Ana içeriğe geç
Sözlük

gül ile cümle

gül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Fakat neyse, (Gülüşmeler)But anyway, (Laughter)
Yurttaş Kane, gül --Citizen Kane, rose --
(Gülüşmeler) 2 numaralı opsiyon:(Laughter) Option number two:
Ve Steve Gullans'la beraber yazmaya başladığımda bunu düşünmemiştim.And I didn't think this when Steve Gullans and I started writing together.
(Gülüş sesi) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Arkadaş, "Simeon, gülümseyerek söyledi.Friend," said Simeon, smiling.
Bu yaptığı şekilde, "küçük Quakeress gülerek söyledi.That's the way he does," said the little Quakeress, laughing.
Birlikte güldüler.They laughed together.
"Onu taşaklarından yakaladı" (Gülüşler)"she's got him by the balls." (Laughter)
(Müzik) (Gülüşmeler)(Music) (Laughter)
(Gülüşmeler) Dükkanda bluetooth kulaklığımla diğer insanlarla yaptığım konuşmaları duymalısınız.You should hear some of the phone conversations that I have with people on my Bluetooth in the shop.
İnsanlar böyle bakıyor... (Gülüşmeler)And people are looking like this ... (Laughs)
Bazen bu konuşmaların ne kadar gülünç olduğunu unutuyorum.I sort of forget how bizarre some of those conversations are.
Resepsiyondaki adam güldü ve "Burada oda kiralayamazsınız.The man at the front desk laughs, and he says, "You can't reserve a room here.
Bu sonuç için beklentilerimiz yüksek değildi. (Gülüşmeler)We didn't have high hopes for that outcome.
Size söyledim -- (Gülüşmeler)Now I told you -- (Laughter)
(Gülüşmeler). Onlar hakkında konuşacağız.(Laughter) We'll be talking about them.
(Gülüşmeler). Biçime bakabilirsiniz.(Laughter) You can look at the form.
Sadece söz edeceğim. (Gülüşmeler).(Laughter)
Ancak bizim "Frank" Yang olarak adlandırdığmız Chen Ning Yang -- (Gülüşmeler)But Chen Ning Yang, called by us "Frank" Yang -- (Laughter)
Nial! [güler] Ne?Niall! -laughs What?
Bir daha...bir daha... Neyse, sen bunu çözedur. Güle güle!Y-you, you don't—you don't go... ...Well, you work on that, bye.
Okuloma birlikte gülebildiğim ve dürüstçe konuşup tartışabildiğim bir insandı.Okuloma was a person I could argue with, laugh with, and truly talk to.
Bu beni çok güldürdü çünkü eskiden yaptığım okumaların çoğu kesinlikle feminist değildi.Which amused me, because a lot of my early readings were decidedly unfeminist.
Ama gülümseme değil, çünkü bu kim olduğunuzu ve hislerinizi tam olarak anlatmaz.Not a smile -- that really doesn't tell about who you are and what you feel.
Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.We can still laugh about our state officials. Don't worry.
Zaten herkes gülüyor.I probably know it already anyway.
Bir gülümsemeye neden olmak çok yorucu bir iş değil.To crack a smile is really no stress.
Ve [gülüşmeler] ben bile ağlıyordum.And [Laughter] I was even crying [Laughter].
[ Gülüşmeler ve alkış][Laughter and applause]
"Paralel bir evrende çapraz park edilmişim gibi hissediyorum."¥ (Gülüşmeler)"I feel like I'm diagonally parked in a parallel universe." (Laughter)
Gülüşmeler Galiba, kadının arkasındaki bir hayvan cesedi.I think that's an animal carcass behind her."
Gülünç olmayın!Don't be ridiculous!
Ama...onu böyle güleryüzle uğurlayınca... ...o benim evladım.But... seeing him smile made me think... ah... he really is my child.
Yerinde olsam ona... ..."İyi yolculuklar, güle güle" derdim."Have a nice trip, see you again", I would say...
[Diana, gülerek][Diana, laughing]
[Diana güler][Diana laughs]
Ancak buradan ayrılmanın en zor kısmı, işimizi yaparken çok gülüyor olmamız, olacak.The hardest part of leaving here will be the fact that we laugh so much at work.
Beşimiz: iki Amerikalı, iki İtalyan ve bir İspanyol, biz -- (Gülüşmeler)So the five of us, two Americans, two Italians and a Spaniard, we — (Laughter)
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Hurry up, hurry up.
Bu süreyi birbirimizi güldürmeye harcayabiliriz, bunu yapacağız da.We can use it to crack each other up, and we're going to do that.
Almanlardan daha iyi yaptığımızı söylemek yeter (Gülüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
(Alkışlar) (Gülüşmeler)(Applause) (Laughter)
Teşekkürler; Gülçin, Özlem, Umay ve Huni Projesi Hdbelgesel.net - Türkçe Belgeselin Adresi...Prijevod: a. �i�ak 11.3.2012.
(Gülüşmeler) -- sanatın herhangi bir anlayışı için oyun bitti demek olur."(Laughter) — "will mean game over for any real understanding of art."
(Gülüşmeler) (Alkış) Bunun bir üzerinden geçmemiz gerek.(Laughter) (Applause)
(Gülüşme) (Alkış)(Laughter) (Applause)
N2O. Gülme gazı olarak da bilinir.I'll write nitrous oxide, it's N2O, this is laughing gas.
Bu yüzden... (Gülüşmeler)And so... (laughter)
Ben de "Katarlılar nerde?" dedim (Gülüş sesleri) (Alkış)(Laughter) (Applause) They said, "No, no, it's too hot. They come out later.
Onlar akıllılar." dediler (Gülüş sesleri) "Onlar işlerini bilirler".They're smart."
"Orası neresi?" dedi (Gülüş sesleri)I said, "What?" He goes, "Where is it?" (Laughter) I go, "You're the driver, you should know."
(Gülüş sesleri) (Alkış)Who would have thought?
O, üçüncüde yoktu. (Gülüşler)(Laughter)
Bilmedikleri o kadar çok şey var, biz güleriz, doğru mu?People don't know we laugh.
"Bu insanların güldüğünü hiç bilmiyordum."Think about it.
Biz gülmeyi severiz.We like to laugh. We like to celebrate life.
"O, kendi kendine güldü ve onun uzun ovuşturdu birlikte sinir eller.He chuckled to himself and rubbed his long, nervous hands together.
Ben o süreci anlattı olan kolaylığı gülüyorsun tutamadı kesinti.I could not help laughing at the ease with which he explained his process of deduction.
"Kesinlikle yok." Holmes güldü."Absolutely none." Holmes laughed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod