göçebe ile cümle

göçebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Clasările discului single „One Day in Your Life”.
1980'li yıllara kadar göçebe olan halk günümüzde göçebeliği bırakmıştır.Între anii 1980 și 2000 a avut loc un exod mai al populației tinere, care au părăsit comuna.
Köy halkı buraya göçebe olarak 1930'larda yerleşmiştir.Orașul a luat naștere în anii 1930 ca nod rutier.
Bugüne kadar düzenlenen turnuvalar: Göçebe İstilaları, Şampiyonlar Ligi, Dünya Kupası ve Büyük Fetih savaşı.Până acum au fost 3 tipuri de turnee: Invazia Nomadă, Liga Campionilor și Cupa Mondială.
Ancak, göçebe halkın ilk yerleştiği alandaki sögüt ağaçlarından geldiği zannedilmektedir.Se crede că pădurile ar fi constituit locul lor inițial de formare.
Göçebe toplumların bu yerleşik hayata geçme eğilimi kasaba ve şehirlerin kurulması ile kendini gösterir.Organizarea socială a societății apusene este subordonată aceluiași scop al edificării cetății lui Dumnezeu.
Göçebe (İngilizce: The Host), Amerikalı yazar Stephenie Meyer'in yazdığı bir bilim kurgu romanı.A Burok (The Host) Stephenie Meyer amerikai írónő science fiction-regénye.
II. Şapur, göçebe kralı Grumbates ile birlikte, 359 yılında Romalılar'a karşı ikinci seferini düzenledi.II. Sápúr a nomád király, Grumbates támogatásával új hadjáratba kezdett a rómaiak ellen 359-ben.
Bu sebeple, köyde bugün de birçok göçebe aile bulunur.A városban ma sok külföldi is él.
Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.Ezután hosszú vándorélet következett.
Kaşkay Türkleri göçebe Türk toplumudur.Kuun szintén török népességnek tartja a szkítákat.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Újoncként megállták a helyüket és egyszer sem voltak kieső helyen.
Sonra Göçebenin en iyi arkadaşlarından olur.Így Tóru egyik legjobb barátnőjévé válik.
Göçebe, Knut Hamsun kitabı.Knut Hamsun, Az éhség.
Bu göçebe yaşam yüzyıllardır devam etmekteydi.A koalíció évszázadokra fennmaradt.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Päivä elämää : hieman arkipäivän demokratiaa (En dag av mitt liv), suom.
II. Şapur, göçebe kralı Grumbates ile birlikte, 359 yılında Romalılar'a karşı ikinci seferini düzenledi.Sapor ja paimentolaiskuningas Grumbates aloittivat vuonna 359 uuden sotaretken roomalaisia vastaan.
Göçebe, 6 Mayıs 2008 tarihinde piyasaya sürüldü.Bilancia pidätettiin lopulta 6. toukokuuta 1998.
İran'ın Sınır Boylarında Göçebeler.Aras Iranin rajalla.
Göçebe Türkmenlerin düzenleri bozuldu.Το στρατόπεδο των Τούρκων διαλύθηκε.
Eskilerde köyün halkı göçebe bir hayat sürermiş.Πολλοί λαοί στο παρελθόν πίστευαν σε μια κοίλη Γη.
Bu sefer, ordusunun bütün gücünü ve göçebelerin desteğini de yanında götürdü.Denne gang med fuld militær styrke og med nomadernes støtte.
Tibetliler, Tibet ve Himalaya bölgesinde göçebe bir yaşam sürdürürler.Mange tibetanere lever nomadisk i Tibet og i Himalaya.
Yerleşim bölgelerinden bazıları höyüklerde yaşayanlara, bazıları da göçebelere aittir.En del af beboerne i almene boliger er personer med særlige boligbehov.
Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar.Nordfra angreb khazarer og andre tyrkiske nomader ofte rigets grænseprovinser.
Ak Hunlar, genel olarak göçebe bir yaşam sürüyorlardı.Voksne tigre fører generelt et solitært liv.
Bundan dolayı bu Türkmenler'e göçebe de denilmektedir.Området kaldes også Turkmeneli.
Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz.Nu er de udstødte og hører ikke hjemme nogle steder.
Göçebe: Melanie Stryder'in içine yerleştirilen ruh.Vandrer er hovedpersonen, en Sjæl der er indsat i Melanie Stryders krop.
Yaylalar gelen nüfus açısından dört guruba ayrılırlar: Göçebelerin kullandığı yaylalar.I Four Swords Adventures bor de i telte i The Desert of Doubt.
Çok eski zamanlardan beri kurak çöl kuşağını iki tür topluluk yurt edinmiştir: Göçebeler ve yerleşik olanlar.For længe siden regerede to racer ligeværdigt over Jorden: Menneskene og uhyrerne.
Bunlar yarı göçebe, gizli kalıtsal bilgi iletimi olan (babadan oğula geçen) akraba insanlardır.Medianen er «midt på tabellen» hvis resultatene settes opp i synkende (eller stigende) rekkefølge.
Şehir, 1639 yılında bir göçebe Budist manastırı merkezi olarak kurulmuştur.Byen ble grunnlagt i 1639 som en nomadisk buddhistisk klosterlandsby.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Øya har ingen bebyggelse, og har aldri hatt fast bosetning.
Göçebe'yi öldürme teşebbüsünde bulunmuştur.Hun blir besatt etter å drepe haien.
Aşırı derecede göçebedirler ve sürekli olarak uygun yaşam alanı arayışı içindedirler.Mereka menjalani hidup abadi dengan makmur dan sempurna di alam baka.
Kısmen göçebe olan bu kuşlar, genellikle vahşi bambu tohumlarının bol olduğu bölgelerde yuvalarını kurarlar.Selain dari teror-teror itu, rumah itu sering di kelilingi bau-bau kentang yang sedang direbus.
Göçebe geleneklerini çok güzel yansıtırlar.Mengisap cerutu menjadi kebiasaan yang sangat elegan.
Ian O'Shea: Göçebe'nin aşkıdır.Sona O’Rama Dicubit Cinta Cipt.
Kuzeyde Hazarlar ve diğer Türk göçebe kabileleri imparatorluğun kuzey vilayetlerine sık sık saldırdılar.Ở phía Bắc, dân Khazar và những cư dân du mục gốc Thổ thường xuyên tấn công các tỉnh phía Bắc của đế quốc.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Logic của cái hiện tại sống động (La logique du présent vivant) (chưa hoàn thiện).
Domuz yetiştirmemek diğer göçebe halklarda da sık görülen bir özelliktir.Ở một số nước giết mổ lợn truyền thống là một sự kiện đặc biệt.
Afrika ve Asya'da ise göçebe hayvancılık görülür.南アフリカ共和国やアメリカ合衆国でも家畜化の試みがある。
Köy halkı yarı göçebe bir yaşam sürmektedir.半同棲生活を送っている。
Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz.素早く動き、一箇所に長く止まらない。
Geri kalanın çoğunluğu mevsimden mevsime göç eden göçebeler hâlindedirler.宿泊客の大半は夏の盆踊り開催時の観光客である。
Eski zamanlarda bu bölgede göçebe hayatı süren insanların bulunduğu rivayet edilir.“我们有一种传统,那就嘲笑居住在那些地区的人。
Bu göçebelikten dolayı, programı büyük bir çadırda sunuyorlar.在周游世界的壮游之中,节目会在巨大的帐篷里进行拍摄。
Cücelerin büyük çoğunluğu göçebe bir millet haline geldi.大批希腊族塞浦路斯人成为难民。
10. yüzyılda kaleme alınan Hudûd el-âlem'de Kırgızların ölülerini gömmeyip yakan göçebeler olduğu yazılmıştır.何進因袁紹極力主張誅殺十常侍的諫言而猶豫不決。
Günümüzde bile bazı yerlerde görülen bu anlayış gerçek bir göçebelik değilidir.我经常觉得天上的事情并不那么真实。
Bir kısmı yerleşik, büyük bir kısmı ise göçebe idi.시와 서화에 능하였으나 그의 작품은 대부분 인멸되거나 실전되었다.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?그렇게 'A Hard Day's Night.'가 탄생한 것이죠."
Ian O'Shea: Göçebe'nin aşkıdır.모건 르 페이 : 아서 왕의 이복누이 또는 연인이었다.
Assange'ın göçebe bir çocukluğu olmuştur ve 13'ten fazla Avustralya şehrinde yaşamıştır.אסאנג' נדד רבות בילדות וגר בלמעלה מ-30 ערים באוסטרליה.
Leyla göçebe bir hayat yaşamaktadır.אימון קראטה דורש חיים שלמים.
Bu sebeple çoğu kabile göçebe olarak hayvanlarını farklı alanlarda otlatırlar.זאת משום שמרבית האנשים משתמשים במשלבים שונים בנסיבות שונות.
Bu ev hayvanı olarak tutulan keme, göçebe keme'den üretilmiştir.סוד הכנת לחם הפנים נשמר בידי בית גרמו.
Aynı yıl içinde Imperia Online'ın ilk turnuvası düzenlenir – “Göçebe İstilaları”.В същата година се провежда и първият турнир в Империя Онлайн – „Номадски нашествия“.
2011 yılında 5. versiyonun diyarlarında “Göçebe İstilaları” denen turnuva düzenlendi.През 2011 година в световете на версия 5 се провежда турнирът „Номадски нашествия“.

İlgili Sayfalar