Ana içeriğe geç
Sözlük

görece ile cümle

görece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İşte onlar kendi Google kimlik bilgileriyle neden giriş yapmalarının gerekli olduğu bir açıklama görecekler.Itt meg fogják magyarázni, miért kell bejelentkezniük a Google hitelesítő adataival.
Sonucu göreceğiz.Nos, majd meglátjuk.
Her iki durumda da barış dönemleri "görece barış" dönemleridir.Az országoknak a belépéshez még "fenntartható konvergencia folyamatról" is tanúbizonyságot kell tennie.
Ne kadar geliştirdiğimi göreceğiz...Mindent elsajátítunk és tisztázunk...
Yine de göreceli hatayı logaritmada göz önünde bulundurabiliriz.A valószínűségszámításban is megjelenik a logaritmus.
Bu istasyonlar görece basit, ucuz, ancak etkili ve güvenli uzay platformları olarak hizmet verdi.Az ottani országok igényeinek jól megfelelt, mivel egyszerű, olcsó és hatékony repülőgép volt.
Bunu sen de göreceksin.Majd meglátják.
Bu dört grupta anılan diller arasındaki ortak sözcük varlığı görece azdır.A további négy szórendi csoportba kevés nyelv tartozik.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Ez a meghatározás azonban szükségszerűen viszonylagos, mivel a térségnek nincsenek pontos határai.
Pasif manyetik kaldırma için göreceli geçirgenliğin 1’den aşağıda olması gerekir (negatif duyarlılığa göre).VIL: Maximális bemeneti feszültségszint az alacsony (LOW) jelhez.
Bu göreceli olmayan, kuantum olmayan büyük parçaların mekaniğini tanımlar.Tekintsük most a nem nulla tömegű objektumot.
Elio o günü Marzia ile geçirir, ama Oliver'ı göreceği zamanı iple çeker.Elio viettää päivän Marzian kanssa mutta ikävöi Oliveria.
Orada yeşil giyinmiş bir adam göreceksiniz.Pian paikalle ilmestyykin vihreään takkiin pukeutunut mies.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Lääkäri ei ollut hälyttänyt apua turmapaikalle.
Göreceli olasılık oranı sıfırdan küçük olamaz.Puolitäydellinen luku ei voi olla vajaa.
Temel faktörün ağırlık olduğu uçaklar büyük fayda göreceklerdir.Myös planeettojen painovoimaa voi käyttää hyödyksi.
Özyinelemeli olup işlevlerin göreceli olarak en basitidir.Se on todellakin muodon ja funktion korkein aste.
Yunanistan, göreceli olarak, tek parça olarak imparatorluğun doğu parçasında kaldı.Kreikan kieli tosin säilytti vahvan asemansa valtakunnan itäosissa.
Çağdaşlarının aksine Moore'un savaş dönemi görece sorunsuz geçmiştir.Toisin kuin monet aikalaisensa Moore koki sodan ongelmattomana.
Onu "başka bir güzel yüz" olarak görecekler dikkatli olsun.Muista merkitykistä, katso lempi (täsmennyssivu).
Sınıflandırmaları görece olarak yenidir.Luokittelu on seuraava.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Tällöin tulee harkittavaksi mikä valitaan yhtiömuodoksi.
Çiçekleri yastığının altına koyan kişinin o gece rüyasında gelecekteki eşini göreceği rivayet edilir.Kun juhannusaattoyöksi laittaa sitomattoman vihdan tyynynsä alle, näkee tulevan puolisonsa yöllä sitovan sen.
Diğer yandan bebek ve çocuklar için görece daha iyi sonuçlar elde edilebilmiştir.Merkin voi saada myös muut lasten ja nuorten hyväksi merkittävää työtä tehneet kasvattajat.
Proxima'nın göreceli olarak büyük bir hareketi vardır.Mothman-aihe on edelleen varsin suosittu.
Kendileri göreceli olarak çok hızlı şekilde hareket edebilir.Toisaalta kiireelliset asiat voivat edetä hyvinkin nopeasti.
Göreceli zamirler genel olarak aday ile aynı şekli alırlar.Tämän varamiehen tulee täyttää samat edellytykset kuin varsinaisenkin ehdokkaan.
Ahtapotların beklenen yaşam süresi görece kısadır ve bazı türleri yalnızca altı ay kadar yaşar.Τα χταπόδια είναι σχετικά βραχύβια· ορισμένα είδη ζουν μόνο έξι μήνες.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Τώρα θα δούμε πώς δουλεύει.
R radyusa sahip bir kürenin içinde, bir göreceli gazın entropisi enerji yükseldikçe yükselir.Σε μία σφαίρα ακτίνας R, η εντροπία ενός σχετικιστικού αερίου αυξάνεται καθώς αυξάνεται η ενέργεια.
Novi Sad her zaman Yugoslavya içinde görece gelişmiş bir kent olmuştur.Το Νόβι Σαντ ήταν ανέκαθεν αναπτυγμένη πόλη στην πρώην Γιουγκοσλαβία.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Τελικώς, οι μικροδιαφορές στις ταχύτητές τους θα τα διασκορπίσουν στον Γαλαξία.
19 Az sonra dünya artık beni görmeyecek, ama siz beni göreceksiniz.Για τα επόμενα 43 χρόνια δεν θα ξαναεπισκεπτεί το σπίτι, ούτε θα ξαναδεί κανέναν τους.
Ne kadar geliştirdiğimi göreceğiz...Στάσου να κάνω ότι είμαι καλός...
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Τους είπαν να περιμένουν μέχρι να έρθει κάποιο μέλος του πληρώματος για βοήθεια.
Protesto, göreceli olarak bir olaya ve duruma karşı aksi yönde tepki göstermektir.Αντίσταση γενικά λέγεται η εφαρμογή αντίθετης δράσης σε ένα γεγονός ή φαινόμενο.
Ayakları görece geniştir.Τα πόδια είναι στην προσοχή.
Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır.Η δύναμη των σαγονιών του οφείλεται εν μέρει στο σχετικά μεγάλο κεφάλι του.
Gelecek kitabın ise özel göreceliliğe odaklanması bekleniyor.Ιδιαίτερη μνεία πρέπει να γίνει στον φιλολακωνισμό του.
Bunu sen de göreceksin.Vi får se.
İleriki yıllarda gereken ilğiyi göreceğini ummaktayız.På kortskuddene ses behåringen i mange år.
Sonucu göreceğiz.Nu kan man se resultatet.
Göreceli olasılıklar oranı Tehlike oranıMarkedsrisiko Operationel risiko
Onun yönetimi görece bir barış ve refah sağladı.Hans succes skyldtes fred og fremgang.
Görece küçük olan bu hayvanlar suda yaşıyordu.Mudderædere er små dyr, der lever i vand.
Zaman, göreceli bir kavramdır.Tænkning er altid et udtryk for tid.
Elli ya da daha az müzisyenden oluşan görece küçük orkestralar oda orkestrası olarak adlandırılabilir.Et mindre orkester (op til ca. 40 musikere) kaldes et kammerorkester.
Uygulama alanı tarafından uyarılan manyetik moment alan gücünde doğrusaldır ve göreceli olarak zayıftır.Det magnetiske moment, som fremkaldes af det anvendte felt, har lineær feltstyrke og er ret svagt.
Medyum Thomas'ın onu terkettiğini biliyor ve göreceklerinin iyi olmayacağı konusunda Claire'i uyarıyor.Han ved, at Thomas har forladt hende, og advarer hende om, at det han ser ikke vil være behageligt.
Saçmalık görecelidir, kişiden kişiye değişkenlik gösterir.Personalisering er at foretage tilpasning af noget til en enkelt person.
Bundan sonra olacakları ise hep birlikte göreceğiz.Så ser du hvad der sker derefter.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Ethvert navn tilhørende Allah fortæller samtidig noget om hans attributter.
Bu içerikte ofset bazen göreceli adresleme olarak adlandırılır.I denne sammenheng er offset noen ganger kalt en relativ adresse.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Det er snakk om æresgjeld, og den kjenner ingen grenser.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Det var derfor naturlig å søke hjelp hos amtet.
Üç subay görece düşük suçlardan askerî mahkemeye verilir.På lavere nivå finner man sheriffdomstoler.
Son adımı görecek kadar yaşayabilecek miydim?Hvordan kan jeg gjøre det beste ut av resten av livet mitt?
Neptün'ün Uranüs'e göre daha değişken hava koşulları, iç ısısının görece yüksekliğine bağlanıyor.Det antas at Neptuns mer varierte vær sammenlignet med Uranus delvis skyldes planetens høyere indre varme.
Zaman, göreceli bir kavramdır.Tiden som sådan er en illusjon.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.I kystnære strøk er forskjellen mellom sommer og vinter mindre på grunn av havets utjevnende virkning.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod