Ana içeriğe geç
Sözlük

görece ile cümle

görece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Görece önemsiz olan Batı duvarında adı olmayan iki kapı daha bulunur.Due scogli senza nome si trovano ancora più a ovest.
Genel görecelilik kuramı katı ve empirik kurallarla temellendirilmiyordu.Lampi dell'antica fierezza e risolutezza non le mancavano.
Fakat depresyon daha genel ve görecelidir.Il male risulta però più attraente e più accattivante.
Bunu da ne kadar becerebildiğimizi hep birlikte izleyip göreceğiz."Non passerà molto tempo e di ciò ce ne renderemo tutti conto».
Sitenin diğer sayfalarında da göreceğiniz gibi Ülkemizin çeşitli İllerine göç yapılmıştır.Come in altre parti d'Europa, inoltre, maturò il sentimento di appartenere a una nazione.
Bu yıldız oluşumu, birçok küresel yıldız kümesinin yaşı düşünüldüğünde göreceli olarak kısadır.La loro durata di vita molto breve rispetto a quella delle stelle ne spiega il numero esiguo.
Bu İngiliz filminin ABD'de ilgi göreceği zannedilmiyordu.Il film non venne gradito dalla stampa statunitense.
Bazı uygulamalarda, Blowfish, 4 kilobyte RAM dan biraz fazla, göreceli olarak büyük hafıza ayakizine sahiptir.In alcune implementazioni blowfish usa un'area di memoria molto superiore ai 4 kB teorici di RAM.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Particolarmente intensi erano i rapporti con Venezia.
Bu içerikte ofset bazen göreceli adresleme olarak adlandırılır.Quest'incantesimo, talvolta, può essere conosciuto come semplice abilità.
Haftanın sonundan önce Tom'u göreceğimize bahse girerim.Бьюсь об заклад, мы увидим Фому до конца недели.
Onu orada göreceğimi asla düşünmedim.Никогда не думал, что увижу её там.
Korkunç bit filmdi. Görünen o ki, bu gece kabus göreceğim.Страшный был фильм! Похоже, этой ночью мне будут сниться кошмары.
Bu filmden sonra kesinlikle kabuslar göreceğim.Мне после этого фильма точно кошмары будут сниться.
Zaman görecelidir.Время относительно.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Отношения с венецианцами были лучше .
NBC West Coast başkanı Don Ohlmeyer izleyicilerin onu bir "sürtük" olarak göreceğini düşünüyordu.Президент NBC West Coast Дон Олмейер полагал, что аудитория воспримет ее как «шлюху».
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Но каждый обязан подавать милостыню из своего имущества, исходя из своих возможностей.
Bunu sen de göreceksin.Впрочем, это увидишь ты.
M21, 4.6 milyon yıllık yaşıyla görece olarak genç bir kümedir ve 57 yıldız içerir.M 21 — относительно молодое скопление с возрастом в 4,6 миллиона лет, содержащее около 57 звёзд.
Ağustos 2020'de oyun konusuna göre, Lingshan Adalarındaki göreceli durgunluk yeniden sona ermiştir.В августе 2020 года, согласно сюжету игры, относительное спокойствие острова Линшань вновь было нарушено.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.В конце концов, из-за небольших различий в своих скоростях они рассредоточатся по Галактике.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.Источником финансирования восстания могло стать относительное богатство Африканского экзархата.
Bu kayıpların görece kısa süreli bir deniz muharebesinde gerçekleşmesi pek olağan görülmemektedir.Очень маловероятно, что это произошло во время того короткого морского боя.
Sonucu göreceğiz.Получить результат.
Böylece logaritmadaki göreceli hata sadece %10 olur.Охота на лосей бывает успешной лишь в 10 % случаев.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Поживем-увидим, как образуется».
Sonradan kendisini onların izleyicisi olarak görecekti.Видит в Вииде своего преемника.
Gemi, görece düşük hızı sebebiyle I. Dünya Savaşı'nda önemli rol oynamadı.Лодки типа E не рассматривались для этой роли, по недостатку скорости.
Zaten göreceli konusu içinden çıkılması zor bir konudur.Теперь очень сложно достоверно говорить о причинах случившегося.
Bu birçok göreceli enerji ve momentum deneylerinde kanıtlanmıştır. .Это экспериментально установлено во многих тестах релятивистской энергии и импульса.
Bunu da ne kadar becerebildiğimizi hep birlikte izleyip göreceğiz."Посмотри, на что мы способны».
Uçarken görece kısa bacakları kuyruğun arkasına geçmez.При полёте крылья не доходят до конца хвоста.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.Лето и осень в регион приходят с запозданием, что связано с влиянием океана.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.На вид кажется безобидным, но это вовсе не так.
Üç subay görece düşük suçlardan askerî mahkemeye verilir.Дела рассматриваются минимум тремя лордами по апелляции.
Bu söz konusu olay, görece bir geçekliğin başka görece olan bir gerçeklikle değişimidir.И именно в этом ключевое отличие дополненной реальности от смешанной реальности.
İfade biçimleri göreceli bir düzleme ait ise bu ifade biçimleri zorunludur.И трактовка образов в их исполнении, безусловно, заслуживает своеобразного интереса.
Yapışkan kuruduğunda lif ucu ayna görevi görecek şekilde parlatılır.Момент этого всплеска сделал бы это зеркальное тело видимым для нас.
Yine de göreceli hatayı logaritmada göz önünde bulundurabiliriz.Иначе мы можем вновь совершить ту же ошибку, что в Ливии.
Teksas topraklarının göreceli yerlisi olmayıp sonradan gelenler: Teksas Apaçileri (İng.Род характерен исключительно для Нового Света и встречается только в Неотропике (от Техаса, США до Аргентины).
Sonradan kendisini onların izleyicisi olarak görecekti.ومثل له الشيء: صوره حتى كأنه ينظر إليه.
Pik yüksekliği, oluşturduğu göreceli yüzde ile orantılıdır.يتناسب ارتفاع القمة مع النسبة المئوية التي تصنعها.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.كما لم يتم إقرار الفعالية النسبية للـpitavastatin بعد.
Çağdaşlarının aksine Moore'un savaş dönemi görece sorunsuz geçmiştir.وعلى النقيض من المعاصرين فقد مضت فترة الحرب بالنسبة لمور بسلاسة إلى حد ما.
Oluşum bakımından üçüncü aşama alanlar diğerlerine oranla göreceli olarak daha yaşlıdır.هنا يصبح التوأم على الأرض هو من سيكبر في السن فعلياً أكثر من الآخر.
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın da benim onda gördüğüm (güzelliği) göreceğini derhal anladım."و«عن ابن عمر قال: تراءى الناس الهلال، فأخبرت رسول الله أني رأيته، فصام وأمر الناس بصيامه».
Hekimin uygun göreceği ilaçlar kullanılmalıdır.يطبق فقط على الآفات المطلوب معالجتها.
Etikte, bağlamcılık olumsal etik ya da ahlaki görecelilikle ilişkilidir.في الأخلاقيات، ترتبط وجهات النظر "السياقية" بالأخلاقيات الظرفية، أو بالنسبية أخلاقية.
Yakında sen de göreceksin, onlar da görecek.فستبصر ويبصرون.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Sendo infinitamente justo retribui a cada um segundo as suas obras.
Bekleyip göreceksiniz ve cömert bir bütçem var," dedi.Você vai ter que esperar para vê-lo, mas tenho um orçamento generoso".
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.A relativa riqueza do Exarcado da África era suficiente para financiar a revolta.
Üst sınıftan olan Romalıların görece daha iyi donanımlı mutfakları vardı.Romanos ricos tinham cozinhas relativamente bem equipadas.
Sonucu göreceğiz.Imagine o resultado.
Çağdaşlarının aksine Moore'un savaş dönemi görece sorunsuz geçmiştir.Em total contraste à maioria de seus contemporâneos, a experiência do tempo de guerra de Moore foi tranqüila.
Bu içerikte ofset bazen göreceli adresleme olarak adlandırılır.Neste contexto, um deslocamento é às vezes chamado de endereço relativo.
"İnsanlar tüm dünyayı görecek.O mundo todo viu o futuro."
Döviz tabelası yalnızca sikkelerin göreceli değerlerini göstermektedir.Relógios comparadores fornecem apenas medições indiretas.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Não é uma freguesia, nem tem limites precisos.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
görece ile cümle - Sayfa 24 - görece kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App