Varışta İngilizce konuşamayan göçmenler için dikkate değer bir istisna geçerlidir.A notable exception applies to immigrants who cannot speak English upon arrival.
Vilar'ın ebeveynleri Alman göçmenlerdi.Vilar's parents were German emigrants.
Önce göçmenler, sonra sen. Sosyal yamyamlığın çözümü tek vücut olmaktır.Zuerst die Immigranten, dann du. Unsere Solidarität ist die Antwort auf den sozialen Kannibalismus.
Kış yaklaşınca göçmen kuşlar güneye gidiyor.Wenn sich der Winter nähert, ziehen die Zugvögel in Richtung Süden.
İsviçre’ye mi göçmek istiyorsun?Möchtest du in die Schweiz migrieren?
Çeşitli ülkelerden gelen göçmenler Meksika Mutfağı'nı etkilemişlerdir.Immigranten verschiedener Länder haben die mexikanische Küche beeinflusst.
1843 - İlk Alman göçmenler Şili'deki Puerto Hambre limanına vardılar.1843: Die ersten deutschen Einwanderer treffen im chilenischen Hafen Puerto Hambre ein.
ABD bir göçmenler ülkesidir.Die Vereinigten Staaten sind ein Einwandererland.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.Eine große Anzahl von ihnen wurde in israelischen Flüchtlingslagern (Ma'abarot) einquartiert.
Rosas'ın ölümüyle şehir kapılarını Avrupalı göçmenlere açtı.Mit dem Sturz Rosas öffnete sich die Stadt für Einwanderer aus Europa.
Afrika ve Endonezyalı göçmenler Madagaskar'a ulaşır.Afrikanische und indonesische Siedler kommen nach Madagaskar.
Alman göçmenler bira fabrikaları kurmuşlar ve birayı yaygın bir içecek haline getirmişlerdir.Deutsche Einwanderer eröffneten Brauereien und machten Bier als Getränk populär.
1846'dan itibaren Alman göçmenler göl çevresinde yerleşirler.Ab 1846 besiedelten deutsche Einwanderer die Gegend um den See.
Artık Norveçli-Amerikalı göçmen Giovanni Henriksen'dir.Seine neue Identität ist die des norwegisch-amerikanischen Einwanderers Giovanni Henriksen.
Anne ve babası İngiltere ve Litvanya'dan gelen Yahudi göçmenlerin çocukları idi.Seine Eltern waren jüdische Immigranten aus England und Litauen.
Bunlar, göçmen çekirgelerinin yaptığı deri değişimine uyar.Nun wird abwechselnd um die so entstandenen Beete herumgefahren.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.Die meisten Christen des Landes sind Ausländer.
Japon turnaları göçmendir.Die japanische Auswanderung.
18. ve 19 yüzyıl içinde birçok Alman ve Britanyalı göçmen buraya göç etmiştir.Im 18. und 19. Jahrhundert wanderten viele Einwanderer aus Deutschland und England ein.
Bunlar eski Sovyetler Birliği'nden gelen Yahudi göçmenlerdir.Sie waren jüdische Immigranten aus der Sowjetunion.
Zamanla bu gelenek Avrupalı göçmenler vasıtasıyla Amerika'ya ulaştı.Mit den europäischen Auswanderern gelangte diese Tradition auch nach Nordamerika.
Kendi mesafe alanında göçmen bir kuştur.Er ist in seinem Verbreitungsgebiet eine häufig anzutreffende Vogelart.
Bir Alman göçmenin oğluydu.Er war der Sohn deutscher Einwanderer.
Özellikle hayvancılıkla uğraşan göçmenlerin tercih ettikleri yerler arasında yer alır.Es sollten vor allem heimatvertriebene Landwirte ein neues Zuhause finden.
Arbreşlerin çoğu , göçmen olup genellikle Kosova ve Arnavutluk kökenlidir.Die wenigen Einwanderer sind meist Albaner aus dem Kosovo und Mazedonien.
Göçmen bir Yahudi aileye mensuptur fakat kendisi ateisttir.Er hat jüdische Vorfahren, ist jedoch ein Atheist.
Geldikleri ülkede askerlik yapmış olan göçmenler askere alınmazlar.Als Kriegsflüchtlinge sind sie dort nicht willkommen.
Türkiye'den Batı Avrupa'ya ve aynı zamanda İsviçre'ye ekonomik göçmenler geldi.Aus der Türkei kamen viele Gastarbeiter nach Westeuropa und damit auch in die Schweiz.
Ne yazık ki, 105 kişilik Çinli göçmen kontenjanı dolmuştu ve vatandaşlık başvurusu kabul edilmedi.55 Einwohner waren konfessionslos und bei 78 Einwohnern ist die Konfession nicht ermittelt.
Ana teması Almanya'daki Türk göçmenlerinin ikinci ve üçüncü kuşağının sorunlarıdır.Einbindung der zweiten und dritten Generation türkischstämmiger Bürger in Deutschland.
Hem göçmen hem de mülteci (bkz.Der Dicke und der Dünne) Der Flüchtling.
Selanik göçmeni bir ailenin oğludur.Saca ist der Sohn palästinensischer Einwanderer.
1841'de şehrin bulunduğu mevkiye ilk Avrupa asıllı göçmenler gelip yerleşmişlerdir.1841 kamen die ersten europäischen Siedler.
Bunlar, Moğollar’ın önünden kaçarak buralara sığınan göçmen kafileleri arasında gelmişlerdi.Sie will mit ihnen vor den nun erzürnten Eingeborenen fliehen.
Nüfusun çoğunluğunu Eski Sovyetlerden gelen göçmenler oluşturur.Die meisten sind aus den Staaten der ehemaligen Sowjetunion zugewandert.
Ayrıca Bohemya, Polonya ve Salzburg'danda çok göçmen Berlin'e.geldi .Viele Einwanderer kamen außerdem aus Böhmen, Polen und Salzburg.
Nüfusu çoğunlukla kırsal göçmenlerin oluşur.Das Gebiet ist besonders bei Wanderern beliebt.
Avarak insanları ikinci göçmen dalgasıydı.Er gehörte zur zweiten Generation Expressionisten.
Burada canlandırdığı karakter bir İrlanda göçmeninin 19. yüzyıl Amerikası'ndaki yükselişini anlatıyordu.Sie könnte auf Umstände hinweisen, unter denen die irischen Einwanderer im 19. Jahrhundert dort lebten.
Yarımadayı böylece Atina göçmenleri için yerleşime açtı.Im Mittelalter war die Halbinsel Athia wieder besiedelt.
Göçmen (muhacir), bir ülkeden başka bir ülkeye yerleşmek amacıyla göç eden kişidir.Eine Art der Migration ist die Flucht aus dem Heimatland in ein anderes Land.
Çok sıkışık yaşam düzeninin bulunduğu göçmen kamplarında, sağlık koşulları kötü durumdaydı.Menschen mit Migrationshintergrund in der lebenden Generation haben schlechtere Gesundheitschancen.
29 Temmuz günü göçmenler Amerika kıyısına vardı.Am Donnerstag, dem 29. März besetzten US-Truppen die Innenstadt.
Bazıları da yükselti göçmenidir.Und manche waren auch große Siege.
Katar'daki Türk göçmenlerin %90'ından fazlası bir işte çalışmaktadır.Mehr als 90 Prozent der arbeitenden Bevölkerung von Kourteye sind in der Landwirtschaft tätig.
Gustave Gilbert Yahudi asıllı Avusturya göçmenlerinin oğlu olarak 1911 yılında New York eyaletinde doğdu.Gustave M. Gilbert wurde als Kind österreichisch-jüdischer Einwanderer in New York geboren.
Yugoslav göçmeni bir ailenin üyesidir.Jasko ist ein Sohn jugoslawischer Einwanderer.
Göçmen mevsimlik işçi çalıştırılı.Aus den Gastarbeitern wurden Einwanderer.
Yerel yönetim göçmen kuşların korunmasını sağlamaya çalışmaktadır.Die Vogelschutzrichtlinie untersagt das Fangen wildlebender Vögel.
Göçmek, gitmek anlamı taşır.)Du wirst Dich entspannen und es wird Dir gut gehen.)
Göçmendirler, güneydoğu Asya, Hindistan'da ve güney Çin'de kışı geçirirler.Den Winter verbringt sie in Südostasien, Indien und Südchina.
Kuvvetli göçmendirler, kışı tropikal Afrika’da geçirirler.Er ist dort im Sommer zu Gast und überwintert im tropischen Afrika.
Söğütlüdere köyünün geneli göçmenler oluşturmaktadır.Eine Analyse der Bewegungen urbaner Migranten im Süden des Landes.
Yurt dışında göçmen sayısı fazla olması hasebiyle Havaalanı yurt dışı seferleri yapmaktadır.Während eines Aufenthalts im Ausland bleibt – mit einigen Ausnahmen – das aktive Wahlrecht aufrecht.
Elio Di Rupo, İtalyan göçmenlerin oğludur.Juan D’Arienzo war Sohn italienischer Einwanderer.
Türkiye nüfusunun %2,5'i göçmenlerden oluşmaktadır.8,5 % der Bewohner gehen auf Einwanderer aus Frankreich zurück.
2005'te KKTC, Türk göçmenleri düzene sokmak için girişimlerde bulundu.2005 kündigte die Organisation an, sie werde sich um Kontakte zu Al-Qaida bemühen.
Böylece yeni göçmenler için 1933'te evler yapıldı.1953 zogen in die Wohnhäuser die ersten Bewohner ein.
Kısmen göçmendir.Il est partiellement migrateur.
Bir Yahudi göçmen olarak Bernard Gantmacher 1914 yılında Ukrayna’dan New York’a gelmiştir.En 1914 arrive à New York Bernard Gantmacher, un immigré ukrainien juif.