güdü ile cümle
güdü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Güdümlü füzeler üretme işinde.Han lavede spidsen...
Güdümlü füzeler üretme işinde.Hat Spitze gebaut für Rakete.
Güdümlü füzeler üretme işinde.Ő csinálta bomba hegyét.
Güdümlü füzeler üretme işinde.Ông ấy chế tạo đầu bom... cái thứ dò tìm...
Güdümlü füzeler üretme işinde.Έκανε μύτη της βόμβας.
Güdümlü füzeler üretme işinde.!חיזרו למעבורת
Güdümlü füzeler üretme işinde.اعتاد على صنع رؤوس القنابل
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.그녀는 아침에는 20마리의 염소를 돌보지만 그러나 저녁에는 총리인 거죠
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Con bé chăm sóc cho 20 con dê vào buổi sáng, nhưng làm thủ tướng chính phủ vào buổi tối.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.De manhã, toma conta de 20 cabras, mas à noite é primeira-ministra.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Dia mengurus 20 kambing di pagi hari, tapi di malam hari dia adalah perdana menteri
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ea are grijă de 20 de capre dimineaţa, însă seara este prim ministru.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ella cuida 20 cabras por la mañana y por la tarde es primera ministra.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Elle s'occupe de 20 chèvres le matin, mais elle est premier ministre le soir.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Hän kaitsee 20 vuohta aamulla, mutta illalla hän on pääministeri.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Hun ser efter 20 geder om morgenen, men hun er premierminister om aftenen.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Lei si occupa di 20 capre al mattino, mentre lavora come primo ministro la sera.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Morgens kümmert sie sich um 20 Ziegen, aber abends ist sie Premierminister.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Rano opiekuje się 20 kozami, ale wieczorem jest premierem.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ráno se stará o 20 koz, ale večer je premiérkou.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Reggelente kecskét legeltet, esténként miniszterelnök.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ze let in de ochtend op 20 geiten maar 's avonds is ze eerste minister.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Προσέχει 20 γίδες το πρωί, αλλά το βράδυ είναι πρωθυπουργός.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Вранці вона доглядає 20 кіз, але ввечері вона - прем'єр-міністр.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Она заботится о 20 козах по утрам, но она премьер-министр по вечерам.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Тя се грижи за 20 кози през деня, но е министър-председател вечерта.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.היא מטפלת ב-20 עיזים בבוקר, אבל היא ראש הממשלה בערב.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.وترعى 20 معزة في الصباح ولكنها رئيسة وزراء في المساء
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.佢朝早看住二十隻羊 但夜晚就做返總理
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.夜には総理大臣になります 内閣もあって
Hisseden kısım burasıdır. İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeOg det er den del, der gør man føler. det er den form for mave-center, hvor man ser et billede og man siger:
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeĐó là trung tâm cảm giác, nơi mà khi bạn thấy một hình ảnh bạn sẽ thốt lên, "Ồ!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeÉ o tipo de centro de emoções em que vemos uma imagem e pensamos:
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeEs como el centro del instinto, donde ven una imagen y dice: "¡Ah!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeEs ist eine Art Zentrum, wo Sie ein Bild sehen und denken "Oh!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeEste un fel de centru al instinctelor, unde atunci când vezi o imagine spui "Oh!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeE' un po' come un centro dell'istinto, del tipo che vedete un'immagine e fate:
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeHet is een soort gevoelscentrum, waar je een beeld ziet en dan denkt, "Oh!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeJe center občutkov, npr. ko vidimo neko podobo in si rečemo:
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeJe to pocitové centrum, ktoré, keď vidíte obrázok, vám privodí niečo ako "Ó!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzde일종의 마음의 중심에 해당하여,
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeSemacam pusat firasat, saat kita melihat gambar dan berpikir, "Oh!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeTo rodzaj ośrodka instynktowego, widząc obraz myślisz sobie:
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeΕίναι ένα είδος ενδόμυχου κέντρου, όπου βλέπεις μια εικόνα και σκέφτεσαι, "Ω!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeТя е един вид емоционален център. Когато видите образ и кажете "О!
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeזה מעין המרכז לתחושת בטן, שבו אתם רואים תמונה
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzdeوهو نوع من مركز الهضم، حيث عندما ترى صورة
İç güdüsel merkezdir, hani bir imgeyi gördüğünüzde何かを見て「おお、今見ているものに
İç güdüsel olarak üremeye programlı olduğumuz gibi neslimizin hayatta kalmasına da programlıyızDe míg reprodukálódni szeretnénk, arról is meg szeretnénk győződni, hogy utódaink fennmaradnak.
İç güdüsel olarak üremeye programlı olduğumuz gibi neslimizin hayatta kalmasına da programlıyızولكن في حين كان علينا التكاثر، كان علينا التأكد أن ذريتنا قادرة لتبقى على قيد الحياة.
İç güdüsel olarak üremeye programlı olduğumuz gibi neslimizin hayatta kalmasına da programlıyız確実に子孫を残そうとします 愛と心とを結びつけて考えることはよくありますが 本当に不思議なことが
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Ausnahmsweise passt alles zusammen.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Bỗng nhiên, động cơ của bạn thẳng hàng.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.De doelen zijn duidelijk bepaald.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Először is, számbavesszük az ösztönzőket.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Finalmente, sus incentivos están alineados.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.För en gångs skull så är sammansättningen av incitamenten på samma sida.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Jadi untuk sekali, unsur pendorongnya adalah sama.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.이번만큼은 모두가 원하는 바가 동일한거니까요.
İlk defa, bütün güdüleriniz hizalanmış.Máte jasná a logicky provázaná východiska i cíle.