Ana içeriğe geç
Sözlük

gül ile cümle

gül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bana pis pis güldü.Tom grinned at me.
Güle güle, Tom.Goodbye, Tom.
Neredeyse hiç gülümsemem.I almost never smile anymore.
Artık neredeyse hiç gülmüyorum.I almost never laugh anymore.
Çocukları güldürdüm.I got the children to laugh.
Ordudaki insanlar sirkte gülmezler.People who were in the army don't laugh at the circus.
Devam et ve gül.Go ahead and laugh.
Tom gülerek öldü.Tom died laughing.
Tom gül gül öldü.Tom died laughing.
Tom gülmekten öldü.Tom died laughing.
Tom'u her gördüğümde, o gülümsüyor.Every time I see Tom, he's smiling.
Tom bir gül çalısı dikti.Tom planted a rose bush.
Tom bir gül fidanı dikti.Tom planted a rose bush.
Tom rahatsız bir şekilde güldü.Tom laughed uncomfortably.
Mary rahatsız bir şekilde güldü.Mary laughed uncomfortably.
Sami'nin gülümsemesi günümü parlatıyor.Sami's smile brightens my day.
Sami'nin gülümsemesi günümü aydınlatıyor.Sami's smile brightens my day.
Tom, Sevgililer Günü'nde Mary'ye bir düzine gül gönderdi.Tom sent Mary a dozen roses on Valentine's Day.
Onun tatlı bir gülümsemesi vardı.She had a sweet smile.
Tom gülünç bir şapka takıyor.Tom is wearing a ridiculous hat.
Sınıftaki herkes Tom'a güldü.Everyone in the class laughed at Tom.
Sınıfta bulunan herkes Tom'a güldü.Everybody in the class laughed at Tom.
Sami'nin gülümsemesi trajik bir geçmişi maskeliyor.Sami's smile masks a tragic past.
Sami yüzünde bir gülümsemeyle odayı terk etti.Sami left the room with a smile on his face.
Tom gülümseyerek "Günaydın" dedi."Good morning," Tom said, smiling.
Sami, Leyla'ya güldü.Sami laughed at Layla.
Tom gülümsemesini saklayamadı.Tom couldn't hide his smile.
Mary gülümsemesini gizleyemedi.Mary couldn't hide her smile.
Tom neden gülüyor biliyor musun?Do you know why Tom is laughing?
Sami, Leyla'nın gülümsemesini kaçırdı.Sami missed Layla's smile.
Sami ve Leyla gülümsüyorlardı.Sami and Layla were smiling.
İlk insan top güllesi "Zazel" adlı 14 yaşında bir kızdı.The first human cannonball was a 14-year-old girl called "Zazel".
Tom o kadar çok sert güldü ki osurdu.Tom laughed so hard he farted.
Tom, Mary'nin gülleri sevip sevmediğini merak etti.Tom wondered whether Mary liked roses.
Beni güldüren bir söz söyledin.You said a word that makes me laugh.
Tom, Mary'yi güldürdü.Tom made Mary smile.
Gülleri gerçekten severim.I really love roses.
Tom küçümseyici bir gülüşle cevap verdi.Tom answered with a contemptuous laugh.
Onların hepsi bana güldüler.They all laughed at me.
Tom'u nasıl güldürdün?How did you make Tom laugh?
Kimse gülümsemiyordu.Nobody was smiling.
Daha fazla gülmen gerek.You should smile more.
Gülmediğinden emin ol.Make sure you don't smile.
Neden herkes gülümsüyor?Why is everybody smiling?
Gülmem mi yoksa ağlamam mı gerektiğini bilmiyorum.I don't know if I should laugh or cry.
Bir gülümseme, her şeyi düzelten bir eğridir.A smile is a curve that sets everything straight.
Tom'u güldürmeye çalışıyordum.I was trying to make Tom laugh.
Sami sadece güldü.Sami just laughed.
Tom ve Mary hala gülümsüyorlar.Tom and Mary are still smiling.
Birbirimize baktık ve güldük.We looked at each other and laughed.
Birbirimize bakıp güldük.We looked at each other and laughed.
Mary biraz gülümsedi.Mary smiled a little.
O gülümsediği zaman kendimi eriyor gibi hissediyorum.When she smiles, I feel like melting.
O gülümsediğinde kendimi eriyor gibi hissediyorum.When she smiles, I feel like melting.
Tom'un yüzünü göremedim ama gülümsediğinden emindim.I couldn't see Tom's face, but I was sure he was smiling.
Kendime gülmemek elimde değildi.I couldn't help but laugh to myself.
Kendime gülmekten alıkoyamadım kendimi.I couldn't help but laugh to myself.
Tom'a baktım ve hâlâ gülümsediğini gördüm.I looked at Tom and saw he was still smiling.
Tom'a baktım ve onun hâlâ gülümsediğini gördüm.I looked at Tom and saw that he was still smiling.
Tom, Mary'nin aksanına güldü.Tom laughed at Mary's accent.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod