Birçok köye yardım götürülemedi.Помогали другие города.
Caillou'yu gezmeye götürür ve onunla ilgilenir.Оди приходит к Гарфилду, чтобы утешить его.
Buralardan Avrupa'ya da götürülmüştür.Они были привезены в Россию из Европы.
Locke hemen onu ormana, Jack'in yanına götürür.Тем временем Саид позвал Джека в лес и вместе с Локком отвёл к люку.
Kısa süre içerisinde kocasına götürülür.Вскоре к ней присоединился её муж.
20 Ağustos gecesi tutuklanan Dubček, görüşmeler için Moskova'ya götürüldü.لقد التقطت دوبتشيك، الذي كان قد اعتقل في ليلة 20 أغسطس، إلى موسكو لإجراء مفاوضات.
Götürüldüğü Washington Medical College'ta 7 Ekim 1849 Pazar günü sabah beşte öldü.اقتيد إلى كلية الطب واشنطن، حيث توفي في الأحد 7 أكتوبر، 1849، في الساعة 5:00 صباحا.
Geldiklerinden az bir süre geçmiştir ki aynı ışık Yui’yi geri götürür.لكن القليلين فقط هم الذين أنتجوا أدبًا حقيقيًا، وعبد التواب يوسف في طليعتهم كمًا وكيفًا».
Kurtarılan Lynch önce Kuveyt’e oradan da Almanya’daki Ramstein Hava Üssüne götürülür.لينش التي تم إنقاذها، تم نقلها من هناك الي الكويت ثم الي قاعدة رامشتاين الجوية ب ألمانيا.
Kamyonda götürülürken oluşan zararlar daha sonra onarıldı.تم اصلاحها من الاضرار الناتجة اثناء نقلها في الشاحنة.
Kızının bu merakı Will'i yıllar öncesine 1992 yılındaki anılarına götürür.قص ادوارد نفس الحكاية إلى ولده ويل طوال السنوات.
Müstecip Onbaşı'nın topçu ateşi isabetli oldu ve denizaltı İstanbul'a götürüldü.وأصيبت المدفعية النارية مستجيب أون بشى , وأحضرت الغواصة إلى اسطنبول .
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.كنت تحمل الفرح معك أينما تذهب."
Bunları Afganistan'a götürüp savaşın orta yerinde bırakın."لقد اعتقلتوهم في أفغانستان فاعيدوهم إلى هناك إلى منطقة حرب".
Gardiyanlar onu hemen revire götürür, Dr. Tancredi bunun gıda zehirlenmesi olduğunu söyler.أخذه الحراس بسرعة إلى المستوصف وأخبرته الطبيبة سارا أنها تعتقد أنه أصيب بتسمم غذائي.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.دفاتر قيد العربان الوافدين إلى مصر.
Hastaneye götürülür.حي المستشفى.
"Yazlık yolu" uzar ve Fransızları yazlıkçıların gözdesi Normandiya sahiline götürür.وامتددت طرق المصايف لتأخذك إلى سواحل نورمان المفضلة لدى المصيفون الفرنسيون.
Bundan sonra, batı ova gorillerinin toplam nüfusu 150.000-200.000 götürüldü.كما يُرجِّح المُؤرخون المُعاصرون القوة المغولية ما بين 150,000 إلى 200,000 مقاتل.
İçecek bir şeyler alamıyorsak yanımızda götürürüz.فيمكن أن أشرب وأرقص إذا كنت أريد ذلك.
Yeni Zelanda'ya insanlar tarafından götürülmüştür.وهُزمت من نيوزيلندا.
Ancak futbolcu, hastaneye götürülürken hayatını kaybetti.توفي الزعبي أثناء نقله إلى المستشفى.
Fakat kısa bir süre sonra ağalar onu eğlenceye götürürler.كان اهتمامه في بالألعاب سببا في وقت لاحق بدخوله إلى مجال الترفيه .
Burada hastalanmış ve Dominik manastırına götürülerek tedavi görmüştür.وقد أحضر الجنود الفرنسيون الذين أُصيبوا بالوباء إلى الدير لمعالجتهم.
Sizleri Kenan ülkesine götürüyorum.سيأخذونك إلى وهم الحياة...
Damat, sağdıçla birlikte yatsı namazını kılmaya götürülür.الصلاة على النبي تعني اقتداء المؤمن بالنبي.
Gina'yı da kendi evine götürür.فيأخذها فرانك إلى بيته لضمان سلامتها منهم.
Maximinus ve oğlunun cesetlerinin başları kesildi ve Roma'ya götürüldü.Os cadáveres de Maximino e do seu filho foram decapitados e as suas cabeças foram levadas para Roma.
Claire Dharma'nın sağlık istasyonuna götürülür ve bebeği için ilaç verilir.Claire é levada a uma estação médica Dharma, onde ela toma remédios para o bebê.
20 Ağustos gecesi tutuklanan Dubček, görüşmeler için Moskova'ya götürüldü.Dubcek, que havia sido preso na noite de 20 de agosto, foi levado a Moscou para negociações.
Sonraki gün, Marge çocukları da yanına alarak yılbaşı alışverişi için alışveriş merkezine götürür.Na manhã seguinte, Marge leva as crianças ao shopping para fazer as compras de Natal.
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Deitar-me faz em verdes pastos, guia-me mansamente a águas tranquilas.
Kristi hastalanınca annesi ile Dennis onu hastaneye götürür.Após Kristi adoecer, Julie e Dennis levam-na ao hospital.
Sarff Kolonisi üçünü alıp bir uzay istasyonuna götürür.Sarff leva os três para o que parece ser uma estação de espaço.
Ganimetin bir parçası olarak Mısır'a götürüldü ancak yürüyen deveden düştü ve öldü.Ela foi levada de volta para o Egito como parte do espólio, mas caiu de seu camelo em marcha e foi morta.
Bu arada, Michonne ile Andrea, aylaklara karşı güvenli bir yer olan Woodbury adlı kasabaya götürülürler.Enquanto isso, Michonne e Andrea são levadas para a cidade de Woodbury, um refúgio fortificado.
Ancak Razor, Bill'i kandırarak onun "güncellenme" işlemine götürür.Razor engana Bill para ela se tornar na próxima "atualização".
Sovyet güçleri savaş esiri olarak Weidling'i gözaltına aldı ve Sovyetler Birliği'ne götürüldü.As forças soviéticas levaram Weidling em custódia como prisioneiro de guerra para a União Soviética.
Tuileries Sarayı'na geri götürüldüler.Levaram-nas de volta ao curral.
1785'te Victor Race’ı Paris’e götürüp Mesmer’in önünde, keşiflerine ilişkin bir gösteri yaptı.Em 1785, ele traz Victor Corrida em Paris para demonstrar suas descobertas antes de Mesmer.
Maçtan sonra Kane yerel bir hastaneye götürüldü.Kane foi levado para um centro médico local após a luta.
Esirler şehre götürüldü ve başları kesildi.Os prisioneiros capturados foram levados para a capital e decapitados.
871 Şubat'ta kale düştü ve Sawdan tutuklandı ve zincirlerle Benevento'ya götürüldü.Em fevereiro de 871, a cidadela foi tomada e Saudane foi capturado e levado para Benevento em cadeias.
Jin onu hastaneye götürürken; Sun hamile olduğunu söyler.Cristina descobre no hospital que está grávida.
İsa, "Şimdi biraz alıp şölen başkanına götürün" der.Jesus disse: "Agora tirai e levai ao mestre-sala".
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Desobedecendo as ordens do pai, ele leva a prostituta Shae junto consigo.
Kadınlar ayrılırlar ve Lola'yı da birlikte götürürler.A polícia chega e Lola desaparece.
Carol, Lizzie'yi sakinleştirmeyi başarır ve Tyreese, Lizzie ve Judith'i eve götürür.Carol convence Lizzie a abaixar a pistola, e Tyreese leva Lizzie e Judith para dentro da casa.
Silmaril Eärendil tarafından alındı, ve deniz yoluyla Valinor'a götürüldü.De lá, elas foram levadas para Valência por mar.
Oradan İngilizler tarafından Malta'ya götürülmüştür.O nome foi trazido para a Inglaterra por imigrantes ingleses.
Tür, hem ABD'ye, hem de Yeni Zelanda'ya götürülmüştür.A espécie foi introduzida quer nos Estados Unidos quer na Nova Zelândia.
Sovyetler Birliği'ne götürüldü.Ele foi para a União Soviética.
Clara, Rick'i küçük bir kamp alanına götürür ve orada Rick'e saldırır.Ela leva Rick até seu pequeno acampamento, onde de repente ela se move para atacá-lo.
Adam onu evindeki bir partiye götürür.Sob o pretexto de a levar a uma festa.
Sizleri Kenan ülkesine götürüyorum.Não pretendem levá-lo para sua própria terra?
Sonra, yakalanmış ve Galbatorix'e götürülmüş ve Galbatorix onu kölesi yapmıştır.Em Eldest, ele é capturado pelos Gêmeos e levado a Galbatorix.
Bunun üzerine Tommy Lance'i kurtarır ve hastaneye götürür.Naomi tira Ayumi dali e a leva para um hospital.
Sonra cesedi sırtına alarak götürür.Ele a leva para a enfermaria em suas costas.
Cenazesi New Jersey'e götürülerek defnedilmiştir.Seu corpo foi levado a Jerusalém para o enterro.
Ormancı, yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister.O bom Fogo-de-conselho pela OMME O programa do Fogo deve ser preparado com antecedência.