güç ile cümle
güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Kadınlar sık sık zihinsel olarak erkeklerden daha güçlüdür.Women are often mentally stronger than men.
Güçlü rüzgarlar bekleniyor.Strong winds are expected.
Bazen çok hayal gücü olmayansın.Sometimes you're so unimaginative.
İnanması güç, değil mi?It's hard to believe, isn't it?
Darbe için kendinizi güçlendirin.Brace yourselves for impact.
Tom güçlükle nefes alabildi.Tom could scarcely breathe.
Güçlü olmana ihtiyacımız var.We need you to be strong.
Tom yeterince güçlü değil.Tom isn't strong enough.
Tom o kadar güçlü değildir.Tom isn't that strong.
Tom'un her ikisine gücü yetmez.Tom can't afford both.
Tom çok güçlü.Tom is very strong.
Güçlü olmaya çalış.Try to be strong.
Ben bu sorunu güçlükle çözdüm.I solved this problem with difficulty.
İnsanların zayıf yönlerini araştırmayın ama güçlü yönlerini araştırın.Do not search for people's weaknesses, but for their strengths.
Ben senin gücüne inanıyorum.I believe in your power.
Gittikçe güçsüzleşiyorum.I am getting weaker and weaker!
Bu iş yoğun iş gücü gerektirmektedir.This task is labor-intensive.
Benden daha fazla gücün var.You have more energy than me.
Tom'un güçlü bir kavraması var.Tom has a powerful grip.
Tom ve Mary bizden çok daha güçlüler.Tom and Mary are much stronger than we are.
Sen geri kalanımızdan daha güçlüsün.You're stronger than the rest of us.
Tom her saat başı gittikçe güçsüzleşiyor.Tom is getting weaker by the hour.
Düşündüğünden daha güçlüsün.You're stronger than you think.
Tom göründüğünden daha güçlü.Tom is stronger than he looks.
Sen Tom'dan daha güçlüsün.You're stronger than Tom is.
Tom Mary'den daha güçlüdür.Tom is stronger than Mary.
Siz Tom'dan daha güçlüsünüz.You're stronger than Tom.
Tom'dan daha güçlüsün.You're stronger than Tom.
Tom'dan daha güçlüsünüz.You're stronger than Tom.
Gerçekten güçlüsün.You really are strong.
Senin kadar güçlüyüm.I'm as strong as you.
Erkekler kadınlardan fiziksel olarak daha güçlüdürler.Men are physically stronger than women.
Erkekler kadınlardan daha güçlüdür.Men are stronger than women.
Morgan le Fay güçlü bir büyücüydü ve Kral Arthur'un üvey kız kardeşiydi.Morgan le Fay was a powerful sorceress and the half-sister of King Arthur.
Tom'u gücendirmek istemiyorum.I don't want to offend Tom.
Gök gürültüsü o kadar yüksekti ki birbirimizi güçlükle duyabiliyorduk.The thunder was so loud that we could barely hear each other.
Ben hayallerin gücüne inanıyorum.I believe in the power of dreams.
O benim kadar güçlüdür.He is as strong as I am.
Hırs bizi güçlü yaptığı için biz düşmanlarımıza meydan okuruz!We defy our foes, for our passion makes us strong!
Sana daha güçlü bir doz vermem gerektiğini biliyordum.I knew I should've given you a stronger dose.
Tom onu kaldırmak için yeterince güçlü değil.Tom isn't strong enough to lift that.
Onun el sıkışması çok güçlü.His handshake is too strong.
Onun çok güçlü bir Bahian aksanı var.He has a very strong Bahian accent.
Onun özel güçleri var.She has special powers.
O, güçlerini ailesinden gizli tutmak zorunda.She has to keep her powers hidden from her family.
Bir adam bağırdığında o güçlüdür. Bir kadın ağladığında o histeriktir.When a man cries, he is strong. When a woman cries, she is being hysterical.
Bütün gücümle çalışıyorum.I try with all my might.
O varlıklı ve güçlüdür.He's wealthy and powerful.
Hükümet son olarak kendi ordusunu güçlendirmelidir.The government should strengthen their army once and for all!
Onun yazısını güçlükle okuyabilirim.I can barely read his writing.
Güçlü önlemler almak zorunda kalacağız.We'll have to take strong measures.
Fil en güçlü hayvandır.The elephant is the strongest animal.
Bu evi almaya gücün yetmeyebilir.You can not afford this house!
Ben senden daha az güçlü bir kişi değilim.I'm not a man less stronger than you.
Ne yazık ki onun hak ettiği hediyeyi almaya gücü yetmiyor.I'm afraid I can't afford the gift she deserves.
Sülfürik asit, asetik asitten daha güçlüdür.Sulfuric acid is stronger than acetic acid.
O çok güçlü.He's very strong.
Güçlü bir rip akıntısı Tom'u kıyıdan uzaklaştırdı.The powerful rip current carried Tom far away from the shore.
Hücrelerin gıdayı enerjiye dönüştürme güçleri var.The cells have the capacity to convert food into energy.
Onun güçlü kemik ve dişleri var.He has strong bones and teeth.