Ayrıca bu saatte gölgeler uzar.В цей же час будуються нові цехи.
2005 yılı seçimleri sonrası gölge hükümette Eğitim Bakanı oldu.Після виборів 2005 року — Державний міністр.
Bu oyunlar trajik bir olay tarafından gölgelendi.Багато Баіт були присвячені трагічним подіям.
Bu şartlar altında Dünya'nın gölgesi Ay'a düşer.Місяць повністю зайшов у тінь Землі.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.Водночас уся влада зберегалася в його матері.
Yaptığı çoğu gölgeavcısı ölür.А більшість бійців — посмертно.
Nemli, gölgelik yerlerde yetişir.Злидні та темрява панувала на селі.
Çiftin gölgesi arkadaki duvara yansıyor.Ширми вишикувалися вздовж задньої стіни.
Zirvesine yakın noktadaki kayalık oluşuma " Gölgeli Kayalığı " denir.Кінцевою метою цього шляху є так зване «Лігво Тіні».
Dağ sıçanı onun gölgesini görecek mi?Чи побачить байбак свою тінь?
Bir gölge bulmaya çalışalım.Давайте спробуємо знайти якусь тінь.
Güneşli yerleri sever fakat gölgeli yerlerde de yetişir.Daří se mu na plném slunci, snáší však i polostín.
Ayrıca bu saatte gölgeler uzar.V této době se objevuje i třes.
İkinci yüzyıılda Claudius'la doğum günü aynı olan Pertinax'ın kutlamaları Claudius'u gölgede bıraktı.Koncem 2. století zastínil výročí jeho narození císař Pertinax, mající shodný den narozenin jako Claudius.
Fakat şimdi bu durum kendisinin aslında bir pop şarkıcısı olduğu gerçeğini gölgeleme tehlikesi doğurdu." dedi.Ale nyní hrozí nebezpečí, že zastíní to, čím doopravdy je, tedy popovou zpěvačkou“.
Çünkü saydığım bu üç mevkide gölge vardır.Na ocase jsou tři tmavé pruhy.
Gölgeavcılarını, çok uzun zaman önce olmuş bir trajediden dolayı suçlamaktadır.Popírá zjevnou tragédii tvrzením, že se stala již dávno.
Gölge ne mutlak iyi ne de mutlak kötüdür.Smrt není dobrá a není ani špatná.
Sauron'un düşüşünden sonra Kuyutorman, kötülüğün gölgesinden kurtulmuştur.Po Sauronově pádu odešel do stínů.
Bağdat' ta yazın sıcaklık gölgede 50 dereceye kadar çıkar.Vnitrozemí je horké, na Sahaře až 50 °C ve stínu.
Işık istekleri azdır, gölgeye dayanıklıdır.Vyžaduje plné osvětlení, ve stínu silně prosychá.
Gölge Takımı'nın kaptanıdır.Je kapitánem surfařského týmu.
1996 Sean O'Casey'in Silahşörün Gölgesi adlı tiyatro oyununu sahneledi.Inscenace se zakládala na divadelní hře Seána O'Caseyho.
Yazın aydınlık yarı gölge yerleri sever.Takže mám ráda léto jsem milovník slunce.
Küpe çiçeği kuytu ve nispeten gölge yerlerden hoşlanır.Mají rády polostín, ve stínu špatně kvetou.
Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır .Teploty jsou podobné na celém Islandu.
Salkım Söğütlerin Gölgesinde (2010-roman) dönüştürülmüştür.Tento typ je však zatím vyráběn pouze v nákladní verzi (2010).
Daha sonra gölgede kurumaya bırakırlar.Alespoň budeme bojovat ve stínu.
Şiiri, ışık, gölge, renk ve çizgilerle sağlamayı düşünürler.Díky němu rozeznáváme světlo, tmu, barvy, tvary a prostor.
RR (Resimli Roman) Joker Şebek Akrep'in Gölgesi Hıbır ekibi değişik dönemlerde değişik çizerlerden oluştu.Od nejběžnějšího hřibu žlutomasého (babky) se hřib sametový liší v několika znacích.
Sekiz gölgeli, dokuz köklü olarak anılır.Za osm ligových sezón zaznamenal 9 gólů.
Sonunda William Herondale (bir gölgeavcısı) gelip onu kurtarır.Nakonec jí zachrání Voldemort (přemístí se).
En küçük gölge Güneş ışınlarının en heybetli vurduğu sırada görünür.Nejmenší lovná míra se měří od vrcholu rypce po konec nejdelších paprsků ocasní ploutve.
Gölge gibi bıyığı ve küçük bir sakalı var.Are mustață și o barbă mică.
Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.Dar când am văzut templul din Efes, celelalte minuni au dispărut ca în ceață."
Yitik Bir Aşkın Gölgesinde.Umbra perfidă a unei iubiri.
Bu titreyen gölgeler.")O cronică a țipțerilor.)
Bütün bu olanlar gölge dünyasında Lightwood ailesinin ismine leke sürülmesine sebep olur.Cele întâmplate pun familia Borgia într-o lumină proastă.
Gölge'nin sağ koludur.Este un afluent de stânga al Siretului.
"Işığın ve gölgelerin ressamı" olarak da anılır.De asemenea a fost reluată „Lumini și umbre”.
Gölgenin titrediği...""Ușile pocăinței..."
Gölge'nin Rusya'daki ekibindedir.Basarabia intră în componența Rusiei.
Bunun yerine Jack bir gölge olarak betimlenmiştir.La un moment dat, o expectorație a sa este înghițită de Jack.
Genç kayınlar yarı gölge olan yerleri tercih eder ve bol güneşli yerlerde zayıf olarak gelişirler.Hipopotamilor le plac apele puțin adânci în care pot dormi scufundați doar pe jumătate.
Sekiz gölgeli, dokuz köklü olarak anılır.Grațiile sunt 9, la fel ca și cele nouă muze.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.După ce a devenit rege unic, a condus regatul sub regența mamei sale.
Bu aydınlığın içinde bir gölge görür ve gözlerini kapatır.Soarele se vede prin ei și lasă umbre.
Bu titreyen gölgeler.")Szépirodalmi Közlöny.)
Sarı çiçekli türler sonbaharda tercihen gölgeli yerlere dikilmelidir.A sárga virágúakat ősszel kell ültetni, és az árnyékos helyeket kedvelik.
Hayaletler ya da gölgeler olarak da bilinirler.Kémnek vagy szellemnek hiszik.
Bağımsızlığın ilk yılları, Ermenistan ile yapılan Dağlık Karabağ Savaşı'nın gölgesinde kaldı.A függetlenség első éveit beárnyékolta a szomszédos Örményországgal Hegyi-Karabahért vívott háború.
Çünkü saydığım bu üç mevkide gölge vardır.Egyes táblákon három oszlopban sorakoztak a feliratok.
Tüm bu başarılara Hillsborough faciası gölge düşürmüştür.De az idényt leginkább a Hillsborough-tragédia árnyékolta be.
Kuzgun Ve Gölgesi, .Tükör és árnyék.
Ama Yegor Titov'un doping testinin pozitif çıkması bu galibiyeti gölgeledi.Ezt a győzelmet azonban beárnyékolta Jegor Tyitov pozitív drogtesztje.
Gölgenin titrediği..."Aki átlépte az árnyékát….
Dikişler ve gölgeler dokunmada neler yapabileceğiniz hakkında anlam vermektedir.A kísérő gesztusok és az arckifejezések akár rá is cáfolhatnak az elmondottakra.
Ayrıca bu saatte gölgeler uzar.Ilyenkor kerül sor a gyertyaszentelésre is.
Işık-yarı gölge ağacıdır.Sötétszürke kérgű fa.
2005 yılı seçimleri sonrası gölge hükümette Eğitim Bakanı oldu.A 2005-ös választások óta ő a nemzetközi fejlesztésekért felelős árnyékminiszter.