güçsüz ile cümle

güçsüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hareketler güçsüzleşir ve kollar titrek bir halde olabilir.Ruchy stają się słabe, natomiast ręce mogą zacząć wykazywać drżączki.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.To jeft mój tron, głupolu!".
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.Chłopcy byli głodni i osłabieni.
AA, alkolik tanımını şöyle yapmaktadır: Kendini alkole karşı güçsüz hissetmek ve hayatını artık yönetememek.Przyznaliśmy, że jesteśmy bezsilni wobec alkoholu - że nasze życie stało się niekierowalne.
Ayrıca toplanan orduda işsiz güçsüz takımından daha yaşlı erkekler, hatta hayat kadınları da bulunmaktaydı.W jej skład wchodziło wielu żołnierzy starszych wiekiem lub ozdrowieńców, ze słabym doświadczeniem wojskowym.
Bu yürüyüşe katılamayan güçsüz ya da hasta 7.500 tutuklu kamplarda ya da çevresinde kalır.Jest to niemożliwe dopóki nie wymordujemy lub przesiedlimy stamtąd 25 000 000 osób.".
Bu süre içinde daima ezilenin, mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu.Den som bryter detta minnesmärke skall ständigt plågas av arghet.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.Och denne man som kommer att bli så utnyttjad av mig!".
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Hos svaga, äldre personer kan god munhälsa minska risken för aspirationspneumoni.
Oldukça güçsüzdür.Är extremt svaga.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.Люди мерли і дуже слабли.
Yeni doğan bebekler de daha güçsüz ve zayıf doğmaya başlamıştır.Саме тому новонароджені діти вважались особливо вразливими.
Güçsüzlere yardım eder, ailesinin intikamını almak için uğraşır.Вона бажає скористатися напругою і помститися за смерть своїх близьких.
Mayıs ayı boyunca radyo kırpışmaları giderek güçsüzleşti ve en sonunda tamamen ortadan kayboldu.Програми радіопередач ставали все менш популярними, і, врешті-решт, припинили своє існування.
Hep adaletten ve güçsüzden yana tavır koyar, asla yalan söylemez.Лицемірство. – Бути справедливим завжди, не говорити неправду.
Ben güçsüzüm.Я слабкий.
Bu süre içinde daima ezilenin, mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu.Naopak ten, kdo se za něho vydával, se provinil urážkou majestátu.
Bu motorlar daha güçsüz ama daha emniyetliydi.Vůz měl být větší a bezpečnější.
Oldukça güçsüzdür.Je velmi slabý.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.U oslabených starších osob může riziko aspirační pneumonie snížit správná ústní hygiena.
“Sanat kendi başına güçsüzdür.Simțul ei artistic este însuși pur”.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.La persoanele în vârstă, igiena orală corectă poate scădea riscul îmbolnăvirii de pneumonie de aspirație.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.(A waklum a rabáúm mellett az uralkodói cím.)
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Ez lehetőséget nyújtott Gyenyikin erőinek kettévágására.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Legyengült idősek körében a megfelelő szájhigiénia csökkentheti az aspirációs tüdőgyulladás veszélyét.
Daha büyük olan monoanyon Sb2F11−'ninse daha güçsüz olması beklenir.Az SbF6− enyhén lúgos, a Sb2F11− várhatóan még gyengébben lúgos.
Ancak Mami güçsüz.Anyja azonban hajthatatlan.
Üniversiteyi terk etmiş, işsiz güçsüz bir gençtir.Az iskolában visszahúzódó, zárkózott gyerek volt.
Güçsüz ve çelimsizdir.Tom szegény és faragatlan.
Avrupa'nın güçsüz takımlarından biri olan Moldova tarihinde hiçbir uluslararası organizasyona katılamadı.A szovjet válogatott tagjaként nem vesztett hivatalos nemzetközi találkozót.
6 Aralık günü Wehrmacht ın Moskova'yı almak için çok güçsüz olduğu anlaşıldı ve saldırı durduruldu.6. joulukuuta oli jo selvinnyt, että Wehrmacht ei pystyisi valtaamaan Moskovaa, ja hyökkäys pysäytettiin.
“Sanat kendi başına güçsüzdür.Yksinään ne ovat heikkoja.
Kilyon: güçsüzleşme.Arijoutsi: Älä hikeenny.
Oldukça güçsüzdür.Kyllikki Heikkinen.
Fakat devlet idaresi için çok güçsüz olduğu belirtilmektedir.Maan hallinto osoittautui kuitenkin liian heikoksi hoitamaan sisäisiä ongelmia.
Güçsüz ve çelimsizdir.Είναι ισχνός, και αδύναμος.
Bu motorlar daha güçsüz ama daha emniyetliydi.Οι κινητήρες αυτοί ήταν όχι μόνο δυνατοί, αλλά και αξιόπιστοι.
Quirrell türbanını çıkarır ve güçsüz durumdaki Voldemort'un kendi başının arkasında yaşadığını gösterir.Ο Κουίρελ βγάζει το τουρμπάνι του και αποκαλύπτει ότι στο πίσω μέρος του κεφαλιού του ζει ο Βόλντεμορτ.
İçinden çıkan yavrular narin ve güçsüz gibi görünürler.Οι αιχμηροί χαυλιόδοντές τους είναι αρκετά μικροί και δυσδιάκριτοι.
Çok güçsüz düştüğü için devamlı yatması gerekiyordu ve bu yüzden yazması çok zor hale gelmişti.Αν και εργαζόταν σκληρά, η ανάγκη του να γράψει ήταν ασταμάτητη.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Τι ημπορούσαμε να κάμωμεν ένα τοιούτον απάνθρωποιν και αιμοβόρον, θέλοντας και μή θέλοντες τα εδώκαμεν.
Tom güçsüz.Ο Τομ είν' αδύναμος.
Nihilist olan sanatçı, dinin de güçsüzler için olduğunu söylemiştir.Nortt er nihilist, og mener at religion er for de svage.
Güçsüz kalınan yaşlılık döneminde iyi ağız sağlığı bakımı aspirasyon pnömonisi riskini azaltabilir.Hos skrøbelige ældre kan en god oral sundhedspleje mindske risikoen for aspirationspneumoni.
Quirrell türbanını çıkarır ve güçsüz durumdaki Voldemort'un kendi başının arkasında yaşadığını gösterir.Quirrell tager sin turban af, og afslører at Voldemort har boet i hans baghoved.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Det stærke måtte udrydde det svage for at sejre.
Henry reşit olduktan sonra onun saf ve güçsüz bir kral olduğu ortaya çıktı.Han blev set som en svag, ineffektiv konge.
Üniversiteyi terk etmiş, işsiz güçsüz bir gençtir.Han har gått ut av ungdomsskolen og er arbeidsledig.
Szpilman, Berman'ın güçsüzüm iddialarına asla inanmadı.Szpilman tak pernah percaya pengakuan tak berdaya Berman.
Ancak Mami güçsüz.Ibunya tak berdaya.
Birinci Dünya Savaşı'nın sürmesiyle Japonya güçlü bir konumdaydı, fakat Britanya'nın konumu güçsüzdü.Dengan Perang Dunia Pertama yang sedang berlangsung, posisi Jepang cukup kuat dan Inggris cukup lemah.
Benim ve çektiğim çile arasında sadece güçsüz ve geçici bir ateşkes olur."Hanya gencatan senjata yang paling rentan dan sementara antara saya dan penindasan".
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.Nematosista adalah senjata yang sangat efektif.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.Dan aku diberi karunia lebih berupa al-mufaṣṣal.’”
Quirrell türbanını çıkarır ve güçsüz durumdaki Voldemort'un kendi başının arkasında yaşadığını gösterir.Quirrell melepas surbannya, menampakkan wajah Voldemort di belakang kepalanya.
İşte, Mesih’in gücü içimde bulunsun diye güçsüzlüklerimle sevinerek daha çok övüneceğim.Sebab itu terlebih suka aku bermegah atas kelemahanku, supaya kuasa Kristus turun menaungi aku.
Güçsüz olmasına rağmen oldukça zorbadır.Walaupun tampak lemah, sebenarnya ia sangat kuat.
Böylece güçsüzlerin bu eylemlerle tatmin olup acılarını unutmalarını sağlar.Dengan cara ini mereka bisa merasa bahagia dan melupakan kesedihan.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Mereka bekerja untuk melanggengkan kekuasaan atas kelompok yang lemah.
Bu olay Avusturya’nın güçsüzlüğünü ortaya koyması bakımından önemlidir.Pertempuran ini dapat dimenangkan oleh Austria.

İlgili Sayfalar