Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Ik ben ook academicus dus laat ik mijn publiek gratis in slaap vallen.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Jestem też naukowcem, więc usypiam audiencję za darmo.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.저는 또한 대학교수입니다. 청중들을 공짜로 잠들게 만들죠.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Luennoitsijana nukutan kuulijani ilmaiseksi.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Och jag är en akademiker, så jag söver dessutom ned publik utan kostnad.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Sunt și profesor, deci adorm publicul pe gratis.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Také přednáším na vysoké škole, publikum tedy uspávám zadarmo.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Und ich bin Akademiker, also schläfere ich Zuhörer umsonst ein.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Và tôi là một nhà học thuật, nên tôi làm cho khán giả ngủ miễn phí.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Y soy académico, así que duermo gratuitamente al público.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Και είμαι και ακαδημαϊκός οπότε αποκοιμίζω θεατές τσάμπα.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.И аз съм академик, така че слагам публиката да спи безплатно.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.И я академик, то есть бесплатно усыпляю аудиторию.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.Я також науковець, тому я змушую публіку засинати безплатно.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.ואני גם אקדמאי, כך שאני מרדים קהל בחינם.
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.وانا اكاديمي, اي اقوم بتنويم المستمعين بالمجان
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.我仲係一名學者,我可以唔使錢催眠聽眾。
Aynı zamanda öğretim görevlisiyim, böylece seyircileri de bedavaya uyutabiliyorum.(笑)
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.foruden Overfogeder, der ledede Arbejdet, 3.300 Mand, som havde Opsyn med Folkene, der arbejdede.
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.Ia mengangkat 3.300 mandur untuk mengawasi pekerjaan itu
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.이 외에 그 역사를 동독하는 관리가 삼천 삼백인이라 저희가 일하는 백성을 거느렸더라
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.Salomone mandò a dire a Chiram
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.Salomon też zaś posłał do Hirama, mówiąc:
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.לבד משרי הנצבים לשלמה אשר על המלאכה שלשת אלפים ושלש מאות הרדים בעם העשים במלאכה׃
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.ما عدا رؤساء الوكلاء لسليمان الذين على العمل ثلاثة آلاف وثلاث مئة المتسلطين على الشعب العاملين العمل.
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.此 外 所 羅 門 用 三 千 三 百 督 工 的 、 監 管 工 人
Ayrıca, işin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten 3 300 görevlisi vardı.此外 所羅門 用 三千三百 督工 的 、 監管 工人
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.Les ministres dirigent le travail des fonctionnaires du ministère.
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.Los ministros dirigen el trabajo de los funcionarios de los ministerios.
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.Ministerit johtavat ministeriöiden virkamiesten työtä.
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.Ministrarna leder arbetet för ministeriernas tjänstemän.
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.Министры руководят работой чиновников министерства.
Bakanlar, bakanlıkların resmi görevlilerini yönetirler.يقوم الوزراء بقيادة أعمال موظفي الدولة في الوزارات.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.A minisztériumban dolgozott, mielőtt a központi bizottságba hívták volna.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.Era un necunoscut în Departamentul pentru Artă.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.Hij werkte op het ministerie, voor hij bij het Centraal Comité kwam.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.Il travaillait pour le Ministère, avant d'être appelé au Comité Central.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.¿Sabías que estuvo en la Stasi, antes de hacerse cargo de la cartera de Cultura?
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.Он работал на Министерство перед тем, как его перевели в ЦК.
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.,(הוא עבד במשרד (השטאזי .(לפני שעבר לועד המרכזי (של המפלגה
Bakan olmadan önce Kültür Şubesi'nde görevli sıradan biriydi.إنه نكرة في وزارة الفنون
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.Dans certains cas, ce sont les autorités qui engagent un interprète.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.En algunos casos, las autoridades serán quienes se encarguen de solicitar los servicios del intérprete.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.I vissa fall får du en tolk via myndigheten.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.Joissakin tapauksissa saat tulkin viranomaisen kautta.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.В некоторых случаях переводчика вам могут предоставить официальные органы.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.في بعض الحالات، يمكنك الحصول على مترجم من خلال السلطة.
Bazı durumlarda, tercüman hizmetini resmi görevli ayarlar.特定情况下,政府机关会为您安排口译服务,您无需缴纳任何费用。您可事先向有关政府机构或赫尔辛基市移民事务咨询处咨询口译服务。例如,
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.A prišli aj colní dať sa pokrstiť a povedali mu: Učiteľu, čo budeme robiť?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Au venit şi nişte vameşi să fie botezaţi, şi i-au zis: ,,Învăţătorului, noi ce trebuie să facem?``
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Chegaram também uns publicanos para serem batizados, e perguntaram-lhe: Mestre, que havemos nós de fazer?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Cũng có những người thâu thuế đến để chịu phép báp-tem; họ hỏi rằng: Thưa thầy, chúng tôi phải làm gì?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Cũng có những người thâu thuế đến để chịu_phép báp - tem ; họ hỏi rằng : Thưa thầy , chúng_tôi phải làm_gì ?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.És eljövének a vámszedõk is, hogy megkeresztelkedjenek, és mondának néki: Mester, mit cselekedjünk?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Es kamen auch die Zöllner, daß sie sich taufen ließen, und sprachen zu ihm: Meister, was sollen denn wir tun?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Il vint aussi des publicains pour être baptisés, et ils lui dirent: Maître, que devons-nous faire?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.세리들도 세례를 받고자 하여 와서 가로되 선생이여 우리는 무엇을 하리이까 하매
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Men også toldere kom for å døpes, og de sa til ham: Mester! hvad skal vi gjøre?
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Men også Toldere kom for at døbes, og de sagde til ham: "Mester! hvad skulle vi gøre?"
Bazı vergi görevlileri de vaftiz olmaya gelerek, ‹‹Öğretmenimiz, biz ne yapalım?›› dediler.Niin tuli myös publikaaneja kastettaviksi, ja he sanoivat hänelle: "Opettaja, mitä meidän pitää tekemän?"