Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Takže jsme poprvé jeli do Afghánistánu, vybrali jsme tři ženy a řekli jsme, "Chceme je vzít do Indie."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Za pierwszym razem w Afganistanie wybraliśmy trzy kobiety, żeby zabrać je do Indii.
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.И така отидохме в Афганистан за първи път, избрахме три жени и казахме, "Искаме да ги вземем в Индия."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.И так, мы поехали в Афганистан впервые, и мы выбрали трёх женщин и сказали: "Мы хотим их взять в Индию".
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Отож, вперше відвідавши Афганістан, ми вибрали трьох жінок, і сказали: "Ми хочемо забрати їх до Індії".
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.אז הלכנו לאפגניסטן בפעם הראשונה, ובחרנו שלוש נשים ואמרנו "אנחנו רוצים לקחת אותן איתנו להודו."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.فذهبنا إلى أفغانستان للمرة الأولى وأخترنا ثلاث نساء وقلنا: "نريد أخذهم إلى الهند"
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.我哋第一次嚟到阿富汗時 揀咗三位女性 同當地人講︰ 「我哋想帶佢哋返印度。」
Ama dur bunu birim analiziyle yapalım. Evet saati götürmek ve bölen kısmında saniye kalsın istiyoruz.Het pijltje vertelt ons alleen dat het een vectorgrootheid is.
Ama dur bunu birim analiziyle yapalım. Evet saati götürmek ve bölen kısmında saniye kalsın istiyoruz.para algo diferente para el operador derivativo.
Aramadın, sormadın ve prensesi götürmek istiyorsun.Nem telefonál, engedélyt sem kér és csak úgy el akarja vinni a hercegnőt.
Aramadın, sormadın ve prensesi götürmek istiyorsun.Χωρίς να τηλεφωνήσεις ή να πάρεις άδεια, ήρθες να την πάς πίσω;
Aramadın, sormadın ve prensesi götürmek istiyorsun.دون الاتصال مسبقا بها, ودون اخد الاذن" تريدها ان تعود الى القصر؟
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmine저는 여러분을 저의 고향으로 데려가려 합니다. 그리고 고향 사진도 하나 보여 드리겠습니다.
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineVreau, practic, să duc discuţia la oraşul meu,
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineאני רוצה לקחת אתכם בחזרה לעיר שלי, לתמונת המצב שבה הייתה עירי באותו שבוע,
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineأريد أن آخذكم الى مسقط رأسي والى صورة لمدينة مسقط رأسي في الأسبوع
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmine私のふるさとにご案内しましょう 『創発(Emergence)』が 出版された週の その町の写真をご覧ください
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.a nás vyviedol odtiaľ, aby nás doviedol sem dajúc nám zem, ktorú prisahal našim otcom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.A wywiódł nas stamtąd, aby nas wprowadził, i dał nam tę ziemię, o którą przysiągł ojcom naszym.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ci fece uscire di là per condurci nel paese che aveva giurato ai nostri padri di darci
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Él nos sacó de allá para traernos y darnos la tierra que juró a nuestros padres
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.et il nous a fait sortir de là, pour nous amener dans le pays qu`il avait juré à nos pères de nous donner.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Hij leidde ons uit Egypte om ons het land te geven, dat Hij onze voorouders had beloofd.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.in nas je izpeljal odondod, da bi nas privedel v deželo ter nam jo dal, ki je zanjo prisegel našim očetom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.우리 열조에게 맹세하신 땅으로 우리에게 주어 들어가게 하시려고 우리를 거기서 인도하여 내시고
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.mas nos tirou de lá, para nos introduzir e nos dar a terra que com juramento prometera a nossos pais.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.men os førte han ud derfra for at føre os ind og give os det Land, han havde tilsvoret vore Fædre.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Men oss førte han ut derfra for å føre oss inn i det land han hadde tilsvoret våre fedre, og gi oss det.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Nás pak vyvedl odtud, aby uvedl nás, a dal nám zemi, kterouž s přísahou zaslíbil otcům našim.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng ta ra khỏi xứ ấy, để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ phụ chúng ta; để ban cho chúng ta.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng_ta ra khỏi xứ ấy , để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ_phụ chúng_ta ; để ban cho chúng_ta .
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.şi ne -a scos de acolo, ca să ne aducă în ţara pe care jurase părinţilor noştri că ne -o va da.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас вывел оттуда чтобы ввести нас и дать нам землю, которую клялся отцам нашим дать нам ;
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас изведе от там, за да ни въведе в земята, за която се е клел на бащите ни и да ни я даде.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.ואותנו הוציא משם למען הביא אתנו לתת לנו את הארץ אשר נשבע לאבתינו׃
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.واخرجنا من هناك لكي ياتي بنا ويعطينا الارض التي حلف لآبائنا.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將 我 們 從 那 裡 領 出 來 、 要 領 我 們 進 入 他 向 我 們 列 祖 起 誓 應 許 之 地 、 把 這 地 賜 給 我 們
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將我們從 那 裡領 出來 、 要領 我 們進 入 他 向 我 們 列祖 起誓 應許 之 地 、 把這 地 賜給 我 們
Bahama adalarına götürmek istiyorum.놀라운 돌고래 무리를 만날 수 있게요.
Bahama adalarına götürmek istiyorum.עובדת איתם בטבע ב-28 השנים האחרונות.
Bahama adalarına götürmek istiyorum.في البرية منذ ثمانية وعشرين عاماً
Bahama adalarına götürmek istiyorum.私の研究の関心は イルカたちの大きな脳と
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.A Barnabáš radil, aby pojali so sebou i Jána, zvaného Marka.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Ba-na-ba muốn đem theo Giăng cũng gọi là Mác.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Ba-na-ba muốn đem theo Giăng cũng gọi_là Mác .
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnaba je pa hotel, da bi vzela s seboj tudi Janeza, ki se je imenoval Marko.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas aber gab Rat, daß sie mit sich nähmen Johannes, mit dem Zunamen Markus.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas ingin membawa Yohanes Markus
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas vilde også ta med Johannes som kaltes Markus;
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas ville då att de skulle taga med sig Johannes, som ock kallades Markus.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas voulait emmener aussi Jean, surnommé Marc;
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnabas wilde dat Johannes Markus ook meeging,
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnaba voia să ia cu el şi pe Ioan, numit Marcu;
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Barnaba voleva prendere insieme anche Giovanni, detto Marco
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Bernabé quería llevar consigo a Juan, llamado Marcos
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.És Barnabás azt tanácsolá, hogy vegyék maguk mellé Jánost, ki Márknak hívatik.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.바나바는 마가라 하는 요한도 데리고 가고자 하나
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Men Barnabas vilde også tage Johannes, kaldet Markus, med.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Niin Barnabas tahtoi ottaa mukaan Johanneksenkin, jota kutsuttiin Markukseksi.