Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Його батько пішов на фронт.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Листя руколи використовують в їжу.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Ця втрата з кожним днем все більше і більше буде здаватися важчою.
Tom Mary'yi arabayla Boston'a götürmek istedi.Том забажав відвезти Мері до Бостона на машині.
Bu nokta da onu, kendi şiiri içinde bir tür öyküselliğe götürmektedir.To vneslo do její poezie teskný podtón.
Fransız Ordusu geri dönüş yolunda çok büyük bir yağma ganimetini de beraberinde götürmekteydi.Francouzi se do tábora vrátili triumfálně s velkou kořistí.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Le mănâncă de dinăuntru afară.
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).Drept sursă de energie proprie se folosește arderea combustibililor.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Ei folosesc mustățile lor pentru a localiza hrana.
Oyuncu simlerini nereye götürmek isterse seçer.Ezután úgy döntött hogy a színészi pályát választja.
Boone, Shannon'ı geri götürmek için evine gelir ve Bryan'a bakarak hadi gidelim der Shannon'ın elini tutarak.Boone ismét elmegy Bryan házába, hogy magával vigye Shannont.
Türkiye’de şeker üretimi ile ilgili çalışmaları 19. yüzyılın başlarına kadar geri götürmek mümkündür.Ukrajnában a tőzeg energetikai felhasználásának lehetőségeit a 19. századtól tanulmányozzák.
Ancak onları Almanya'ya değil, İstanbul'a götürmektedir.Azt akarta elérni, hogy Németországot ne Ausztria, hanem Poroszország vezesse.
Bu nokta da onu, kendi şiiri içinde bir tür öyküselliğe götürmektedir.Kappale perustuu hänen samannimiseen runoonsa.
Kızı yanında götürmek ister.Vaimo pääsee kuitenkin pakenemaan tytär mukanaan.
Onun için gence onu Kutsal Kase'ye bakma törenine götürmek istediğini söyler.Jeesus kertoi hänelle haluavansa tulla vierailulle Sakkeuksen kotiin.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Είναι γανωμένο απέξω και από μέσα.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Πρέπει να τους καλέσουμε να χρησιμοποιήσουν τους πόρους τους για να μας βοηθήσουν.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Σκοπός τους είναι να διαμορφώνουν την τροφή και να τη μετακινούν στο στόμα.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.De fører maten til munnen med framføttene.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Han tar med seg sine to døttere, Sansa Stark og Arya Stark til Kongshavn.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.Hva ville vi ha vist besøkende hvis de kom hit på ferie?
Kim'e görevlerinde çok yardımcı olur, onu gideceği yere götürmek için taşıt ayarlar.De har vanligvis ingen annen funksjon enn å frakte Kim dit hun skal.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Dette var en midlertidig regjering inntil det kunne avholdes nyvalg.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.Dia bersabda : Supaya saudaranya meminjamkan kepadanya dari jilbabnya.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.Học sinh có thể về nhà trong kì nghỉ Giáng Sinh.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Voi dùng vòi để quặp thức ăn và đưa vào miệng.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.いなげや内に移管。
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.そして何かを車に運ぶのを手伝ってくれないかと頼むのである。
Ancak onları Almanya'ya değil, İstanbul'a götürmektedir.だが彼を北(=ベルリン)へ連れて行くつもりはない。
(Örneğin: Getirmek= Getümek, Getirdim= Getüdüm; Götürmek= Götümek, Götürdüm= Götüdüm).依頼:「~らっせ」「~さっせ」「~(して)くろ・~(して)くれろ」がある。
Mercy, ilk seferine 27 Şubat 1987 tarihinde Filipinler'e tıbbi ve insani yardım götürmek maksadıyla çıkmıştır.1987年2月27日、フィリピンと南太平洋に向けて演習および人道支援の航海を開始。
Connor, yaralıları Salt Lake City'ye geri götürmek üzere birkaç adamı kızaklarıyla beraber kiralamıştır..コナーは幾人かのフランクリン住民を雇って橇を引っ張らせ、負傷兵をソルトレイクシティに連れ帰らせた。
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).破壊すると燃料を落とす。
Aparmak (kaçırmak, alıp götürmek) anlamını içerir.それが部屋が意味するものです。
Oyuncu simlerini nereye götürmek isterse seçer.キャラクターをどこに移動させるかを決定する。
Ancak Tara’nın ailesi onu eve götürmek üzere Sunnydale'e gelir.ティファニーは帰国のため成田空港に行く。
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.世界各地に出張し、お土産を持ち帰る。
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.留從效無子,而以其兄留從願之子留紹錤、留紹鎡為子。
O, bebeği sahiplenir ve ailesine götürmek ister.最小的弟弟必須繼續給他的父母照看,並繼承他父親的家園。
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.她的手無法將食物送進她的嘴裡。
Aparmak (kaçırmak, alıp götürmek) anlamını içerir.현수(懸垂)는 무엇을 매달아 드리운 것을 뜻한다.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.הן משתמשות באצבעותיהן על מנת להכניס מזון לפיהן.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.הוא זורם מבפנים ומבחוץ.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.Той настройва синовете на Нял срещу доведения им брат.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Баща му е убит на фронта.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Това правителство в най-кратки срокове трябва да назначи избори.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Поднасят храната към устата си с предните лапи.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Zalieta pritom aj do vnútrozemia.
Eylül ise annesini sınırlı da olsa eve götürmek için izin almaya çalışır.Tom odmietne ale dovolí Lucy ešte ísť na pár týždňov domov.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Predlagal mu je, da bi jima onadva priskočila na pomoč.
O, bebeği sahiplenir ve ailesine götürmek ister.Hotel je prevzeti očetovo kmetijo in gospodariti.
Aparmak kapmak, alıp götürmek anlamlarını içerir.Suskaičiuoti, sudėt ir atimti, Man patinka skaičius padalinti.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Nad võivad kasutada oma esikäppasid, et toitu suhu panna.
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.3人の女性を選んで言いました 「彼女たちをインドに連れて行きたい」 答えは「無理だ 部屋からも出ないのに
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Aşa că am mers în Afganistan pentru prima dată, şi am ales trei femei şi am spus, "Vrem să le ducem în India."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Eerst gingen we naar Afghanistan, kozen drie vrouwen uit en zeiden: 'We willen hen meenemen naar India.'
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Először mentünk Afganisztánba, kiválasztottunk három nőt és azt mondtuk, "El szeretnénk őket vinni Indiába."
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.Então, nós fomos ao Afeganistão pela primeira vez, escolhemos três mulheres e dissemos:
Afganistan'a ilk kez gittiğimizde üç kadın seçtik ve onları Hindistan'a götürmek istediğimizi söyledik.그래서 우리는 처음으로 아프가니스탄에 가서 세 명의 여성을 선발하여 말하길, "우리가 그녀들을 인도로 데려가고 싶은데요" 라고 밝혔습니다