Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.Den største del af befolkningen er efterkommere af immigranter fra Spanien, Italien og Storbritannien.
Göçmen bir türdür.Altså en slags besættere.
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.Det beskriver et endt kærlighedsforhold set fra de to involverede parter.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ud, som om Talibanstyret var ved at kollapse.
Bu dönemde Türkiye’de göçmen kampları kurulmuştur.Det forventes at der med tiden vil indvandre planter herfra.
Amerika Birleşik Devletleri'nde sığırcıklar göçmen kuşların avlanmasını yasaklayan yasanın kapsamı dışındadır.USA er i øvrigt underlagt forbud mod hvalfangst.
Bu gol bir kuş golü olup göçmen kuşların göçleri sırasında bu kuşlara bir dinlenme yeri sağlar.Et mindesmærke med fugle i flugt erindrer om dette.
Türkiye nüfusunun %2,5'i göçmenlerden oluşmaktadır.2,3% var indvandrere.
Daha sonra Avusturya İmparatoriçesi Maria Theresa bu bölgeye çok sayıda göçmen yerleştirmiştir.I Østrig lod kejserinde Maria Theresia præge en mønt med sit eget billede.
Yeni göçmenler genellikle Toronto, Montreal ve Vancouver gibi büyük kentsel alanlara yerleşirler.Den er primært koncentreret i de store byer, især Vancouver, Toronto og Montreal.
Elio Di Rupo, İtalyan göçmenlerin oğludur.Di Rupo er sønn av italienske emigranter.
Göçmenlerin üç dalgası kuzeye, Kuzey Amerika'ya hareket ediyordu.Tre bølger av utvandrere flyttet nordover mot Nord-Amerika.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.I 1952 bodde over 200 000 i leire med telt og forhåndsproduserte hytter bygget av regjeringen.
Bir Yahudi göçmen olarak Bernard Gantmacher 1914 yılında Ukrayna’dan New York’a gelmiştir.Bernard Gantmacher ankom New York i 1914 som en jødisk immigrant fra Ukraina.
Bunlar eski Sovyetler Birliği'nden gelen Yahudi göçmenlerdir.Jødene kommer hovedsakelig fra det tidligere Sovjetunionen.
Rosas'ın ölümüyle şehir kapılarını Avrupalı göçmenlere açtı.Da Rosas ble styrtet, ble byen åpnet for innvandrere fra Europa.
Bazı göçmenler İskoçya'ya kadar vardı.Enkelte fugler har beveget seg så langt som til Skottland.
Göçmenler 22 Temmuz 1587 tarihinde Roanoke Adası'na çıktı.Gruppen av engelske bosettere gikk i land på Roanoke den 22. juli 1587.
1920 senelerinde komşu Charlottenburg'daki gibi birçok rus göçmenler Halensee'ye taşında.I 1920-årene flyttet en rekke russiske emigranter til Halensee, forøvrig i likhet med Charlottenburg.
Bunlar, göçmen çekirgelerinin yaptığı deri değişimine uyar.Men de hadde klart å bytte ut versjonen som ble levert inn.
Nüfusun çoğunluğunu Eski Sovyetlerden gelen göçmenler oluşturur.Av utlendingene kommer de fleste fra et av de tidligere jugoslaviske landene.
New York'ta doğan Marx Kardeşler, Almanya'nın Yahudi göçmenlerindendiler.Brødrene Marx, alle født i New York City, var sønner av jødiske immigranter.
Tarih içersinde köy halkı değişmekle beraber, göçmen gelenler hep Türkmenler olmuştur.Dere vet jo selv hvordan det kjennes å være innvandrere; for dere var selv innvandrere i Egypt.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.De ble huset i midlertidige leirer kjent som ma'abaroter.
"Feminist Coğrafya ve Kadın Göçmenler".NKVTS. ^ «Vold mot kvinnelige flyktninger og migranter».
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ut som om talibanstyret var ved å kollapse.
Ülkede yaşayanların çoğu İspanyol ve İtalyan göçmenlerin torunlarıdır.Hoveddelen av Argentinas befolkning er etterkommere av spanske og italienske innvandrere.
Sürelerine göre; Geçici göç; daha sonra dönmek üzere, belli süreliğine bir yere göçmek etmek.Bygda ligger ellers nær Ålesund, slik at en kan pendle frem og tilbake.
İsrail Merkez İstatistik Bürosu 1990'dan sonra yerleşenleri göçmen saymaktadır.Med begrepet innvandrer mener man de som kom til Israel etter 1990.
Günümüzde Iraklı göçmen sayısı 6,000 kadar olup, her geçen yıl bu sayı artmaktadır.En av fire asylsøkere er tyrkere, dvs. totalt 630 asylsøkere så langt i år.
"Göçmenlerin havarileri".«Personer med innvandrerbakgrunn.
Bir Alman göçmenin oğluydu.Han var sønn av en tysk embetsmann.
En önemli göçmen topluluğu Suablar'dı.Viktigste regjeringspartner var Tjóðveldisflokkurin.
1947 yılında Amerika'ya göçmen olarak gitti.I 1974 emigrerte hun til USA.
Göçmendirler, Afrika'da kışlarlar.De er flokkdyr som lever i Afrika.
Şehir Brezilya'nın diğer bölgelerinden de göçmen çekmektedir.Byen har også bussforbindelse til andre byer i Brasil.
Japon ve bayağı bıldırcın gibi bazı türler göçmendir ve uzun mesafelere uçarlar.Beberapa spesies seperti puyuh jepang adalah migratori dan mampu terbang untuk jarak yang jauh.
İsrail Merkez İstatistik Bürosu 1990'dan sonra yerleşenleri göçmen saymaktadır.Biro Pusat Statistik Israel menyatakan bahwa para imigran tersebut adalah yang datang ke Israel setelah 1990.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.Kebanyakan pengungsi tersebut ditempatkan di perkemahan-perkemahan yang dikenal sebagai ma'abarot.
Özel okulların çoğunluğu bir veya daha fazla göçmen ülke nüfusuna hizmet vermektedir.Banyak sekolah pribadi melayani satu komunitas ekspatriat atau lebih.
2000 yılı verilerine göre ülkede 162.000 göçmen vardır ve toplam nüfusun %37'sini oluşturmaktadırlar.Pada tahun 2000 ada 162.000 imigran di Luksemburg, menyumbang 37% dari total populasi.
19. yüzyılda bölge göçmenlerin akınına uğramıştır.Selama abad ke-19, kota ini bertransformasi oleh para pengimigrasi.
Göçmenlerin çoğu Polonya'nın Żelechów kasabasından geldi.Para imigran ini sebagian besar datang dari kota Zrarieh di Lebanon selatan.
Babası Adanalı, annesi göçmen bir ailedendir.Ia dipilih oleh ayahnya sebagai pewarisnya (giudice).
Pakistan'ın Hindistan'dan ayrılması sırasında, Pakistan'a göçmeyi tercih eden Müslümanlar.India lebih menyukai pemulangan mereka ke Pakistan.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.Mayoritas pemeluk agama non-Kristen ini adalah para imigran dari berbagai penjuru dunia.
Eylül 2006'da, bir başka 95 adet pasaport Belmopan Göçmenlik Bürosu'ndan çalınmıştır. ^9 Juni 2005: Paket-paket mencurigakan kembali dikirimkan ke kedutaan-kedutaan besar di Australia.
Bazıları da yükselti göçmenidir.Selain itu, beberapa warga juga beternak.
Büyük ölçüde göçmen olmayan bir kuş türüdür. ^ BirdLife International (2012).Dan di Indonesia ini, burung Anis ini tidak termasuk burung yang dilindungi. ^ BirdLife International (2012).
Bu kurbanlardan hiçbiri yakın zamanda şehre gelmiş bir göçmen değildi.Dimana pada masa itu penjajah tidak satu pun berhasil masuk ke daerah itu.
Fakat arazi yüzünden Üzeyir Bey ile göçmenlerin arası açılmıştır.Ini disebabkan terjadinya perkawinan antara penduduk asli dengan pendatang Melayu.
Bu köpekbalıkları genelde göçmen türlerdir.Hiu pada umumnya adalah hewan yang oportunistik.
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.Keesokan harinya, dua orang itu terlibat perkelahian yang berujung pada hubungan seksual yang kasar.
Evde konuşılan göçmen dilleri içinde % 2.33 ile İspanyolca önde gelir.Populasi yang menggunakan rumpun bahasa di Asia sebesar 10,2%.
2011 yılında doğan çocukların %16'sı göçmen kökenli idi.Trong năm 2011, 16% trẻ sơ sinh có cha mẹ là người nhập cư.
Özel okulların çoğunluğu bir veya daha fazla göçmen ülke nüfusuna hizmet vermektedir.Hầu hết các trường tư nhân phục vụ cho một hoặc nhiều cộng đồng người nước ngoài.
13. yüzyılda, zencefilli kek alman göçmenler tarafından İsveç'e getirildi.Vào thế kỷ 13, bánh gừng đã được người Đức nhập cư đưa vào Thụy Điển.
1890 - New York'taki Ellis Adası, kapılarını ABD'ye gelmek isteyen tüm göçmenlere açtı.1892 - Đảo Ellis được mở cửa để bắt đầu đón nhận người nhập cư vào Hoa Kỳ.
Vize başvurularının, Nuku'alofa Göçmenlik Memuru Müdürlüğü'ne gönderilmesi gerekmektedir.Đơn xin thị thực phải được nộp cho Cơ quan Xuất nhập cảnh chính tại Nuku'alofa.
Japon ve bayağı bıldırcın gibi bazı türler göçmendir ve uzun mesafelere uçarlar.Một số loài như chim cút Nhật Bản di cư và bay một quãng đường dài.