Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.Si te lo llevas a otro sitio, no vale nada.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.Si vous l'emportez ailleurs, il ne vaut rien.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.Te duci cu ei altundeva, nu au nicio o valoare.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.Ако го отнесеш където и да е другаде, не струва нищо.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.אם תיקחו את המטבע הזה למקום אחר, הוא לא יהיה שווה כלום.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.إذا أخذتها معك لأي مكان آخر ، فانها لن تساوي شيئا.
Başka bir yere götürürseniz hiçbir değeri yok.でもルイスの中ではかなり効果的に
Başka ilginç bir durum daha ortaya çıkıyor. 3 b ve eksi 3 b de birbirini götürür.여기서는 3b와 -3b가 서로 소거되네요
Başka ilginç bir durum daha ortaya çıkıyor. 3 b ve eksi 3 b de birbirini götürür.ولكن شيء مثير آخر سيحدث، ال 3b و ال 3b يلغيان بعضهما أيضاً
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Em luôn làm mọi việc cho đến cùng.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Faccio sempre tutto fino alla fine.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Ich bring alles immer bis zum Ende fertig.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Ik doe altijd alles tot het einde
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Intotdeauna fac totul pana la final.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Jag gör alltid allting till slutet.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Je vais toujours jusqu'au bout.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!모든지 끝까지 해요.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Saya melakukan sesuatu sampai selesai
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Vždy všetko dotiahnem až do konca.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Zawsze robię wszystko do końca.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Ότι κάνω πάντα το τελειώνω.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Всичко завършвам до края.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!Я всё довожу до конца.
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!אני תמיד מסיימת את כל מה שהתחלתי
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!أنا دائماً أقوم بكل شيء حتى النهايه
Başladığım şeyleri sonuna kadar götürürüm!だから私の別名は "ノアのかたつむり"なんです
Bayım , lütfen beni şehir merkezine götürün.Okej, vi ses i morgon.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.70年代後半までには独裁者が 南米を支配しました
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Áno. Niekedy sa bohužiaľ musia veci meniť skôr nepeknou cestou.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Às vezes, lamentavelmente... ...é necessário quebrar alguns ovos.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.A veces, por desgracia, hay que cambiar las cosas de forma desagradable.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Czasem niestety zmiany trzeba wprowadzać w brzydki sposób
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Ja. Leider müssen manchmal Dinge auf eine hässliche Weise getan werden.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Na žalost se morajo včasih stvari spremeniti na naprijeten način.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Néha sajnos a dolgokat csúnya módon kell megváltoztatni.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Si. A volte, purtroppo, le cose vanno cambiate in maniera piuttosto brutta.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Ya Sayangnya, perubahan kadang berjalan dengan cara yang buruk
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Δυστυχώς, μερικές φορές, τα πράγματα πρέπει να αλλάζουν με μάλλον άσχημο τρόπο.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Иногда, к несчастью, вещи приходится изменять ужасным путем
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.כן, לפעמים, לצערי, דברים .חייבים להשתנות בדרך מכוערת
Beklediğim adama. Beni yanında götürüyor.Auf ihn habe ich gewartet.
Belki onları Central'a götürürEhkä vien heidät takaisin Centraliin-
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Magari li porterò via con me a Central City, e li userò come ingredienti per le Pietre Filosofali.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Może zabiorę ich do Central i użyję jako składników Kamienia Filozoficznego.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Quizá me los lleve a Central y los use como ingredientes para las Piedras Filosofales.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Talvez eu os leve de volta para Central e os use como ingredientes para Pedras Filosofais.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Ίσως να τους πάω στο Σέντραλ, ως υλικά Φιλοσοφικής Λίθου.
Belki onları Central'a götürür Felsefe Taşları için malzeme yaparım.Может, я перенесу их в Централ и использую как ингредиенты для Философского Камня.
Belki onları Central'a götürürJag kanske tar dem till Central-
Belki onları Central'a götürürMåske tager jeg dem med til Central -
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Als ich fünf Jahre alt war, nahm mein Vater mich mit zum Einkaufen.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Amikor ötéves voltam, apukám gyakran elvitt bevásárolni.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Când aveam cinci ani tata mă lua cu el la alimentara.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Cuando tenía 5 años papá solía llevarme de compras.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Když mi bylo 5, chodil jsem s tátou na nákupy.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Keď som mal päť rokov, chodieval som s otcom do obchodu.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Khi tôi 5 tuổi ba từng dắt tôi tới tiệm tạp hóa
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.제가 다섯살 때, 아버지는 저를 식료품점에 데려가고는 하셨습니다.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Quand j'avais 5 ans, mon père m'emmenait faire les courses.
Ben beş yaşındayken, babam beni market alışverişlerine yanında götürürdü.Quando avevo cinque anni, mio padre mi portava dal fruttivendolo.