görmez ile cümle

görmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Ignorovali by geeky, a, bože odpusť, opozdilce.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Ignorowaliby wczesnych nabywców, nie mowiąc już o maruderach.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Ils ignoraient les geeks, et Dieu me pardonne, les retardataires.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.마케터들은 특이한 사람들을 무시하는 경향이 있습니다. 그들의 취향이나 그들의 요구사항을 듣기보다는
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Mereka akan mengabaikan orang culun, dan tentu saja, orang yang kolot.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Sie haben immer die Freaks ignoriert und, Gott bewahre, die Schlaffis.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Ze negeerden de geeks, en God helpe, de achterblijvers,
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Αγνοούσαν τα σπασικλάκια και αλοίμονο τους, τους συντηρητικούς.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Они хотели бы игнорировать умных чудаков, и, Боже сохрани, тянущихся в конце.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.Те биха пренебрегнали geek-овете, и Боже опази, изоставащите.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.הם היו מתעלמים מהיורמים. ואלוהים ישמור, מאלו שזזים לאט.
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.سيتجاهلون الهواة، ولا سمح الله .. المتقاعسون أيضاً
İnekleri - asosyalleri ve Tanrı korusun; haylazları görmezden gelirlerdi.活気の無い人たちも当然のように視野の外。 全てはいかに中央に焦点を当てるかということでした。
İnsanların böyle bir maskeyle getirildiğini görmezsiniz.Никога не виждате хора, които да влизат с маски.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.As pessoas entravam na sala e quase que o ignoravam, pensando que se tratava de lixo que ali estava.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Beim Betreten des Raumes ignorierten die Leute es fast, und hielten es für herumliegenden Müll.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Ezért a szobába belépő emberek szinte figyelmen kívül is hagyták, arra gondolva, hogy csak valami szemét.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Jadi orang masuk ke ruangan dan mengacuhkannya, berpikir itu cuma tumpahan sesuatu saja.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.그래서 사람들이 방에 걸어들어오면 이를 거의 무시합니다. 그냥 널려 있는 쓰레기라고 생각하면서요.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Mensen kwamen de kamer in en sloegen er bijna geen acht op. Ze dachten dat het rondslingerende rommel was.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.När folk kom in i rummet lade de nästan inte märke till den och verkade uppfatta den som ett kvarglömt skräp.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Oamenii care intră în cameră aproape îl ignoră, gândindu-se că e, pur și simplu, ceva aruncat la întâmplare.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Quindi la gente girava per la stanza quasi senza notarlo, pensando che fosse una schifezza lasciata in giro.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Takže lidé vešli do místnosti a téměř ho ignorovali, mysleli si že je to nějaký binec, co se tam povaluje.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Thế là mọi người đi vào phòng và gần như bỏ qua nó, nghĩ rằng đó 1 thứ bỏ đi nằm ở đó.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Zwiedzający ledwie to zauważali, myśląc, że to jakiś śmieć.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Έτσι οι άνθρωποι που έμπαιναν μέσα στο δωμάτιο σχεδόν το αγνοούσαν, σκέφτονταν ότι ήταν κάποιο σκουπίδι.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Люди входили в комнату и практически игнорировали его, думая, что это какая-то ерунда, лежащая без дела.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Отож, люди заходять в кімнату і майже не помічають його, думають що це якась незрозуміла річ.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.Така че хората влизайки в стаята почти щяха да го игнорират, мислейки че е някаква глупост лежаща наоколо.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.אז אנשים היו נכנסים לתוך החדר והם היו כמעט מתעלמים מזה, חושבים שזה סתם זבל ששוכב שם.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.لذلك فالناس يسيرون في الغرفة وقد يتجاهلونه تقريبا، معتقدين أنه فقط قمامة مرمية على الأرض.
İnsanlar odaya girdiğinde bunun yerdeki bir saçmalık olduğunu düşünüp görmezden gelecekti.壁の汚れだと思っているのです しかし人が横切ると
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.A więc na początek, tabu numer jeden: nie wolno mówić, że nie pokochałeś swojego dziecka od pierwszej minuty.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Deci, tabuul numărul unu: nu poţi spune că nu te-ai îndrăgostit de bebeluşul tău chiar din primul minut.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Điều cầm kị đầu tiền là bạn không thế nói bạn không yêu quý con mình ngay từ giây phút đầu tiên.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.먼저, 금기사항 첫번째: 여러분은 처음 바로 그 순간에 당신의 아기를 사랑하게 된 것은 아니라고 말해서는 안됩니다.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Primero, el tabú número uno: no se puede decir que uno no se enamoró de su bebé desde el primer instante.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Taboe nummer één: je mag niet zeggen dat je niet verliefd werd op je baby vanaf de eerste minuut.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Tabu št.1: Ne reci, da se nisi že prvo minuto zaljubil v svojega dojenčka.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Takže, tabu číslo jedna: Nesmíte říct, že jste se do svého dítěte nezamilovali hned v první minutě.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Οπότε το πρώτο, ταμπού νούμερο ένα: δε μπορείς να πεις πως δεν ερωτεύτηκες το μωρό σου από το πρώτο λεπτό.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.И така първото, табу номер едно: не можете да кажете, че не сте се влюбили в бебето си още в първата минута.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.Отже, для початку, табу номер один: не можна говорити, що ви не закохалися у свою дитину з найпершої хвилини.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.אז הראשון, טאבו מספר אחד: אסור לך לומר שלא התאהבת בתינוק שלך ברגע הראשון.
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.بداية .. التابو رقم واحد : لا يمكنك ان تقول ( تعترف ) انك لم تغرم بطفلك منذ اول نظرة ..
İşte ilk tabu: yüzünü görür görmez bebeğime aşık olmadım diyemezsiniz.誕生した瞬間に赤ん坊を愛さなかった とは 言ってはいけません 私は病院で待っていた時を鮮明に覚えています
"İşte O!" Dedi barmen. Mücadele yuvarlak kenar çam devirdiğini görmezden kapı.Cuộc đấu tranh mắc sai lầm quanh các cạnh của cửa.
Ivan, sadece .. Ben önümüzdeki hafta görmezsiniz.Ik zal je niet zien volgende week.
Ivan, sadece .. Ben önümüzdeki hafta görmezsiniz.Nebudu Uvidíme se příští týden.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Aby šámali ve tmě bez světla. Summou, činí, aby bloudili jako opilý.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Chúng rờ đi trong tối tăm, không có sự sáng, Và Ngài làm cho họ đi ngả nghiêng như kẻ say.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Chúng rờ đi trong tối_tăm , không có sự sáng , Và_Ngài làm cho họ đi ngả_nghiêng như kẻ say .
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.daß sie in Finsternis tappen ohne Licht; und macht sie irre wie die Trunkenen.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.De famla i mörkret och hava intet ljus, han kommer dem att ragla såsom druckna.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.de famler i Mørke uden Lys og raver omkring som drukne.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.de famler i mørke uten lys, og han lar dem rave likesom drukne.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.Eles andam nas trevas �s apalpadelas, sem luz, e ele os faz cambalear como um ébrio.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.És világtalan setétben tapogatóznak, és tántorognak, mint a részeg.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.He haparoivat pimeässä valoa vailla, ja hän panee heidät hoipertelemaan kuin juopuneet."

İlgili Sayfalar