak of happiness.
(Gülüşmeler) Mutlulukla ilgili henüz bir makale yazdım ve bir tartışma çıktı.I just wrote an essay on happiness, and there was a controversy.
İki metreye üç metreye boyutlarında ve hepiniz istediğiniz zaman buyurabilirsiniz. (Gülüşmeler)(Laughter)
Gülünç bir şey mi var ortada?What are you smilin' about?
Beni öyle öp ve gülümse ki... ...beni bekleyeceğini bileyim.So kiss me and smile for me
Güle güle, Max. - Max!Good-bye, Max.