güçsüz ile cümle
güçsüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Korkmuş ve güçsüz bir halde yatmaktadır.Elle va se coucher, terrorisée.
Theodoros'un kendisi izole edilip sığındığı Vodina'da güçsüz bırakıldı, görünüşte bu olaylara dahil olmadı.Théodore, isolé et dépourvu de moyens dans son refuge de Vodena, ne prit pas part aux évènements.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Ils sont devenus aptes à les détruire.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Yet fear her, O thou minion of her pleasure!
Onuncu Doktor, bu işlemden sonra TARDIS'in sadece bir tahta denecek kadar güçsüzleştiğini söylemiştir.Dans Voyage au centre du TARDIS, le Docteur affirme que la taille du TARDIS est infinie.
Imperial Guard askerleri özel zırhlar giymemektedirler ve güçsüz silahlar olan lazer tüfekleri taşırlar.Les hommes du fyrd, qui ne sont pas des soldats professionnels, portent quant à eux des armures plus légères.
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.C'est une arme simple et robuste.
Güçsüz insan, tam da güçsüz olduğu için güçlülerin sahip oldukları nitelikleri şer olarak damgalar.Méprisé des grands comme des petits en raison des moyens infâmes auxquels il doit sa fortune.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.El deber será mío; la autoridad será tuya”.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Éste, que teme, le pide que se siente así replica.
Menajer, güçsüz düşen Donghae’ye dinlenmesi için programının iptal edildiğini söyler.El mánager le dice al debilitado Donghae que su agenda han sido cancelada a fin de que descanse.
Bu süre içinde daima ezilenin, mağdur edilenin, güçsüzün yanında oldu.Et tal es la Infant que siempre fallaredes en ella bien et lo que devedes fallar.
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.Un arma pequeña pero tremendamente efectiva y potente.
“Sanat kendi başına güçsüzdür.Su sentido del arte es puro en sí mismo.»
Carol, Lizzie'ye güçsüz biri olduğunu ve bu dünyada artık güçsüzlere yer olmadığını söyler.Ella sin rodeos le dice a Lizzie que ella es débil, y en este mundo tiene que ser fuerte.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.Su gente estaba sin uso y en declive.
Bunun üzerine ise "Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür" dedi.Doyle dijo: "Él era amigable, sin pretensiones, desarmante.
Bu gelişmeye karşı güçsüz kalan tanrılar onlar arkasından bakakalırlar.Oh Dios, que gran tesoro das a aquellos que esperan en Ti.
Hep adaletten ve güçsüzden yana tavır koyar, asla yalan söylemez.Habla siempre la verdad, sin lastimar a nadie.
Kendi aralarında güçsüzleri devre dışı bırakmak için ölümüne dövüşler düzenlerler.Terminaron culpándose entre ellos de su derrota.
Amonyum; güçsüz bir asittir.El amoníaco es considerado una base débil.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Ahora aprovechan sus superpoderes para hacer el mal.
Güçsüz olmasına rağmen oldukça zorbadır.Aun cuando somos débiles, él es fuerte.
Böylece, güçsüz ve küçük ordulara karşı birçok zafer kazandılar.Por ello, ganaron poco apoyo y muchos enemigos.
Oldukça güçsüzdür.Es algo débil.
Çünkü gücüm, güçsüzlükte tamamlanır’ dedi.Certo che posso pagare il mio fottuto conto!".
Ertesi hafta Devon'un güçsüzleştiğini söyledi ve ona Marty Jannetty kendisine takımın Shawn Michaels'ı dedi.La settimana seguente dichiara che Devon si è indebolito e che non era altro che il Marty Jannetty del team.
“Sanat kendi başına güçsüzdür.L'arte fuori di sé.
Konakta Leman Hanım’ın eline bakarak, işsiz güçsüz bir yaşam sürerler.Si vede la mano di Emily a cui manca un dito...
Hep adaletten ve güçsüzden yana tavır koyar, asla yalan söylemez.Crede che sia sempre meglio dire la verità e non mente mai.
Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum.Mi sono permessa di essere vulnerabile.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.Он заставляет их извиниться и в страхе убежать прочь.
Güçsüz fakat kullanışlı bir silahtır.Медленное, но эффективное оружие.
Bu olay karşısında güçsüz Bâb-ı Âli, altı büyük devlete başvurdu.По умолчанию все малые государства враждебны шести большим державам.
Üniversiteyi terk etmiş, işsiz güçsüz bir gençtir.Это молодой человек без определенного занятия.
Bunun üzerine ise "Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür" dedi.Тогда Мухаммад сказал: «Удар нанесенный Али у рва, выше поклонения всего человечества!».
Özellikle komünistlerin düşüncesine göre siyah adam bir kahraman değildi, aksine güçsüz ve çaresiz bir tipti.وخاصة وفقاً لفكر الشيوعيين فالرجل الزنجى ليس بطل بل على العكس هو شخص ضعيف بلا حيلة .
13. yüzyıldaki Moğol istilaları Goryeo'yu güçsüzlendirdi.وغزوات المغول في القرن 13 ضعفت كثيرا غوريو.
Halk çaresiz ve güçsüz düşmüştür.ولذلك فإن الإنسان يشعر بالضعف والتعب.
Kilo kaybı, kas güçsüzlüğü ve diğer hastalıkların varlığı da hesaba katılmalıdır.كما يجب وضع نقص الوزن وضعف العضلات، وكذلك وجود أمراض أخرى، في الاعتبار.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.أن المار عليهم يحسبهم أيقاظًا، وأن الكلب نائم وكأنه يحرسهم، فإذا مر عليهم أحد خاف وفرّ منهم.
Güçsüzler intikam hisleriyle sağlıklılara saldırırlar ve onların mutlu olmalarına bile katlanamazlar.(الناس ببساطه لن يتحملو نتائج الحروب الدامية حتى ولو رُوج لها أنها في سبيلهم).
Böylece daha güçsüz halterciler için motive edicidir.المستعد للشيء تكفيه أضعف أسبابه.
Imp: Güçsüz ve küçük bir zombidir.السلطان: جيش ضعيف وتحصينات متواضعة.
Güçsüzlük bağımlılığın sebebi olacak, tehdit ve küstahlık öğrenimin yerini alacak.لأن التغيير يحتاج إلى شجاعه وخروج من منطقة الراحة.
Bunun üzerine ise "Ruh gönüllüdür fakat et güçsüzdür" dedi.قال عنه الزركلي في الأعلام أنه: «كان شجاعًا حازمًا، فاضلاً في أخلاقه وسيرته.»
Bu itibarla, Senato ve kurullar güçsüz kaldı, üstelik Caesar öldürüldükten sonra.Como tal, o senado e as assembleias permaneceram impotentes, mesmo após César ter sido assassinado.
Oyuncu, müttefiki olmadan, az gereç ve güçsüz özelliklere sahip bir karakter olarak başlıyor.O jogador começa como um personagem fraco, mal equipado e sem aliados.
Kilo kaybı, kas güçsüzlüğü ve diğer hastalıkların varlığı da hesaba katılmalıdır.Recomenda ainda que sejam tidas em conta a perda de peso, a fraqueza muscular e a presença de outras doenças.
Ancak bu durumdayken, tüm güçleri normal olduğundan daha güçsüz olur.Mas no caso dele, ela aparenta ser mais forte do que o normal.
Ve siz, güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini arzu ediyordunuz.Precisamos de pessoas amadas e não armadas.
İyi bireyin gücüne güç katan şey, kötü ise onu güçsüz kılan şeydir.Quem os desmafagafizá-los, um bom desmafagafizador será.
Ancak tek koruyucusu Hürrem Sultan'ın ölümüyle yalnız ve güçsüz kalmıştır.Para salvá-los resta somente o valente e destemido Sloth.
Chaplin bu filmde işsiz güçsüz bir düzenbazdır.Chaplin interpreta um personagem muito diferente do Vagabundo neste filme.
Eşitlerine saygı duyar, kendinden güçsüzlerde ise korku yaratır.En Zijn barmhartigheid is van geslacht tot geslacht over degenen, die Hem vrezen.
Ancak Mami güçsüz.Maar zijn moeder is arm.
“Sanat kendi başına güçsüzdür.De kunst had genoeg aan zichzelf.
Nihat Önal babasının otoritesi altında ezilmiş, güçsüz ve etki altında kalmaya meyilli biridir.Hij trachtte invloed te herwinnen die onder zijn oude en zwak geworden vader verloren was gegaan.
Amonyum; güçsüz bir asittir.Het ammoniumion is een zwak zuur.
Bu varlıklar korudukları yerin dışında güçsüzdürler, o yüzden oraları terk etmezler.Przebywające w nim istoty są tylko cieniami (refaim) dawnych siebie i nie mają swoich dawnych możliwości.