göçmen ile cümle

göçmen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlkbahar ve sonbaharda birçok çeşit göçmen kuş, Almanya'dan geçer.Keväällä ja syksyllä maassa pysähtyy kuitenkin satoja lintulajeja muuttomatkallaan.
Nüfusu çoğunlukla kırsal göçmenlerin oluşur.Lähiö koostui pääosin siirtolaistyöntekijöistä.
Göçmendirler, Afrika'da kışlarlar.Afrikkalaiset maahanmuuttajat koittavat päästä maahan laivoilla.
Amerika, göçmenler ülkesidir.Amerikka on siirtolaisten maa.
20. yüzyılın son on yılı boyunca Almanya, göçmenlere karşı tutumunu değiştirmiştir.Κατά την τελευταία δεκαετία του 20ου αιώνα, η στάση της Γερμανίας για τους μετανάστες άλλαξε.
Göçmen (muhacir), bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla göç eden kişidir.Αποδημία είναι η πράξη κάποιου να φύγει από την πατρίδα του με σκοπό να εγκατασταθεί αλλού.
Göçmen bir türdür.Είναι είδος μεταναστευτικό.
Nüfusun yaklaşık %10'unun göçmenler oluşturmaktadır.Περίπου το 10% του πληθυσμού αποτελείται από μετανάστες.
Fransa'da kaldığı süre boyunca Yahudi göçmenlere yardım ve destek sağlamaya çalıştı.Ενώ βρισκόταν στην Γαλλία, εργάστηκε για να βοηθά τους Εβραίους μετανάστες.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Επιπλέον η κατανομή των ψηφοφόρων στα διαμερίσματα είναι άνιση.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Γεννήθηκε στην Σιναλόα και μεγάλωσε σε μια φτωχή αγροτική οικογένεια.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.Η πόλη επίσης, στεγάζει μετανάστες από διάφορα μέρη της Τανζανίας.
2000 yılı verilerine göre ülkede 162.000 göçmen vardır ve toplam nüfusun %37'sini oluşturmaktadırlar.Το 2000 υπήρχαν 162.000 μετανάστες, οι οποίοι αντιστοιχούσαν στο 37% του τοπικού πληθυσμού.
1 Kasım 1922'den sonra ise (Cumhuriyetin kuruluşunda) göçmenler gelip köye yerleşmişlerdir.Τον Οκτώβριο του 1922 έφθασαν και εγκαταστάθηκαν στο χωριό οι πρώτοι πρόσφυγες.
Çok kullanılan göçmen dilleri ise Türkçe, Lehçe, Balkan dilleri ve Rusçadır.Οι κοινές γλώσσες των μεταναστών είναι τουρκικά, Κουρδικά, πολωνικά, Βαλκανικές γλώσσες και ρώσικα.
Göçmen değildir ancak bölgesel olarak yer değiştirebilir.Η Ισπανία θα είναι δικαιούχος αλλά σε μεταβατική βάση.
Avarak insanları ikinci göçmen dalgasıydı.Η δεύτερη ομάδα αφορά τους νέους μετανάστες.
Bir Alman göçmenin oğluydu.Ήταν γιος Ελλήνων μεταναστών.
Bursa Selanik Göçmenleri.Αποβάσεις émigrés.
Şehir geçmişte büyük sayıda göçmen işçi çekmiştir.Κατά τη διάρκεια αυτής της περιόδου πολλοί εργάτες μετανάστες εγκαταστάθηκαν στην πόλη.
Ağaköy bir göçmen köyüdür.Τα Νέα Σίλατα αποτελούν προσφυγικό χωριό.
Göçmen vizesi - İnsanların ABD'ye göç etmesi içindir.Στόχος τους ήταν να τους δοθεί άδεια για να μεταναστεύσουν στις ΗΠΑ.
New York'ta bulunan Bronx'ta İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Γεννήθηκε το 1936 στο Μπρονξ της Νέας Υόρκης από οικογένεια Ιταλών μεταναστών.
Eyalette az sayıda ülkenin diğer bölgelerinden gelen göçmenler de yaşamaktadır.Επίσης κατοικούν μετανάστες από άλλες χώρες.
Mahallede bugün, Çerkez ve Yunanistan göçmenleri yaşamaktadır.Βούτες υπάρχουν σχεδόν σε όλο τον κόσμο σήμερα, χάριν στους Έλληνες μετανάστες λάτρεις της ράτσας.
Çoğunlukla göçmen ve Boşnak asıllı kişilerin yaşadığı mahallenin nüfusu yaklaşık 10.000 dir.Ο συνολικός πληθυσμός εντός και εκτός των τοιχών υπολογίζεται σε 10.000 άτομα τουλάχιστον.
Göçmenlerin İspanyollar tarafından öldürüldüğü iddiaları da vardır.Υπάρχει και νεώτερη άποψη ότι δολοφονήθηκε από τους Ισπανούς κατακτητές.
Ailesi 17. yüzyılda ülkeye gelen ilk Hollandalı göçmenlerdendir.Ήταν ο βασικός πρωτοπόρος των ιταλικού ύφους τοπίων στην Ολλανδία του 17ου αιώνα.
Mahallede bugün, 93 Harbi sonunda Yunanistan'ın Langaza yöresinden gelen göçmenler yaşamaktadır.Ο οικισμός είναι σήμερα σχεδόν άδειος, λόγω της μετανάστευσης των Ελλήνων κατοίκων του στο εξωτερικό.
Burada hemen belirtelim ki, genel Türkçede “muhacir”, “göçmen” demektir.Ειρήσθω εν παρόδω ότι, havari στα Τουρκικά σημαίνει «απόστολος».
New York bir göçmen kentidir.New York er dog et førende bestemmelsessted for international immigration.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 boede over 200.000 i lejre bestående af telte og forhåndsproducerede hytter byggede af regeringen.
"Göçmenlerin havarileri"."The Forgotten Palestinian Refugees".
Göçmen bir Yahudi ailenin çocuğu idi.Han var søn af en jødisk indvandrer.
Gayrimüslimlerin yerine gelen mübadele göçmenlerinin büyük bölümü ise çiftçiydi.De fleste medlemmer af den religiøse lægmandsbevægelse var bønder.
Gelişmiş dünyada bu enfeksiyonlar en çok seyahatten dönen kişilerde veya göçmenlerde yaygındır.I Ilande ses disse infektioner mest hos folk, der vender hjem fra en rejse eller hos immigranter.
Nüfusun yaklaşık %10'unun göçmenler oluşturmaktadır.Mere end 10% af beboerne var indvandrere.
Bölgenin asıl yerlileri, yarı göçmen bir kabile olan Mouheneener kabilesiydi.Områdets indfødte beboere var medlemmer af den halv-nomadiske Mouheneener stamme.
Cunco İtalya'lı politik bir göçmen ve La Giovine Italia "Genç İtalya" hareketinin gizli üyesi idi.Han var medlem af det hemmelige selskab "Unge Italien" (La Giovine Italia).
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Det er også et voksende antal flygtninge fra Peru.
İsrail Merkez İstatistik Bürosu 1990'dan sonra yerleşenleri göçmen saymaktadır.Med begrebet indvandrer mener man de som kom til Israel etter 1990.
1890 - New York'taki Ellis Adası, kapılarını ABD'ye gelmek isteyen tüm göçmenlere açtı.1890 - Der indrettes immigrationslejre på Ellis Island, New York City for at tage sig af de mange indvandrere.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Catalonien er en relativt velhavende del af Spanien med en stor industriproduktion og turisme.
Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.Den største del af befolkningen er efterkommere af immigranter fra Spanien, Italien og Storbritannien.
Göçmen bir türdür.Altså en slags besættere.
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.Det beskriver et endt kærlighedsforhold set fra de to involverede parter.
Bu dönemde Türkiye’de göçmen kampları kurulmuştur.Det forventes at der med tiden vil indvandre planter herfra.
Amerika Birleşik Devletleri'nde sığırcıklar göçmen kuşların avlanmasını yasaklayan yasanın kapsamı dışındadır.USA er i øvrigt underlagt forbud mod hvalfangst.
Bu gol bir kuş golü olup göçmen kuşların göçleri sırasında bu kuşlara bir dinlenme yeri sağlar.Et mindesmærke med fugle i flugt erindrer om dette.
Türkiye nüfusunun %2,5'i göçmenlerden oluşmaktadır.2,3% var indvandrere.
Daha sonra Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa bu bölgeye çok sayıda göçmen yerleştirmiştir.I Østrig lod kejserinde Maria Theresia præge en mønt med sit eget billede.
Yeni göçmenler genellikle Toronto, Montreal ve Vancouver gibi büyük kentsel alanlara yerleşirler.Den er primært koncentreret i de store byer, især Vancouver, Toronto og Montreal.
Elio Di Rupo, İtalyan göçmenlerin oğludur.Di Rupo er sønn av italienske emigranter.
Göçmenlerin üç dalgası kuzeye, Kuzey Amerika'ya hareket ediyordu.Tre bølger av utvandrere flyttet nordover mot Nord-Amerika.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 bodde over 200 000 i leire med telt og forhåndsproduserte hytter bygget av regjeringen.
Bir Yahudi göçmen olarak Bernard Gantmacher 1914 yılında Ukrayna’dan New York’a gelmiştir.Bernard Gantmacher ankom New York i 1914 som en jødisk immigrant fra Ukraina.
Bunlar eski Sovyetler Birliği'nden gelen Yahudi göçmenlerdir.Jødene kommer hovedsakelig fra det tidligere Sovjetunionen.
Rosas'ın ölümüyle şehir kapılarını Avrupalı göçmenlere açtı.Da Rosas ble styrtet, ble byen åpnet for innvandrere fra Europa.
Bazı göçmenler İskoçya'ya kadar vardı.Enkelte fugler har beveget seg så langt som til Skottland.
Göçmenler 22 Temmuz 1587 tarihinde Roanoke Adası'na çıktı.Gruppen av engelske bosettere gikk i land på Roanoke den 22. juli 1587.

İlgili Sayfalar