Ana içeriğe geç
Sözlük

götürmek ile cümle

götürmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sanırım Londra'ya götürmek için en az bir şişe alacağım.I think I'll take at least one bottle back to London.
Yaz aylarında, Khan-Choban sürüyü memlekete götürmek zorunda kaldı.In summer, Khan-Choban had to take the flock to up-country.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.Es ist strengstens untersagt, Dinge aus dem Park mitzunehmen.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sein Vater nahm ihn schon früh mit ins Feld.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.Sein großes Vermögen fiel deshalb in den Besitz der Kinder seines Bruders und seiner Schwester.
Çinliler kayayı götürmek için kayanın etrafında ateş yaktılar, kaya kızınca üzerine sirke döktüler.Die Chinesen gießen Essig auf den Felsen und machen ein Feuer um diesen.
İçeriden-dışarıya mal getirip-götürmektedir.Wohnen zwischen drinnen und draußen.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Eddards beide Töchter, Sansa und Arya, sollen ihn in die Hauptstadt begleiten.
Barney ise McLarens'ta yeni stratejileriyle her gün farklı bir kızı evine götürmekle meşguldür.Sam fragt Lillian, ob sie jeden Tag so viel mit ihren Kindern beschäftigt ist.
Televizyonum bozuldu. O yüzden tamire götürmek zorunda kaldım.Ma télévision tomba dans en panne, donc je dus l'emmener réparer.
25 Ocak'tan önce kitaplarımı kütüphaneye götürmek zorundayım.Je dois rapporter mes livres à la bibliothèque avant le 25 janvier.
Davetliler ayrılınca Prunier gizlice hizmetkar Lisette'i Bullier kaberesine götürmek için geri gelir.Après que les invités sont partis, Prunier revient discrètement pour emmener Lisette, la bonne, au bal.
Onu beraberinde İngiltere'ye götürmek, müzik öğrenimi görmesini sağlamak istiyordu.Il lui conseille de monter à Paris pour faire de la musique avec lui.
Troya prensi Paris, Sparta kralı Menelaos'a barış mesajı götürmek için krallığını ter eder.Le prince troyen Pâris quitte son royaume pour porter un message de paix au roi Ménélas de Sparte.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Je lui ai demandé si je pouvais faire les téléphones nécessaires.
O, bebeği sahiplenir ve ailesine götürmek ister.Il propose de devenir son parrain et d'emmener l'enfant.
Orange Business Services 166 küresel noktada konuşlanmış şube ve personeliyle 220 ülkeye hizmet götürmektedir.La marque Orange Business Services est présente dans 166 pays.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sa mère est envoyée au front.
Burası için mi, yoksa götürmek için mi?¿Para tomar aquí o para llevar?
Çocuklarımı plaja götürmek hoşuma gidiyor.Me gusta llevar a mis hijos a la playa.
Peter'ın yapması gereken şey çok basittir: Don'un kuzeni olan Koca Şişko Paulie'yi sinemaya götürmek.El trato resulta ser bastante simple: llevar al sobrino del Don, Paulie "el Gordo" al cine.
Ardından Kade, isyancı üssüne geri götürmek isteyen Semeru tarafından ele geçirilir.Más tarde, Kade es capturado por Semeru, que planea llevarla de vuelta a la base rebelde.
(Örneğin: Getirmek= Getümek, Getirdim= Getüdüm; Götürmek= Götümek, Götürdüm= Götüdüm).Ejemplos: la me dóna (me la da), el se menja (se lo come).
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Al regresar a la casa, varios regalos las esperan.
O, bebeği sahiplenir ve ailesine götürmek ister.Tuvo que dejar la universidad para hacerse cargo de su familia y su hermano.
Kızı yanında götürmek ister.Ella se va de la casa con su hija.
Böylece Bağlar Belediyesi 33 mahalleye hizmet götürmekle yükümlü bir belediye haline gelmiştir.Es por ello que alentaron a los locales a enfrentarse contra el 33.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.Estoy seguro de que me ayudó a conseguir algunos papeles.
Onları benimle götürmek istiyorum.Voglio portarli con me.
Ayrıca isteyen öğrencileri Noel tatilinde evlerine de götürmektedir.È impiegato anche per trasportare gli studenti che vogliono tornare a casa durante le vacanze estive.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Sam la porta con sé fin dall'inizio.
Çinliler kayayı götürmek için kayanın etrafında ateş yaktılar, kaya kızınca üzerine sirke döktüler.I Cinesi versano quindi aceto sulla roccia e gli danno fuoco.
Parktan herhangi bir şey alıp dışarı götürmek yasaktır.È fatto divieto di possedere e di acquistare terreni fuori dalla riserva.
Şirkuh bu görevi; kardeşinin oğlu Selahaddin'i yanında götürmek karşılığında kabul etti.I suoi beni furono ereditati da suo figlio Ruggiero e, alla morte di questi, da Berengario.
Ned, iki kızı Arya ve Sansa'yı başkente götürmek için yanına alır.Intanto, Ned parte per la capitale Approdo del Re insieme alle due figlie Sansa e Arya.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.Utilizzano le tasche guanciali per trasportare il cibo fino ai rifugi.
Kızı yanında götürmek ister.Дочку он берет вместе с собой.
Peter'ın yapması gereken şey çok basittir: Don'un kuzeni olan Koca Şişko Paulie'yi sinemaya götürmek.В благодарность просят немного: сводить племянника Дона Толстяка Паули в кино.
Çünkü yakıt yandığında sistemden enerji götürmektedir (aşağı da bakınız).По мере выгорания топлива реактивность реактора уменьшается.
Daha sonra Tutuş'un askerlerinin kendisini götürmek istemesi üzerine kılıcını çekerek intihar etmiştir.Тогда он, чтобы не попадать в плен, совершил самоубийство, пронзив себя мечом.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Мужа забирают на фронт.
Yiyeceklerini ağızlarına götürmek için ellerini kullanırlar.تُستخدَم الشفاه لتناول الطعام داخل الفم.
Fransız Ordusu geri dönüş yolunda çok büyük bir yağma ganimetini de beraberinde götürmekteydi.وقام الرئيس الفرنسي بخطوة جريئة عندما ذهب إلى هناك.
Ona, eşyaları götürmek için yardıma muhtaç olduğumu anlattım.وطلب منه أن يساعدهم على تركه.
Nişanlılık süresinde geline, bayramlarda ve diğer günlerde hediyeler götürmek adettir.و في هذه الفترة لا يكون من الوجوب على أهل العريس إحضار الهدايا أو ما شابه ذلك في المواسم والأعياد.
Peter, kendi doğum günü partisi için ailesini Bob's Funland ve Putt Putt Golf'e götürmektedir.Para seu aniversário, Peter com os olhos vendados leva sua família até o Bob's Funland e Putt Putt Golf.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Eles o estimularam a guiá-los em ação sem demora.
Bütün bu süreçte eşyalarını getirip götürmek için izin verilmemiştir.Em nenhum momento deviam carregar suas coisas eles mesmos.
Claire ise Charlie’e Ethan’dan kaçtığında onu geri götürmek için tekrar döneceklerini bildiğini söyler.Claire expulsa Charlie quando suspeita que ele voltou a se drogar.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Hij komt daardoor terecht in diverse steden en stuurt cadeaus naar huis.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Het werd al snel bekend met haar nauwkeurige zakhorloges.
Kızı yanında götürmek ister.Die neemt het meisje mee.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Daarom nam zijn vader hem mee naar de tempel.
Sid bebeği tek başına götürmek ister, Manfred de Sid ile dalga geçer.De moeder ontsnapt echter met de baby en vertrouwt de baby toe aan Manny en Sid.
Hızlı hareket ettiklerinden haber getirip götürmekteydiler.Poinformował ich o rychłym wybuchu powstania.
Dr. Jack Shephard (Matthew Fox), babasının cenazesini götürmektedir.Ben oraz Jack Shephard (Matthew Fox) spotykaja się przy trumnie Johna Locka.
Zaman zaman evlerine kadar gidip, çeşitli hediyeleri götürmektedir.Przywożąc ze sobą dary niejednokrotnie odwiedzała Lubaczów.
Davetliler ayrılınca Prunier gizlice hizmetkar Lisette'i Bullier kaberesine götürmek için geri gelir.W tym czasie Prunier powraca w tajemnicy, aby odprowadzić Lisette do Bullier'a.
Sadece Tom'u güvenli bir şekilde eve götürmek istiyorum.Chcę tylko zawieźć Tom'a bezpiecznie do domu.
Bu tutumun günümüzde de devam ediyor olması işi daha da kötüye götürmektedir.Denna hållning tenderar att bli mer tydlig med tiden då skadan försämras.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod