güçlük ile cümle
güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu insanlar güçlüklerin üstesinden gelebilmeyi umarlar.It seems that India has overcome these difficulties.
Hayatı hakkındaki detayları tespit etmekte güçlük çekilen bir sufidir.He makes you discover something interesting in your life.
Bu durumlara örnek olarak şunlar verilebilir: Seyrüsefer güçlükleri (konumundan emin olmama vs.)It can be safely assumed that, as a castrensis (i.e.
Darwin, Türlerin Kökeni kitabındaki 6. bölüme "Teorinin Güçlükleri" adını vermiştir.Chapter 6 of Darwin's book is entitled "Difficulties of the Theory."
O güçlükle ayakta.She could scarcely stand this.
Robin, onun kanatlarını - Mary güçlükle gözlerini inanamıyordu.The robin spread his wings--Mary could scarcely believe her eyes.
Başlıca zorluklar ve güçlükler nelerdir?And what are the main difficulties and challenges?
Teresa güçlükle yazıp okuyabiliyor.Teresa can barely read or write.
Bu da kadınların yaşantısını anlamada güçlük yaratıyor.This makes constructing the lives of women difficult.
Burada nikah töreninde, yürüyor, ama güçlükle, yani biraz zedelenmiş.Here he is walking down the aisle, but he can barely walk now, so it's impaired.
Kanal turlarında dahi güçlükle görülüyor. gülüşmelerThat can actually hardly be seen from the canal tours. (Laughter)
İnsanlar porsiyonları ayarlamakta güçlük çeker.These powerful water treatment solutions can cost as little as a penny a day.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.And if they had some infrastructure, they have difficulty maintaining it.
Ve her zaman sorunlar ve baţa çýkýlmasý gereken güçlükler olacaktýr.There will always been challenges and problems.
İnsanlar bunu algılamakta güçlük yaşıyorlar.People have a hard time figuring that out.
En buyuk gucluk bu iste.This is the hardest hurdle.
Buradaki güçlükleri, hastanedekiler daha iyi anlarlar.There were difficult moments here at the hospital.
Sen bilirsin, güçlükle mücadele eden yumurtalar bacakların arasında...You know, the scrambled eggs between the legs...
Ama bu bakış açısını günlük yaşamımda sürdürmekte güçlük çekiyorum.But I struggle to maintain this perspective in my daily life.
Güçlük düzeyi ilginç bir şekilde artarak,Now, with a surprising increase in difficulty
Bu sözlerle bile halkın kendilerine kurban sunmasını güçlükle engelleyebildiler.Even saying these things, they hardly stopped the multitudes from making a sacrifice to them.
‹‹Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrıya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız."Therefore my judgment is that we don't trouble those from among the Gentiles who turn to God,
‹‹Doğru kişi güçlükle kurtuluyorsa, Tanrısız ve günahlı kişiye ne olacak?››"If it is hard for the righteous to be saved, what will happen to the ungodly and the sinner?"
Gavdos denen küçük bir adanın rüzgar altına sığınarak geminin filikasını güçlükle sağlama alabildik.And running under a certain island which is called Clauda, we had much work to come by the boat:
Biz bu Kur'an'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik.We have not sent down the Qur'an to you that you should be burdened,
Allah'n kendisine takdir ettiği bir şeyi yerine getirmekte, Peygambere herhangi bir güçlük yoktur.There is no constraint on the Prophet in what God has decreed for him.
Eğer (anlaşmakta) güçlük çekerseniz (o zaman) çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.
Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.God will bring ease after hardship.
Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.With hardship indeed there is ease.
Biz sana bu Kur'an'ı güçlük çekmen için indirmedik,We have not sent down the Qur'an to you that you should be burdened,
Allah'ın kendisine farz kıldığı bir şey(i yerine getirme)de peygamber üzerine hiçbir güçlük yoktur.There is no constraint on the Prophet in what God has decreed for him.
Eğer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuğu) onun (babası) için bir başkası emzirebilir.But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.
Gerçekten güçlükle beraber kolaylık vardır.With hardship indeed there is ease.
Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur.There is no constraint on the Prophet in what God has decreed for him.
Allah, güçlükten sonra kolaylık verir.God will bring ease after hardship.
Elbette güçlükle beraber şüphesiz bir kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.With hardship indeed there is ease.
Artık şüphe yok ki her güçlükle beraber bir de kolaylık var.Surely with hardship there is ease.
Şüphe yok ki her güçlükle beraber bir de kolaylık var.With hardship indeed there is ease.
Biz ona öyle hazineler vermiştik ki, anahtarlarını güçlükuvvetli bir topluluk zor taşırdı.We had given him treasures, so many that a team of wrestlers could hardly lift their keys.
Bu hayvanlar, ancak güçlükle varabileceğiniz bir memlekete yüklerinizi taşır.They carry your burdens to lands so distant you could not have reached without much hardship.
Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.
Allah bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.God will bring ease after hardship.
Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
Evet, güçlükle beraber kolaylık vardır!With hardship indeed there is ease.
Güçlüklere karşı direnenlerin ödüllerini, yaptıkları iyiliklere uygun olarak elbette vereceğiz.We shall certainly award those who persevere a recompense in keeping with their deeds.
İnançlı olduğu halde erdemli davrananlar herhangi bir haksızlıktan ve güçlükten korkmayacaktır.But he who has done good things and believes, will have no fear of either being wronged or deprived.
Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.They were men of fortitude,
Annesi onu büyük bir güçlükle taşır. Sütten kesilmesi iki yıl içinde olur.His mother carries him in her womb in weakness and debility, weaning him in two years.
Güçlükle karşılaşırsanız, onu başka bir kadın emzirecektir.But if you find this difficult, let some other woman suckle (the child) for her.
Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.Said Moosa, “Do not apprehend me upon my forgetting, and do not impose difficulty on me in my task.”
Güçlüklere karşı sabır ve namaz ile yardım dileyin. ALLAH sabredenlerle beraberdir.Seek help from patience and prayer; indeed Allah is with those who patiently endure.
"Unuttuğum şeyden dolayı beni kınama; bu işimde bana güçlük çıkarma," dedi.Said Moosa, “Do not apprehend me upon my forgetting, and do not impose difficulty on me in my task.”
Ayrıca İsmail, İdris ve ZülKifl de... Hepsi güçlüklere karşı dirençli kişilerdi.And remember Ismail, and Idrees, and Zul-Kifl; they were all patiently enduring.
Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez.Allah intends for you ease, and He does not want to make things difficult for you.
Eğer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı.And if Allah had wished, He could have put you into difficulties.
Allah sizin için kolaylık diler, güçlük değil.Allah intends for you ease, and He does not want to make things difficult for you.
Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur.No sin on you whether you eat together or apart.
Güçlüklere karşı sabır ve namaz ile yardım dileyin.Seek help in patience and As-Salat (the prayer). Truly!