güçlük ile cümle
güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Astronotlar güçlükle Dünya'ya geri dönebildiler ve böylece bir felaket atlatılmış oldu.Kosmonauci doznali ogromnych przeciążeń, ale szczęśliwie powrócili na Ziemię.
Onu güçlükle tanıyorum.Ledwo go znam.
Onu güçlükle tanıyorum.Ledwo ją znam.
Solunum güçlükleri c.Svårigheter att andas c.
Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg'da 1910 yılına kadar kaldı.Chagall stannade i Sankt Petersburg till 1910.
Leonov, uzay aracının kapısından içeri girmekte de güçlük çekti.Leonov klarade nästan inte att komma tillbaka till rymdskeppet.
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.Men gud ger dig aldrig en annan människas välsignelse."
Asfalt yol ise büyük ölçüde tahrip olmuştur ve 2005'ten beri ulaşımda güçlükler yaşanmaktadır.Raketmotorerna har endast behövt användas en gång och det skedde 2005 efter ett misstag från markkontrollen.
Kendilerine bakmakta güçlük çeken yaşlılar için özel bakım evleri mevcuttur.För småorten Djupviken, se Djupviken (småort).
Güçlükle ayakta duruyordu.Svårt att stå.
V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.Karl XI hade alltså inte långt till sina fiskevatten.
Yalancı eşdeğerler özellikle dil öğretiminde ve çeviride karşılaşılan güçlüklerdendir.Specifika lässvårigheter föregås ofta av störningar i tal- och språkutvecklingen.
Fakat buda güçlüklerin sona ermesi demek değildi.Та вбивство ватажків ще не означало завершення змови.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.Найяскравіші зорі належали до першої величини, найтьмяніші — до шостої.
Teslim kararından sonra, uzak savaş cephelerindeki üst düzey komutanların güçlük çıkarabileceği bekleniyordu.Оскільки справа була ризикована, більшість командирів висловилося проти.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.22 вересня англійці здійснили невдалу спробу висадитися поблизу Дюнкерка.
Hastaların aurayı anlatmakta duydukları güçlükler dolayısıyla doktorlar bazen auraları küçümserler.Іноді, щоб проявити повагу до родичів пацієнтів, лікар може запитати їх щодо думок з цього приводу.
Bu sebeple kanal, gemiler için büyük güçlük arz etmektedir.Однак вони значно ускладнювали судноплавство каналами.
Hacer Allah'nın yardımıyla güçlüklere göğüs gererek oğlunu yetiştirir.Měl zůstat dítětem, vždyť Bůh dítky miluje a nechává je k sobě přijít. (str.
Gençlerin matematikte ve hayattaki güçlüklerine ilgi gösterirdi.V mládí se zajímal o matematiku a ekonomii.
Kurtuluş Savaşı sırasında tüm güçlüklere karşın gazeteyi çıkarmayı sürdürdü.V letech okupace ho i přes riziko perzekuce všemožně podporovala.
Bu nedenle bu bozukluklar hakkında genel bir yargıya ulaşmakta güçlükler yaşanmaktadır.Není tedy divu, že u nich dochází k pořádným průšvihům.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Zraněná Vida odchází od milence.
Solunum güçlükleri c.Dificultăți respiratorii c.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.A doua condiție se referă la faptul că evenimentul trebuie să aibă caracter întâmplător.
İtalya'da ise Fransız ekonomisinin yaşadığı güçlükler sürüyordu.Existau semne de însănătoșire a economiei franceze.
Solunum güçlükleri c.Légzési nehézségek c.
Salandra, 1916'da askeri güçlüklerin artması üzerine istifa etmek zorunda kaldı.1916 májusában és júniusában a katonai nehézségek következtében Salandra lemondásra kényszerült.
İlerleyen Rus kışı da ayrıca güçlükler getirmektedir.A beköszöntő hideg orosz tél tovább nehezítette a helyzetet.
""Güçlükonak Katliamını Derin Devlet Yaptı"".Csak a sűrű éjszaka vetett véget a mészárlásnak."
Eve gelen Eylül onları güçlükle ayırır.Éjjel hazafelé a kisebb rendbontások sem állnak tőle messze.
Güçlük, zorluk anlamlarını barındırır.Kijelentés: Nehezen viselem a stresszt.
Konserin VHS'si mevcuttur ancak görüntü ve ses problemleri yüzünden güçlükle izlenilebilmekte.Szintén megjelent egy Vieuphoria című VHS, amin koncertfelvételek és kulisszák mögötti felvételek láthatóak.
İki takım da maçın ilk devresinde pozisyon bulmakta çok güçlük çektiler.De ők ketten nem voltak elegek ahhoz hogy a csapat harcba tudjon bocsátkozni az első helyért.
Hasta güçlükle hareket edebiliyordu.A beteg nehezen tudott mozogni.
O güçlükle konuşabiliyor.Ő nehezen tud beszélni.
Birçok güçlükle karşılaştı.Moni pettyi näkemäänsä.
Ekonomik güçlüklerden en çok etkilenenler ise tekstil sektöründe çalışan dokumacılar ve eğirme işindekilerdi.Suurin tuontituote oli puolestaan tekstiilit, jotka menivät vaateollisuuden käyttöön.
Fury, Ajan Coulson ve Maria Hill güçlükle kaçarlar.Fury, Coulson ja Maria Hill lähettävät matkaan Haukansilmän ja Mustan Lesken.
Ancak uzun ünlüsü olmayan Türkçenin aruz veznine uydurulması güçlükler yaratıyordu.Turkkilaissukuisen väestön etujen suojaaminen oli kuitenkin liian vaikea tehtävä.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.Οι συγκοινωνίες είναι προβληματικές και οι δρόμοι επικίνδυνοι.
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.Η προβληματική είναι πρακτικοηθική.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.Μια άλλη διαφορά βρίσκεται στη σημασία της Θείας Ευχαριστίας.
İsyan güçlükle de olsa bastırıldı.Αν και με δυσκολία, οι εξεγέρσεις αντιμετωπίσθηκαν.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.Den 27. maj indledtes evakueringen fra Dunkerque.
Ama ardından ortaya çıkan mali ve yönetsel güçlükler, bu projenin uygulanmasını engelledi.Men landets finansielle afmagt forårsaget af krigen hindrede planens udførelse.
Bu durumlara örnek olarak şunlar verilebilir: Seyrüsefer güçlükleri (konumundan emin olmama vs.)Som et eksempel i flertal kan man nævne Verum nú dugleg (Lad os nu være flittige).
Solunum güçlükleri c.Lyshastigheten, c.
V. Karl'ın kendisi bile donanmaya güçlükle ulaşabildi.Kun han selv (Peary) kunne navigasjon.
Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg'da 1910 yılına kadar kaldı.Etter dette ble Buchanan i 1910 sendebud i St. Petersburg.
Bu felsefenin kendine özgü güçlüklerinin kaynağı da yine burasıdır.Men kimen til hans svakhet ligger også her.
Leonov, uzay aracının kapısından içeri girmekte de güçlük çekti.Leonov klarte så vidt å komme tilbake til romskipet.
Olup biteni anlamakta güçlük çekmektedir.Det er vanskelig for meg å forstå det.
Bina 1987'de açıldığında, Silverstein kiracı bulmakta güçlük çekti.Ketika gedung dibuka pada tahun 1987, Silverstein mengalami kesulitan menarik penyewa.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Komandan itu hampir tidak percaya.
Burada iki temel güçlük söz konusudur.Ada dua masalah mendasar yang dibahas.
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.Dan Allah tidak lengah tentang perkara yang kalian lalaikan.
Kadınlar genellikle erkeklere göre orgazma ulaşmakta daha çok güçlük çekerler.Sekarang, rangsangan atas organ ini sering kali digunakan agar wanita mencapai orgasme.
Sonuç olarak, devlet bu isyanları güçlükle bastırdı ve halkın devlete güveni azaldı.Ia berhasil meredam pemberontakan dan mengurangi dukungan masyarakat terhadap kaum Republik.
Dirayetli yapısı güçlüklere karşı gelmesinde önemli rol oynadı.Sang 'kembang surga' kembali dihadapkan pada pilihan sulit.