Bu levhalar sıvıyı manyetik alanlara bölebilir, bu alanlarda iletkenlik göreceli olarak zayıftır.Detta kan bero på att de lever i områden med hög vågaktivitet där skalen mals sönder.
Neler olacağını hep birlikte göreceğiz.Vi ser vad som händer tillsammans.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Кожна група прагне більше влади для себе.
Başka bir şekilde ifade edilirse bu anlayışa göre Tanrı, Mutlak'tır; yaratılanlar ise görece ve görelidir.Скажи (О, Мухаммад!): «Він — Аллаh, Єдиний Бог і Єдиний Творець.
M21, 4.6 milyon yıllık yaşıyla görece olarak genç bir kümedir ve 57 yıldız içerir.M21 - відносно молоде скупчення з віком у 4,6 мільйона років, що містить близько 57 зірок.
Zaman, göreceli bir kavramdır.Час — загальне поняття.
Yunanistan, göreceli olarak, tek parça olarak imparatorluğun doğu parçasında kaldı.Греція залишалася частиною відносно одноманітної східної половини імперії.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Зрештою, через невеликі відмінності у своїх швидкостях вони розсіюються по Галактиці.
Ağustos 2020'de oyun konusuna göre, Lingshan Adalarındaki göreceli durgunluk yeniden sona ermiştir.У серпні 2020 року, згідно з сюжетом гри, відносний спокій острова Лінгшан знову було порушено.
Sonucu göreceğiz.Результати повідомте.
Elio o günü Marzia ile geçirir, ama Oliver'ı göreceği zamanı iple çeker.Еліо починає більше часу проводити з Марсією, але не перестає думати про Олівера.
Sıklıkla bir derginin kendi alanındaki önemi açısından görece bir gösterge olarak kullanılır.Часто використовується як оцінка важливості журналу в певній галузі.
Çenesinin gücü büyük oranda görece büyük kafasından kaynaklanmaktadır.Така сила щелеп щонайменш частково є результатом великої голови.
Son adımı görecek kadar yaşayabilecek miydim?Всупереч стану здоров'я до останнього залишався свідомим.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Визначення це досить розпливчасте і не має чітких кордонів.
Görece büyük demir çekirdeği ve ince mantosu henüz tam olarak açıklanamamıştır.Велике залізне ядро Меркурія та його тонка кора ще не отримали належного пояснення.
Bu dönemde İngiltere'deki Yahudi nüfusu görece azdır.У цей момент єврейське населення нечисленне.
Bunu sen de göreceksin.Дивись також тут.
Bu süreç bakterilerden göreceli olarak yaygındır, ama ökaryotlarda daha enderdir.Цей процес відносно звичайний у бактерій, але менш поширений у еукаріотів.
Orada yeşil giyinmiş bir adam göreceksiniz.Колись тут жив чоловік, який шив одяг.
Farkı göreceksin.Ти побачиш різницю.
Tom'u göreceğim.Я побачу Тома.
Tom'u görecek misin?Ти побачиш Тома?
Tom'u tekrar görecek misin?Ти ще побачиш Тома?
Ben onu göreceğim.Я його побачу.
Ben onu göreceğim.Я її побачу.
İlk bitireni göreceğiz.Побачимо, хто перший закінчить.
Yarın Tom'u göreceğim.Я побачу Тома завтра.
Dağ sıçanı onun gölgesini görecek mi?Чи побачить байбак свою тінь?
Onu kendin için göreceksin.Ти сам це побачиш.
Onu kendin için göreceksin.Ти сама це побачиш.
Tom'u tekrar göreceğiz.Ми побачимо Тома знову.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Každý bude odměněn podle toho, co zamýšlel učinit.
Çiçekleri yastığının altına koyan kişinin o gece rüyasında gelecekteki eşini göreceği rivayet edilir.Dívka, která si ulovené jablko dala před spaním pod polštář prý v noci snila o svém budoucím manželovi.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Poprosí o pomoc bezdomovce přebývající zde.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Benátčané si nevedli o mnoho lépe.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Jen potřebuji zjistit, jak věci fungují.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.Slíbil, že tam na ni čeká matka.
Bu binalar, stratejik önemi olan cadde ve meydanları görecek şekilde seçilmişti.K předání došlo u těch budov, které zaujímaly strategickou polohu.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
Bazı uygulamalarda, Blowfish, 4 kilobyte RAM dan biraz fazla, göreceli olarak büyük hafıza ayakizine sahiptir.Blowfish užívá něco málo přes 4 kilobajty paměti.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Samotné důlní dílo Schachtsteinu je zatím nepřístupné.
Ayrıca sol tarafta bulunan ses açma ve kısma tuşlarının hemen altına bir tuş daha eklendiğini göreceksiniz.Poté v Chlumíně podtéka silnici a dále přijímá zleva krátký přítok.
Tek varlık olan Allah kendisini görecek gözler, sevecek gönüller istemiş ve kâinatta bilinmek istemiştir.Bůh vyzývá Jóba, aby se podíval na svět (Boží stvoření) z jiného úhlu pohledu, nezaujatě a s odstupem.
Göreceksiniz ki, ortaya sağdaki kedi çıkacak!Zprava do ní ústí Velká Pula.
Çıktıkları zaman oyundaki herkesin göreceği şekilde ekranda yazı çıkar.Každý hráč pak vidí na obrazovce svou část hry.
Novi Sad her zaman Yugoslavya içinde görece gelişmiş bir kent olmuştur.Novi Sad a fost întotdeauna un oraș relativ dezvoltat în cadrul Iugoslaviei.
Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır.Steaua este momentan cel mai mare obiect care poate fi studiat în detaliu.
Göreceli olarak daha tutucu ve genel olarak erken dönem Budizmine en yakınıdır.Este de tendință relativ conservatoare, și în general e cea mai apropiată de budismul timpuriu.
Görece büyük demir çekirdeği ve ince mantosu henüz tam olarak açıklanamamıştır.Apariția nucleului său de fier relativ mare și mantaua subțire nu au fost încă suficient explicate.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Trebuie gândit acum cum se va formula consecința.
Kafanın boyutları yüzünden boyun görece kısadır ve iyi bir destek sağlar.Datorită dimensiunii capului, gâtul este relativ scurt pentru a oferi suport mai bun.
Sonucu göreceğiz.Rezultatul l-ați văzut.
Kulübün 1980'lerin başında, göreceli bir başarılı dönemi vardı.De la începutul anilor 1980, clubul a avut mai puține succese.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Faptele bune sunt necesare, dar sunt insuficiente pentru inviere.
Çatışmalar, son yıllarda göreceli olarak azalmaya başlamıştır.Discriminarea la locul de muncă s-a redus enorm comparativ cu anii anteriori.
Bu görece önemsiz olay, daha sonraları iki şehri savaşın eşiğine getiren bir tehdide dönüşmeye başlamıştı.Ceea ce era și mai grav era faptul ca acum imperiul era din nou în pragul unui război civil.
Neptün'ün Uranüs'e göre daha değişken hava koşulları, iç ısısının görece yüksekliğine bağlanıyor.Stratosfera lui Neptun este mai caldă decât a lui Uranus, din cauza concentrației ridicate de hidrocarburi.
Diğerlerini kopyalayacak görece kısa RNA molekülleri laboratuvar ortamında üretilebilmiştir.În laborator au fost produse molecule relativ scurte de ARN care pot sintetiza alte molecule ARN.
Bunun üzerine “bunun sonuçlarına katlanacaksınız, fakat deniyeceğim ve ne yapabiliceğimi göreceğiz” dedim.'Rendben,' mondtam 'önnek kell majd vállalnia a következményeket, de megpróbálom és meglátjuk, mire megyek.'