Ne göreceksiniz?¿Qué vais a ver?
Birbirimizi tekrar ne zaman göreceğiz?¿Cuándo nos volveremos a ver?
Sanırım onu bir kez daha göreceğiz.Creo que lo veremos una vez más.
Seni evde göreceğim.Te veré en casa.
Daha sonra sizi görecek miyim?¿Os veré más tarde?
Yarın amcamı göreceğim.Mañana veré a mi tío.
Onu göreceksin.Lo verás.
Tom'u göreceğim.Voy a ver a Tom.
Seni tekrar ne zaman göreceğim?¿Cuándo te volveré a ver?
Seni tekrar göreceğimizi umuyorum.Espero que volvamos a verte.
Onu tekrar göreceğimi umuyordum.Esperaba volver a verla.
Ne zaman birbirimizi göreceğiz?¿Cuándo nos vamos a ver?
Tom'u tekrar görecek miyiz?¿Volveremos a ver a Tom?
Ali'ye sorup ne düşündüğünü göreceğiz.Vamos a preguntarle a Alí a ver qué opina.
Seni tekrar göreceğimi biliyorum.Sé que volveré a verte.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Cada uno será responsable de lo que haya cometido.
Daha ideal durumlarda, göreceli daha hızlı büyüyebilirler.En condiciones ideales pueden crecer más deprisa.
Fakat her realite görece (izafi) ve görelidir, veriteye kıyasla eksiktir.Y siempre ha tenido paciencia y calidez con todos”.
Elio o günü Marzia ile geçirir, ama Oliver'ı göreceği zamanı iple çeker.Elio pasa el día con Marzia, todo el tiempo anhelando ver a Oliver.
M21, 4.6 milyon yıllık yaşıyla görece olarak genç bir kümedir ve 57 yıldız içerir.M21 es un cúmulo relativamente joven, con unos 4.6 millones de años de antigüedad y contiene 57 estrellas.
Göreceli olarak küçük bir ücretle, genel halkın bir üyesi banyo kompleksine girebilirdi.Gracias al relativo bajo coste de la entrada, cualquier miembro del público general podía acceder al complejo.
Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır.Este objeto es actualmente la estrella más masiva que se puede estudiar en gran detalle.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Veremos cómo resulta.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Necesitaba la ayuda de un médico de confianza.
Küme, görece olarak genç bir kümedir.Destacando como joven promesa.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Finalmente, sus diferentes velocidades relativas harán que se diseminen por toda la galaxia.
Soh sahnede Donna, Doktor'dan büyükbabası Wilfred'in göreceği şekilde uçmak ister.En la última escena, Donna le pide al Doctor que vuele por donde está su abuelo, Wilfred.
Bunu sen de göreceksin.Ya lo veréis.
Bazı filozoflar bu bağlam bağımlılığının, göreceliğe yol açabileceğini söylerler.Algunos filósofos han defendido que es nuestra intuición la que falla.
Sıvacı kuşları görece ılıman iklimi tercih eder.Con hábitos terrestres prefiere el clima cálido.
Mutlak (absolute), göreceli (relative) ve sabitlenmiş (fixed) yerleştirme özelliği.Es un hecho bien atestiguado y de datación segura.
Göreceli seçilim değeri, bu nedenle, 0 da dahil olmak üzere, herhangi bir negatif olmayan değer alabilir.Se puede, y se debe, vivir sin valores absolutos.
Sonucu göreceğiz.Ahora buscaremos el resultado.
Görece kuğular arasında en uzun boyuna sahiptir.Tiene uno de los saltos más largos entre los félidos.
Üvey annelerinden görecekleri şiddeti düşününce daha da korkmuş ve sinirlenmiş.Seguramente, cuando tuvo conocimiento de los excesos de su hija, se sintió humillado e hipócrita.
Hamile fotoğrafçılığı, gebeliğin son dönemini gösteren görece olarak yeni fotoğrafçılık dalı.Silla utilizada para fotografiar a los recién llegados.
Kuşkusuz, Filotilla'nın faaliyet dönemi içinde Çanakkale Savaşı, görece kısa bir dönemdi.La actividad más lucrativa de Petiot durante la Ocupación fue su ruta de escape falsa.
Diğerlerini kopyalayacak görece kısa RNA molekülleri laboratuvar ortamında üretilebilmiştir.Se han producido en el laboratorio moléculas relativamente cortas de ARN.
Kuyutorman elfleri (Legolas örneğinde görüldüğü gibi) ise görece kısa yay kullanırdı.La Compagnie des Messageries Aériennes (CMA) pronto siguió su ejemplo.
Ortaya çıkan sonuç, çok iyi başlayan sezona görece sönük geçen bir bölüm ile ara vermek oldu.Tiene un inicio brillante, en lo que parece ser una temporada a destacar individualmente.
Önümüzdeki süreçte oy alanımızı göreceğiz.”«Queremos votar en las próximas elecciones.
Ne kadar geliştirdiğimi göreceğiz...Yo lo estudié tanto ...
Shint görece daha az kurallı bir oyundur.Pero, para Necker, sólo es una pequeña tregua.
Bu durumlar onun göreceli tarihsel bilinmezliğine katkıda bulunmuş olabilirdi.Esto puede haber tenido que ver con su increíble popularidad.
Gelecek pazartesi Tom'u tekrar göreceğim.Lunedì prossimo rivedrò Tom.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.E non renderà egli a ciascuno secondo le sue opere?"
Yüksek Hızlı Ethernet 'in ilk zamanlarında Ethernet Ağ Anahtarları göreceli olarak pahalı cihazlardı.Agli albori di Fast Ethernet, gli switch Ethernet erano dispositivi relativamente costosi.
Sonucu göreceğiz.E il risultato si vede.
İbâdet etmedikleri için ayrıca ceza göreceklerdir.Chi non sarà trovato avrà l'immunità anche lui.
Dolayısıyla, görece ve göreli hiçbir varlık Mutlak'la kıyaslanamaz, oranlanamaz.Nessun approfondimento e nessun confronto parve allora possibile...
Dizisi çıkarılan, görece küçük bir genomdur.Rest hold una presa applicata in maniera leggera.
Oradaki jandarmadan yardım göreceğimi ummuştum.Attese invano un aiuto da Sumimoto.
Göreceli olamsı sebebiyle Ortak Değerler birbirine Eşit Değil DENKTİR.Lo spirito combattivo di Sendo, infatti, non sembra avere eguali.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.Vediamo, in linea di principio, come si possono costruire.
"İnsanlar tüm dünyayı görecek.Solo allora le persone potranno comprendere l'universo.
Diğer tarafta annesini göreceğine inanmaktadır.Si reca quindi a trovare la madre.
Güzel Günler Göreceğiz 06.Buon anniversario 050.
Bu süreç bakterilerden göreceli olarak yaygındır, ama ökaryotlarda daha enderdir.Questo processo è relativamente comune nei batteri, ma meno comune negli eucarioti.
Bunu sen de göreceksin.E tu capirai.
Bu gerçek, imparatorluk hiyerarşinde amirallerin görece düşük pozisyonlarda olmasında da açıkça görülür.Ma può capitare di venire tirati su... se l'Impero ha un lavoro troppo sporco.