görüş ile cümle
görüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Pazar günü saat üçte görüşürüz.See you Sunday at three.
Lütfen bir telefon görüşmesi yapabilir miyim?Can I make a telephone call, please?
Haftaya görüşürüz.I will see them next week.
Sanırım bir doktorla görüşmeliyim.I think I should see a doctor.
Barış antlaşması görüşmesi yapacaklardı.They would negotiate a peace treaty.
O, yetenekleri ile ilgili yüksek bir görüşe sahipti.He had a high opinion of her abilities.
Bütün Amerikalılar Wilson'un görüşünü paylaşmadı.Not all Americans shared Wilson's opinion.
Birkaç parti lideri özel olarak görüştü.Several party leaders met in private.
Bazı Hint liderler görüşmeyi reddetti.Some of the Indian leaders refused to negotiate.
Barış anlaşması görüşme girişimleri başarısız oldu.Attempts to negotiate a peace treaty failed.
Bir sonraki adım barış anlaşmasının koşullarını görüşmekti.The next step was to negotiate terms of a peace treaty.
Maden sahipleri görüşmeyi reddetti.Mine owners refused to negotiate.
Barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.The peace talks ended in failure.
Herkes görüşmelerde yer aldı.All took part in the negotiations.
Ateşkes görüşmeleri Temmuz 1951 de başladı.Ceasefire talks began in July 1951.
Roosevelt ve Willkie durumu görüştü.Roosevelt and Willkie discussed the situation.
Meksika hükümeti görüşmeyi reddetti.The government of Mexico refused to negotiate.
O temelde onunla aynı görüşte olmayan birisini komünist olarak ilan eder.He basically declares anyone who doesn't agree with him a Communist.
Görüşme saat 10.00'da başladı.The interview began at 10 o'clock.
Biriyle görüştüğünü bilmiyordum.I didn't know you were seeing someone.
Senin bu konudaki görüşün nedir?What's your take on this?
Bu konuda görüşün ne?What's your take on this?
Onlar görüşürler.They see each other.
Kitabım hakkındaki görüşünüz nedir?What's your take on my book?
Peter sürekli annesiyle telefon görüşmesi yapıyor.Peter is continually making phone calls to his mother.
Biz bu akşam onunla görüşeceğiz.We are going to meet him tonight.
Onlar sık sık bizimle görüşürler.They often see us.
Benim favori grubumla görüşme yapmaya hazırlanıyorum.I'm preparing to interview my favorite group.
O, onunla sadece son zamanlarda görüştü.She met him only recently.
O, onunla görüşemedi.She wasn't able to meet him.
Belki bu görüş doğrudur.Maybe this opinion is correct.
Barış görüşmelerine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for peace talks.
Kötü görüşlü insanlar uzağı göremezler.People with bad vision cannot see far.
Onlar tamamen zıt görüşteler.They are entirely contrasting opinions.
İlk görüşte aşka inanır mısın?Do you believe in love at first sight?
Elinden geldiğince kısa sürede bunun hakkında gidip bir doktorla görüşmeni öneririm.I suggest that you go and see a doctor about this as soon as you can.
Birazdan görüşürüz.I'll see you in a bit.
Gelecek yaz görüşürüz.I'll see you next summer.
Gelecek çarşamba görüşürüz.I'll see you next Wednesday.
Önümüzdeki çarşamba görüşürüz.I'll see you next Wednesday.
Cumartesi görüşürüz.I'll see you Saturday.
Yakında görüşürüz.I'll see you soon.
Seninle görüşecek önemli bir şeyim var.I've got something important to discuss with you.
Alaycı görüşlerini kendine saklamanı rica ediyorum.Please keep your cynical remarks to yourself.
Bazı insanlar havuç yemenin görüş yeteneğinizi geliştireceğini söylüyor.Some people say that eating carrots will improve your eyesight.
O, gerçekten iyi bir görüşmeydi.That was a really good call.
Senin görüşünü öğrenmek istiyorum.I want to know your opinion.
Andrew Linda ile okulda görüşür.Andrew meets Linda at school.
Profesör bir telefon görüşmesi yapıyor.The professor is making a phone call.
Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onlar birbiriyle görüşmeye başladı.Fred took a liking to Jane and they started seeing each other.
Bu kadar dar görüşlü olma!Don't be so narrow-minded!
Ben, bir doktorla görüşmesi için onu ikna ettim.I persuaded him to consult a doctor.
Ben ilk görüşte ona âşık oldum.I fell in love with her on first sight.
Biz o şirketle görüşmelere devam ettik.We resumed negotiations with that company.
Tom, kendi görüşünü ifade ederken rahat hissetmedi.Tom never felt comfortable expressing his own opinion.
Tom'un acil bir telefon görüşmesi yapması gerekiyor.Tom needs to make an urgent telephone call.
Tom konu hakkında Mary ile özel görüştü.Tom spoke to Mary in private about the matter.
Tom muhtemelen Mary'nin önerisiyle aynı görüşte değil.Tom isn't likely to agree with Mary's suggestion.
Tom yakında yine Mary ile görüşmeyi umuyor.Tom hopes to meet Mary again in the near future.
Tom'un Mary ile ilgili yüksek görüşü var.Tom has a high opinion of Mary.