güçsüz ile cümle
güçsüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Oldukça güçsüzdür.Yang sangat kurus.
Szpilman, Berman'ın güçsüzüm iddialarına asla inanmadı.Szpilman chưa bao giờ tin tưởng lời nhận định của Berman về việc hắn bất lực.
Bu yavaş dönüşün merkezkaç etkisi Güneş'in ekvatorunda yüzey çekiminden 18 milyon kat daha güçsüzdür.Hiệu ứng ly tâm của chuyển động chậm này yếu hơn 18 triệu lần so với lực hấp dẫn tại xích đạo Mặt Trời.
Strelet askeri, oyundaki en ucuz ve en güçsüz askerdir.Binh lính Nga rất rẻ, và vì thế, chúng rất yếu (ví dụ như Strelet là quân rẻ nhất và yếu nhất trong trò chơi).
Yeni doğan bebekler de daha güçsüz ve zayıf doğmaya başlamıştır.Cậu sinh non nên khi vừa chào đời đã rất nhỏ bé và yếu ớt.
Benim ve çektiğim çile arasında sadece güçsüz ve geçici bir ateşkes olur."Và cũng theo ông, giữa vô hạn và hữu hạn có một sự gián đoạn.
Çünkü savaşta güçsüz kalmak istememiştir.非力なため戦闘には向いていない。
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.短所は喜怒哀楽が激しい、負けず嫌い。
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.扱いは難しいが強力な武器。
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.竜我に玄偉の討伐を強く勧める。
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.かれをいつも入れかわり立ちかわり世話した保母たちは(かれを)畏怖でみたした。
Bu varlıklar korudukları yerin dışında güçsüzdürler, o yüzden oraları terk etmezler.また万人は己のもの(権利)を受け取り、己のもの(財産)を奪われない。
Ancak Mami güçsüz.お母さんには弱い。
Öyleyse o güçsüzdür.故に嘲う。
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.オーストリアの弱体化を意図していたことは明確であった。
Bu motorlar daha güçsüz ama daha emniyetliydi.これらのエンジンはより小型になったにも関わらずよりパワフルであった。
Zane'e çok güzel yemek yapmayı, güçsüzleri korumayı öğretmiştir.イヤーンにまずい料理を出して相手を苦しませるように指示された。
Dışlanmışlığını değiştirmek için elinden pek bir şey gelmemekte, kendisini güçsüz hissetmektedir.これに伴い属性まで変化させるため攻守に長けており、弱点らしい弱点が存在しない。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.理不尽なことや弱者苛めを許さない誇り高き戦士。
Bu yüzünden Arap orduları güçsüz bir hale geldi.この結果、アラブ連邦は崩壊。
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.そして、彼女の弱さに触れることになるでしょう。
Ancak bu durumdayken, tüm güçleri normal olduğundan daha güçsüz olur.全く溜めない場合は威力が通常よりも僅かに落ちる。
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.民者,弱而不可勝,愚而不可欺也。
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.又遺一通於虜蹊要,虜即恐怖,種類離散。
Steinbeck'in karakterleri, zihinsel, ekonomik ya da sosyal sebeplerden dolayı genelde güçsüzdür.斯坦贝克笔下的角色由于智力、经济、社会环境等因素,常常表现的十分无助。
Güçsüz akışkan tip bir digimondur, karanlık ve akışkan yerleri severler (kanalizasyon gibi).幻形怪喜歡隱藏於黑暗的地方,例如衣櫃和櫥櫃。
Bağlanma, sevme gibi hisleri alabildiğine güçsüzdür.被光壽嫌脾氣懦弱而不得寵愛。
Böylece kurullar güçsüzleşti ve ona karşı çıkamaz duruma geldiler.所以士兵們離心背德,不願意聽從鄭檜的命令。
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.这场战争证明了是奥地利的一次灾难。
Ama Avcı Pamuk Prensesin güzelliği karşısında güçsüz kalır ve ona aşık olur.王子被白雪公主的美麗所吸引並且愛上了她。
Küçük, basit ve güçsüz dört portlu bir kutuydu.只有七张桌子,小而安静。
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.而且對弱者奉行殺無赦,絕不留情。
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.狭义来说是一种活的兵器。
Daha büyük olan monoanyon Sb2F11−'ninse daha güçsüz olması beklenir.据估计,Sb2F11−离子的碱性比SbF6−还要弱,因此更加稳定。
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.정부는 나약했으며 멸시받고 있었다.
Böylece kurullar güçsüzleşti ve ona karşı çıkamaz duruma geldiler.이런 일들로 진복창이 공을 싫어하였으나 해치지는 못하였다.
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.능히 바른 정(定)심소를 장애하여 악혜(惡慧)의 의지처가 됨을 업으로 삼는다.
6 Aralık günü Wehrmacht ın Moskova'yı almak için çok güçsüz olduğu anlaşıldı ve saldırı durduruldu.그러나 12월 6일, 독일 국방군(독일어: Wehrmacht)은 공격 기세를 계속 유지하며 모스크바를 점령하기에는 너무 전력이 약해진 것이 분명해졌다고 판단했다.
Bu iki ordudan güçsüz olarak gördüklerine yardım etmeye karar verdiler.이러한 결정은 군단 내에 기갑사단 2개를 제대로 활용하지 못함으로써 그 전망이 어두었다.
İçinden çıkan yavrular narin ve güçsüz gibi görünürler.종려당이 들어가 걸쭉하며 단맛이 난다.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.사람의 약한 정, 미운 정을 헤아리지 않는 판단을 내릴 것이다.
6 Aralık günü Wehrmacht ın Moskova'yı almak için çok güçsüz olduğu anlaşıldı ve saldırı durduruldu.ב-16 באוקטובר היה ברור לקסלרינג שהמגינים של מלטה חזקים מדי והוא הפסיק את המתקפה.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.היא מתחזקת מאהדת קהל ונחלשת מחוסר מקובלות.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.דאגתה העיקרית הייתה רווחתם של החלשים.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.А хората са измъчвани от безводието и безверието.
Birkenau'da 4.000'i kadın olmak üzere 5.800 güçsüz ve hasta tutuklu geride bırakılmıştır.В Биркенау са били почти 5800 изнурени и болни арестанти, от тях за 4000 жени не са били положени грижи.
Köyde güçsüzler ve yaşlılar kaldı.В селото остават само старите и немощните.
İçinden çıkan yavrular narin ve güçsüz gibi görünürler.Гномите са малки и слаби на вид.
Dumbledore sıvıyı içer ve çok güçsüz ve yorgun düşer.Деметра нищо не искала да яде и пие и била много тъжна.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Тя се възползва от влиянието си, за да помага на приятелите и да отмъщава на враговете си.
Böylece daha güçsüz halterciler için motive edicidir.Това го прави по-малко уязвимо срещу хищници.
Hitler'in ve OKW'nin görüşünün tersine Sovyetler Birliği hiç de güçsüz değildi.Въпреки оценките на Хитлер и други в германското висше командване, Съветският съюз не е никак слаб.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Pokúša sa zachrániť deti a pomstiť smrť svojej manželky.
Fakat devlet idaresi için çok güçsüz olduğu belirtilmektedir.Prezident bol obviňovaný z príliš slabošského prístupu.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Je rozzúrený nad svojou bezmocnosťou.
Kilo kaybı, kas güçsüzlüğü ve diğer hastalıkların varlığı da hesaba katılmalıdır.Treba je tudi upoštevati izgubo teže in šibkost mišic ter prisotnost drugih bolezni.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Pri šibkih starejših osebah dobra oralna higiena lahko zniža tveganje za aspiracijsko pljučnico.
Bu yöntemlerin tümü Borel toplamından güçsüzken q > 0 için Abel toplamıyla karşılaştırılamazlar.Vse te metode so strogo šibkejše od Borelove vsote; za q > 0 so neprimerljive z Abelovo vsoto.
Korkmuş ve güçsüz bir halde yatmaktadır.Prestrašen in v joku je zaspal.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Za njegovo izvajanje so jamčile zmagovite sile.