güç ile cümle

güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Ben onun doğum günü partisine gitmediğim için Tom gücendi.Tom was offended because I didn't go to his birthday party.
Bir avukat tutmaya gücün yetmiyorsa, size biri atanacaktır.If you can't afford a lawyer, one will be appointed to you.
O güçlü bir Teksas aksanıyla yavaşça konuştu.He spoke slowly, with a strong Texas accent.
Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki tek süper güç olmak istiyor.United States want to be the World unique superpower.
Doğada her şey doğanın tüm güçlerini içermektedir.Everything in Nature contains all the powers of Nature.
Nasıl bu kadar güçlü oldun?How did you get so strong?
Bu tür çalışma bir erkeğin karakterini güçlendirir.Such work tempers a man's character.
O adam güçlü.That man is strong.
Hayal gücümüz uzayda seyahat etmemize izin veriyor.Our imagination lets us travel around space.
Aniden o kadar çok kitaba parasal gücümün yetmeyeceğini hatırladım.I suddenly remembered that I couldn't afford so many books.
Yoksun olduğun şey dayanma gücü.What you lack is stamina.
Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır.Imagination is more important than knowledge. Knowledge is limited.
Yalnızca gücümüze güvenmeliydik.We had to count on our strength only.
Sadece gücümüzü hesaba katmalıydık.We had to count on our strength only.
Güçlülüklerinizi ve zayıflıklarınızı biliyor musunuz?Do you know your strengths and weaknesses?
Bu sahil güçlü ve tehlikeli bir gelgite sahiptir.This beach has a strong and dangerous riptide.
Tom güçlü bir adam.Tom is a powerful man.
Bizim güçlü bir aracımız var.We got a powerful tool.
Eskisi kadar güçlü değilim.I'm not as strong as I used to be.
Farklı güçlerimiz var.We have different strengths.
Gücümüzü korumamız gerekiyor.We need to conserve our strength.
Gücümüzü korumalıyız.We need to conserve our strength.
Şimdi Tom'un gücüne ihtiyacımız var.We need Tom's strength now.
İhtiyacımız olan parayı bize ödünç verecek birini bulmakta güçlük çekiyoruz.We're having difficulty finding someone who'll lend us the money we need.
Tom'u bulmakta güçlük çekiyoruz.We're having difficulty finding Tom.
Tom'un yerini bulmada güçlük çekiyoruz.We're having difficulty locating Tom.
Bu ne güçlük!What a hassle!
Onu bir dahaki görüşünde Tom'u güçlükle tanıyacaksın.You'll hardly recognize Tom the next time you see him.
Kesinlikle daha güçlü oldun.You've definitely gotten stronger.
Tom ve ben güçlükle birbirimizi tanıyoruz.Tom and I barely know each other.
Tom ve Mary güçlükle birbirlerini tanıyorlar.Tom and Mary barely know each other.
Tom güçlü ve sağlıklı görünüyor.Tom appears to be strong and healthy.
Tom güçlükle testi geçti.Tom barely passed the test.
Tom güçlükle yüzebilir.Tom can barely swim.
Tom maaşıyla güçlükle geçinebiliyor.Tom can hardly support himself on his salary.
Tom'un yeni bir araba satın almaya gücü yetmez.Tom can't afford to buy a new car.
Tom nefretini güçlükle gizleyebildi.Tom could barely conceal his disgust.
Tom heyecanını güçlükle gizleyebildi.Tom could barely conceal his excitement.
Tom öfkesini güçlükle kontrol altına alabildi.Tom could barely contain his anger.
Tom gülümsemesini güçlükle gizleyebildi.Tom could barely hide his smile.
Tom Fransızca olarak güçlükle meramını anlatabildi.Tom could hardly make himself understood in French.
Tom gücünü korumak zorundadır.Tom must conserve his strength.
Tom'un gücünü yeniden kazanması gerekiyor.Tom needs to regain his strength.
Tom öyle travma geçirmiş ki güçlükle konuşuyordu.Tom was so traumatized he could barely speak.
Güç Tom'un elinde.The power rests with Tom.
Tom'la tartışmak için gücüm ve kararlılığım yoktu.I didn't have the strength or resolution to argue with Tom.
Dünden daha güçlüyüm.I'm stronger than yesterday.
Allah mutlak güce sahiptir.God is all-powerful.
O kendinden emin ve güçlü.He's confident and strong.
Üst basamak yeterince güçlü mü?Is the top rung strong enough?
Mary güçlü, bağımsız bir kadın.Mary is a strong, independent woman.
Onu güçlükle tanıyorum.I hardly know her.
Bu güçlü bir ihtimal.It's a strong possibility.
Böyle bir yeri almaya gücün nasıl yetebilir?How can you afford a place like this?
Para güçtür.Money is power.
Güçlü rüzgarlar güvensiz öğeleri uçurabilir.Strong winds can blow away unsecured items.
Tom'un çekmeceyi açmak için yeterli gücü yoktu.Tom didn't have enough strength to open the drawer.
Uyumakta güçlük çekiyorum.I've been having difficulty sleeping.
Böyle bir şeye nasıl gücün yetebiliyor?How can you afford something like this?
Tom psişik güçlerinin olduğunu iddia ediyor.Tom claims to have psychic powers.

İlgili Sayfalar