Bu savaşta sağ gözünün kör olmasına yol açan bir yara aldı.Dit kwam doordat als gevolg van een wond opgelopen in de oorlog hij langzaam blind werd aan dit oog.
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.Nosi opaskę na lewym oku.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.Vid fyra års ålder tappade hon synen på höger öga.
Diğer gözünün de sorun çıkarması üzerine 1964 yılında kendisini emekliye ayırdı.Den senare tjänsten innehade han till sin pensionering år 1964.
Görünür ışığın yanı sıra yıldızlar insan gözünün göremediği elektromıknatıssal ışınım türleri de yayar.Förutom synligt ljus sänds också elektromagnetisk strålning ut som är osynlig för det mänskliga ögat.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.У підлітковому віці з ним трапився нещасний випадок, через який він втратив праве око.
Bir aksiyon sahnesinde Harrison Ford onu gözünün kenarından yaralandı.На зйомках цього епізоду Гаррісон Форд ушкодив спину, а сцену в підсумку вирізали.
Hurûfîliğin nazariyesine göre insan gözünün biri Cebrâil diğeri de Azrâil’dir.Při pohledu na ně člověk zkamení, přinejmenším tedy při pohledu na Medúsu, která z nich jediná byla smrtelná.
1789'da aldığı bir hasar sonucu, sol gözünün görme yetisini kaybetmiştir.V roce 1789 ztratil zrak v levém oku, což ho nakonec donutilo odpustit od malířství.
Gözünün önünden uçup giderek nasıl söndürdüm senin havanı.Mă vezi pe mine strigându-l pe al tău?
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.Are un semn din naștere pe obrazul stâng.
Ayrıca insan gözünün net olarak göremeyeceği şekilde hızlı hareket edebilirler.Tekniikat ovat niin nopeita, että niitä ei pysty paljain silmin havaitsemaan.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.I en alder af 15 mistede han synet på sit venstre øje i en ulykke, og øjet måtte senere fjernes.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Hevelsen er lettest å se foran øret.
En çok korktuğu şey gözünün önüne gelir.Apa yang aku lihat di garis depan sangat mengkhawatirkanku.
Savaş'ın gözünün morarmış, sol kaşının da patlamış olduğu görüldü.Yin bahkan kehilangan mata kirinya karena terkena panah.
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.Anh có một miếng che mắt ở bên trái.
İnsan gözünün zayıflığı açıktır.Quang học cho mắt của con người được bỏ qua.
Sen varlığın gözünün bebeği olan âdemsin."是等によりて女子の姿になりしにや」とある。
İnançlarına göre insan gözünün biri Cebrail diğeri de Azrail’dir.幻人衆――すなわち幻人(げんじん)、幻者(げんしゃ)である。
Demir boru yüzünün yanından girip, ... sol gözünün arkasından geçti ve kafasının üzerinden çıktı.鉄の棒は彼の顔の横から入り、左目の後ろを通り抜け、頭頂から抜け出した。
1789'da aldığı bir hasar sonucu, sol gözünün görme yetisini kaybetmiştir.1789年に左目の視力を失い、リタイアを余儀なくされる。
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.15歳で事故のため左目を失明する。
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.左目の下に十字の模様がある。
Ayrıca insan gözünün net olarak göremeyeceği şekilde hızlı hareket edebilirler.人の目には捉えられないような速度で動ける。
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.15岁时因事故造成右眼失明。
Gözünün ardında beyaz şerit vardır.眼睛後方有白點。
Bu savaşta sağ gözünün kör olmasına yol açan bir yara aldı.寅恪悲慟過度,導致右眼失明。
Görünür ışığın yanı sıra yıldızlar insan gözünün göremediği elektromıknatıssal ışınım türleri de yayar.除了可見光,恆星還輻射出其他肉眼看不見的電磁波輻射。
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.左眼下方有一滴泪痣。
Hurûfîliğin nazariyesine göre insan gözünün biri Cebrail diğeri de Azrail’dir.예를 들어 어떤 사람을 본다는 것은 지(知)에, 그 사람을 좋아한다는 것은 행(行)에 속한다.
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.왼쪽 눈 주위에 무늬가 새겨져 있다.
Görünür ışığın yanı sıra yıldızlar insan gözünün göremediği elektromıknatıssal ışınım türleri de yayar.가시광선 외에도 항성은 인간의 눈에 보이지 않는 전자기 복사 에너지를 발산한다.
15 yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sağ gözünün görme yetisini kaybetti.בגיל 15 עבר תאונה שבה איבד את עינו השמאלית.
Gözünün ardında beyaz şerit vardır.מצידי עיניים יש פסים לבנים.
Gözünün üzerinde açık gri çizgi vardır.כמו כן יש טבעת בהירה סביב העין.
Bu, insan gözünün aynı görünür parlaklıkta olduğu anlamına gelmektedir.Това показва, че лицето на успоредника се намира по аналогичен начин.
İnsan gözünün zayıflığı açıktır.Teda vnútro človeka je krehké.
1789'da aldığı bir hasar sonucu, sol gözünün görme yetisini kaybetmiştir.1774 m. sužeistas, neteko kairiosios akies.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.En fait, les preuves démontrent que l"œil human n'est pas du tout parfait, et qu'il y a des variations.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Faktanya, sebuah bukti membuktikan bahwa mata manusia tidaklah sempurna, dan bahwa ia bervariasi.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.In der Tat zeigen alle Beweise, dass das menschliche Auge nicht perfekt ist und es Variationen gibt.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Infatti, tutte le prove indicano che l'occhio umano non è perfetto, e che ci sono delle differenziazioni.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.In feite toont al het bewijs aan dat het menselijk oog niet perfect is, en dat er variatie is.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.실은, 모든 증거들이 인간의 눈은 완벽하지 않고 여러 변형이 있다는 것을 보여줍니다
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Na verdade, tudo indica que o olho humano não é perfeito, e que há variações.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Všechno také nasvědčuje tomu, že lidské oko není dokonalé, Existují různé odchylky.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Właściwie to istnieją dowody na to, że ludzkie oko nie jest idealne i że zdarzają się w nim różne zmiany.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Всъщност, всички доказателства сочат, че човешкото око не е перфектно, а дори и това е разновидност.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.На самом деле, все доказательства говорят о том, что человеческий глаз не совершенен, есть вариации.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.Фактично, всі докази вказують на те, що людське око неідеальне, що існують мутації.
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.מושלמת, וכי קיים מגוון. (של איכויות של העין ושל בעיות שלה) כלומר, כולנו יודעים שחלקנו קצרי ראיה, וחלקנו
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.في الحقيقة, كل الدلائل تظهر ان عين الانسان ليست كاملة, و ان هنالك اختلافات
Aslında, tüm kanıtlar insan gözünün mükemmel olmadığını gösteriyor ve bazı varyasyonlar var.完璧じゃないってこと、 そして目には差異(違い)があるってことを示している。 どういうことかというと、人間には
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Dia ingin mencoba menggambarkannya dengan dibantu beberapa prinsip sederhana.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.El a încercat să o vizualizeze ghidat de un număr mic de principii simple.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Er wollte versuchen, es zu visualisieren, unter Berücksichtigung einiger einfacher Prinzipien.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Han skulle försöka visualisera den, med hjälp av ett litet antal enkla principer.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Hij wilde het visualiseren op basis van een klein aantal eenvoudige principes.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Il essayait de la visualiser, aidé par un petit nombre de principes simples.