Musa'nın ablası onu emzirecek bir İbranî aile bildiğini söyler ve onu gerçek annesine geri götürür.C'est, selon lui, une lettre de sa mère mourante qui le ramène à la religion.
Öldüğünde Cenazesi Bursa'ya götürüldü.À sa mort, il est enterré dans l'abbaye.
Ron’un kız kardeşi Ginny, Sırlar Odası’na götürülür.Peu après, Ginny, la sœur de Ron, est capturée et emmenée dans la Chambre.
Bunun üzerine Ho ve diğer iki tasarımcıya bayrağı kendileri yapmaları için teklif götürüldü.De cette régate sont conservés le drapeau et des photographies des deux équipages.
Avustralya'da ve Okyanusya'da bulunan kedigiller insanlar tarafından götürülmüştür.Les espèces de ce genre se rencontre en Australie et en Indonésie dans l'océan Pacifique.
Bu ırmak yeni ölenlerin ruhlarını oraya götürür.Cette dernière Aurore éveillera les Morts.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.Ils sont enterrés dans le cimetière du village.
Cumhuriyet Şehri'ne götürürler.Ils partent pour la capitale.
Oradan İngilizler tarafından Malta'ya götürülmüştür.Mais il fut arrêté par les anglais à Malte.
Acı içinde kalan Barbara hastaneye götürülür.Ils doivent maintenant emmener Billy à l'hôpital.
İnka yüksek rahipleri, kurbanları ayin için yüksek bir dağın tepesine götürürdü.Qaïl, qui était infidèle, conduisit les victimes sur le sommet d’une montagne pour les sacrifier lui-même.
Böylece mahallenin Samağır adıyla ilk kuruşu M.1277 tarihine götürülmektedir.La première mention écrite du village date de 1277.
Gittiğim her yere kameramı götürürüm.Llevo mi cámara allá donde voy.
Bu iş beni bütün dünyaya götürür.Este trabajo me lleva por todo el mundo.
Bu yol istasyona götürür.Este camino lleva a la estación.
Babam bazen beni ofisine götürüyordu.Mi padre me llevaba a veces a su oficina.
Seni eve götürüyorum.Te llevo a casa.
Sizi eve götürüyorum.Os llevo a casa.
Beni nereye götürüyorsunuz?¿Adónde me lleváis?
Anne üç çocuğu bisikletle götürüyor.La mamá lleva a tres niños en la bicicleta.
Umarım hayat seni en güzel yerlere götürür.Espero que la vida te lleve a los lugares más hermosos.
Külleri daha sonra Doğu Almanya'ya götürüldü.Sus cenizas fueron llevadas a Alemania Oriental.
Delvecchio Japonya ile Güney Kore'deki 2002 Dünya Kupası'na da götürüldü ancak forma şansı bulamadı.Delvecchio también viajó a Corea y Japón para el mundial de 2002 pero no jugó.
Hastanede geçirilen kısa bir sürenin ardından Ma, Jack'i alır ve anne babasının evine götürür.Después de pasar un corto período de tiempo en el hospital, Ma lleva a Jack con ella a casa de sus padres.
20 Ağustos gecesi tutuklanan Dubček, görüşmeler için Moskova'ya götürüldü.Dubček, que había sido detenido en la noche del 20 de agosto, y trasladado a Moscú para las negociaciones.
Doktor, Ace'i Gabriel Chase'e götürür.La TARDIS llega a Gabriel Chase.
Lien'i Fransa'ya götürür.Acompaña a Caris a Francia.
Böylece kızkardeşi ile birlikte serbest bırakıldı ve 1944'te Filistin'e götürüldü.Debido a esto, su hermana y él mismo fueron liberados y trasladados a Palestina en 1944.
Nancy, annesi Marge tarafından rüya terapi kliniğine götürülür.Nancy es ingresada en una clínica de terapia del sueño.
Clara, Rick'i küçük bir kamp alanına götürür ve orada Rick'e saldırır.Ella lleva a Rick a su pequeño campamento, donde de repente se mueve para atacarlo.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys lleva a Drogo a su tienda y pide que traigan a Mirri Maz Duur (Mia Soteriou) urgentemente.
Lenin derhal Kremlin'deki odasına götürüldü.Lenin se instala en el Kremlin.
Kadınlar ayrılırlar ve Lola'yı da birlikte götürürler.Las mujeres se llevan a Lola.
Adam onu evindeki bir partiye götürür.Con el pretexto de llevarla a una fiesta.
Oberon Puck'a Huon'u Tunus'a götürüp İbrahim evine teslim etmesini emreder.Oberón le dice a Puck que lleve a Huon a Túnez y la casa de Ibrahim.
Ancak Razor, Bill'i kandırarak onun "güncellenme" işlemine götürür.Sin embargo, Razor engaña con sus trucos a Bill para convertirla en la siguiente sujeto de "actualización".
Oradan İngilizler tarafından Malta'ya götürülmüştür.Pero fue detenido por los ingleses en Malta.
Karısının ona başarısız bir diriltme denemesinden sonra yerel bir hastaneye götürüldü.Fue llevado a un hospital local después de que los intentos de su esposa por reanimarlo fracasaran.
Aynı zamanda Auschwitz'e götürülen Yahudiler için bir geçiş noktasıydı.Venían a llevarse a los judíos a Auschwitz.
Will, New Directions'ı rakip kulüp Vocal Adrenaline'i performansı görmeye götürür.Will lleva al grupo a ver actuar a Vocal Adrenaline, un coro rival.
Hastaneye götürülür.Él es llevado al hospital.
Buffy'i Dracula'nın evine götürür.Ellos llegan a la casa de Drácula.
Heykel yerin derinliğine çökmeye baslar ve Don Giovanni\de yerin dibine birlikte götürür.La estatua se hunde en la tierra y arrastra consigo a Don Giovanni.
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Contra las órdenes de su padre, Tyrion lleva a la prostituta Shae (Sibel Kekilli) a la capital.
Sadece bir mahalleden 500 kişi götürülmüştü.De un solo distrito, 500 personas fueron deportadas.
Bir gün, Lenski Onegin'i sözlüsü olan Olga Larina'nin evinde bir akşam yemeğine götürür.Un día Lensky lleva a Oneguin a cenar con la familia de su prometida Olga Lárina.
Tam darağacına götürülmekte iken atla bir haberci gelir.Repentinamente un mensajero a caballo llegó hasta él.
Çocuk onu kendi yaşadığı yere götürür.Y mira a donde lo llevó.
Kristi hastalanınca annesi ile Dennis onu hastaneye götürür.Tiempo después, Kristi se enferma, por lo que Julie y Dennis la llevan al hospital.
Duaları Tanrıya götürür.La oración nos acerca a Dios.
Mahallenin mezarlığına götürüyorlar bizi.En ella se halla el cementerio del municipio.
Tutuklandı ve birkaç meslektaşı ile birlikte Moskova'ya götürüldü.Fue capturado por los soviéticos y llevado a Moscú.
Oraya giderken sanki tüm kırgınlığınızı da birlikte götürüyorsunuz." demiştir.Aquí es donde perteneces, junto con todos los otros fracasos en el universo."
Sonradan götürüldüğü İber yarımadası'nda çok daha hızlı çoğalmaktadır.Regenera sus puntos de salud mucho más rápido cuando se encuentra enterrada.
Tedavi için hastaneye götürüldü ve bir sonraki gün taburcu edildi.Fue llevada al hospital y murió al día siguiente.
Onu yaşlı adama götürürler.Pourbus el Viejo.
Mısır’a giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.También tuvo conflictos en Egipto donde le tuvieron prohibida la entrada al país.
Orada yakalandı ve Londra'ya götürülerek idam edildi.Poco después él fue detenido y llevado a Londres.
Drayton onu bağlayıp eve götürür.Tarzán lo recoge y lo lleva de vuelta a casa.
Öldüğünde Cenazesi Bursa'ya götürüldü.Al morir fue enterrado en Polizzi.