Tom'un gözünün içine baktım.
I looked right at Tom.
Sami annesinin gözünün elmasıydı.
Sami was the apple of his mother's eye.
Tom gözünün ucuyla bir şey gördü.
Tom saw something out of the corner of his eye.
Gözünün altında bir ışık organı var.
It's got a light organ under its eye.
Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.
His heart did not falsify what he perceived.
Tom'un gözünün maviliği babasına çekmiş.
Tom has his father's blue eyes.
Tom'un sol gözünün altında bir beni var.
Tom has a mole under his left eye.
Tom'un gözünün korkutulduğunu sanmıyorum.
I don't think Tom is intimidated.
Sol gözünün altında bir dikiş izi vardır.
His mark is under his left eye.
Tom gözünün kararmaya başladığını söyledi.
Tom said he was starting to get very dizzy.
Yani bu bir insan gözünün görebileceği ışık.
That's the light that you can see with your own human eyes.
Sami'nin sağ gözünün altında bir çürük vardı.
Sami had a bruise under his right eye.
gözünün ile daha fazla örnek cümle →