güçlük ile cümle

güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şahabeddin Paşa güçlükle kurtuldu, beylerbeyliğinden azledildi.Lala Şahin Pasha nyaris tidak bisa lolos hidup-hidup; dan hanya sedikit prajuritnya yang seberuntung itu.
Fakat buda güçlüklerin sona ermesi demek değildi.Nhưng lúc đó Nguyễn Súy không chịu hợp sức đánh.
Solunum güçlükleri c.Các khó khăn về hô hấp c.
Çok geçemeden Aleksios yeni ve çok daha zorlu bir güçlükle karşılaştı.Ngay sau đó, Alexios bị đe dọa bởi một mối nguy hiểm mới và đáng sợ hơn nhiều.
Orphe buna çok güçlükle inanır.Những người Bajau già vì thế nghe rất khó khăn.
Ta-Ha suresi 'Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik' sözleriyle başlar.この恐るべき事実は諸君がよく考へなければならないことであり我等は誓つてこのことが絶対事実であることを保証するものである。
Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.なぜ、アッラーの御赦しを請わないのか。
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.一番明るいものが一等星、一番暗いものが六等星である。
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.道路が混雑し往来が困難だった。
Orphe buna çok güçlükle inanır.住人たちはそれをわずらわしく感じる。
Ayaklarımın üzerinde güçlükle durabiliyordum.立っているのがやっとだった。
Bina 1987'de açıldığında, Silverstein kiracı bulmakta güçlük çekti.當大樓在1987年開幕時,兆華斯坦在招募承租戶上遇到困難。
Ahmet Mekin Kuzey'i güçlükle tutar.不來梅哈芬西臨北海。
Burada iki temel güçlük söz konusudur.有兩種基本類型的約制。
Güçlükonak (Kürtçe: Bâsa), Şırnak ili'nin bir ilçesidir.勢雖必取,乃將軍之深計;兵久力殆,亦朝廷之所憂。
Dili genellikle Almanlar anlamakta güçlük çekerler.对于大多数德国人来说,瑞士德语很难理解。
Bu insanlar güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi umarlar.我們將會克服這些阻力。
Çökmeler nedeniyle karayolu ulaşımının sağlanmasında güçlükler yaşandı.由于发生地点交通不便,故给救援行动带来很大困难。
Tiepolo'nun doğumundan bir yıl sonra babası, aileyi maddi güçlükler içinde bırakarak vefat etti.斯托尔贝里幼年时父亲去世,家庭陷入一个困难的财务状况。
Bir şeyler konusunda karar vermekte güçlük çeker.어떤 일을 결정하는 것이 힘들어지기도 한다.
Bina 1987'de açıldığında, Silverstein kiracı bulmakta güçlük çekti.1987년 건물이 개장 했을 당시 실버스테인은 임차인이 없어 어려움을 겪었다.
Orphe buna çok güçlükle inanır.홍무제는 이를 심히 애통해했다고 한다.
Ama bu vaiz insanlığı gözeten Tanrı'nın yollarını anlamada güçlük çekti.사람들은 인류에 대한 하나님의 사랑을 이해하지 못하게 되었다.
Babasının iş dünyasında karşılaştığı güçlükler nedeniyle Balıkesir’e ailesiyle birlikte dönmüştür.금붕어를 아빠와 맞바꾸었다는 소재로 가족의 가치를 되묻는다.
Bir şeyler konusunda karar vermekte güçlük çeker.מתנהג בטיפשות לגבי דברים מסוימים.
Kişi konuşamaz veya bağıramaz, ya da bunu yapmada büyük güçlük duyar.אינני יודעת, ואינני יכולה לדבר על כך עם איש, כי אפרוץ בבכי.
Sonraları bazı mali güçlüklerle karşılaşan şirket, Michelin şirketiyle birleşti.האוכלוסייה שסבלה מהמשבר הכלכלי הזדהתה עם מקינלי.
Kurtarma ve yangın söndürme ekipleri böylece yangının merkezine ulaşmakta güçlük çekiyordu.לוחמי האש של הרשות הארצית לכבאות והצלה נדרשו למאמץ מוגבר לשם כיבוי השריפות.
Orphe bakışlarını sevgili eşinden uzak tutmakta güçlük çekmektedir.Той не може да откъсне погледа си от любимата.
Uygulamada güçlükler çıkmaktadır.При реализацията на модела е имало трудности.
Hayatı hakkındaki detayları tespit etmekte güçlük çekilen bir sufidir.Безполезно е да се впускам в подробности за вредите му.
Ameliyat başarılı geçer; fakat Schuldiner ailesi maddi güçlükler çekmektedir.Operacija je bila uspješna, međutim, obitelj Schuldiner se mučila financijski.
Yolları bozuktur, ulaşım güçlükle sağlanmaktadır.Župa je zabačena i prometno vrlo nepristupačna.
Kimi çocuklar yaşadıkları ortama uymakta güçlük çekerler.Kolike su patnje morala podnijeti ova moja djeca!
Orphe buna çok güçlükle inanır.Ten manželkinu neveru veľmi ťažko znáša.
İkinci güçlük ise nedensellik ilkesinin uygulanabilirliği konusundadır.Druhá sa týka otázky jej uskutočniteľnosti.
10 yaşındayken duyma güçlükleri yaşamıştır.Keď mala 10 rokov, ťažko ochorela.
Güçlükle ayakta duruyordu.Je ťažké zostať stáť bokom.
27 Mayıs'ta İngiliz kuvvetleri güçlükle Dunkerque çevresine çekilir.27. mája sa začal britský expedičný zbor sťahovať späť do Británie z prístavu Dunkerque.
Bu insanlar güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi umarlar.A jednotlivci tak mali možnosť sa lepšie vyrovnať s hrôzami bojov.
En parlak yıldızlar birinci derece, güçlükle görülebilen yıldızlar ise altıncı dereceydi.Šesti razred je najtežje viden, prvi pa najsvetlejši.
İlerleyen Rus kışı da ayrıca güçlükler getirmektedir.Ruska zima je huda tudi za tiste, ki so ustrezno opremljeni.
Elbisedeki bir supabı açarak fazla havanın boşalmasını sağladı ve uzay aracına güçlükle geri döndü.Ker se mu je vesoljska obleka v praznem prostoru napihnila, se je le s težavo vrnil v notranjost.
Bu vadiye stabilize yoldan inilmekte ve burada ulaşım açısından güçlük yaşanmaktadır.Pri takšnih mostovih je potrebno zagotoviti stabilnost glede na veter in prometno obtežbo.
Hattın inşa edilmesi sırasında çıkartılmaya çalışılan güçlüklere rağmen proje 1984 yılında tamamlanmıştır.Kljub množičnim protestom se je začela gradnja steze in bila končana leta 1984.
"Güçlükonak katliamı"."Množična izumiranja".
Solunum güçlükleri c.Skydliaukės C ląstelės.
Bu mesafenin ötesinde güçlükle gözlemlenirler.Šios tolimos sritys liko menkai kontroliuojamos.
Bütün bu güçlüklere rağmen, Chagall, St. Petersburg'da 1910 yılına kadar kaldı.Chagall jäi Peterburi kuni 1910. aastani.
Hava ikmal hattının mesafesinin uzamasıyla yeni güçlükler ortaya çıktı.Ajapikku on kahe järjestikuse purske keskmine vahe suurenenud.
Bir yandan bastırılamaz zafer hırsı bir yandan da karşılaşılan güçlükler nihayet Aguirre'i çıldırtır.Suutmata teda aga kõigist püüdlustest hoolimata leida, jõuab Windisch lõpuks ise hullumise piirile.
2050 bir güçlük oluşturmaktadır (45) (46).2050 nu l l Alţii n
70° güçlükler çıkarabilir.70° asigurarea serviciilor de salubrizare.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Az EU-csatlakozásig vezető úton számos kihívás és felismerés vár a tagjelölt országokra.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Der er mange udfordringer og opdagelser på vejen til EU tiltrædelse.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Det finns många utmaningar och upptäckter längs vägen mot en EU-anslutning.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.En el camino hacia la adhesión a la Unión Europea surgen muchos retos e imprevistos.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Het pad naar toetreding tot de EU is bezaaid met uitdagingen en ontdekkingen.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.La strada per l’adesione all’UE è lastricata di sde e scoperte.
AB Katılımına doğru giden yolda pek çok güçlük ve keşif yatmaktadır.Le chemin de l’adhésion à l’Union européenne est semé de défis et de découvertes.

İlgili Sayfalar