göçebe ile cümle
göçebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.Като патриарх пътува много.
Eski Türk devletleri de aynı şekilde göçebe hayvancılıkla uğraşmıştır.Местните турци се занимавали със скотовъдство.
1994, Göçebe Özneler.През 2004 г. Евангелска църква.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Той става пътуващ диригент и никога повече няма постоянна длъжност.
Göçebe kemenin kuyruğu asla vücudundan daha uzun olmaz.Обикновено дръжката на сърпа при Кусаригама е по-дълга от тази на обикновената Кама.
Şehir, 1639 yılında bir göçebe Budist manastırı merkezi olarak kurulmuştur.Grad je osnovan 1639. godine kao pokretno (nomadsko) budističko sjedište.
'A Room of One's Own' Today '(Göçebe Bir Hayat mı, Yerleşik Bir Hayat mı?Vila Kralj (nekadašnje "Vis"-ove gorice).
Bu tarih atlı göçebe Türk kültürünün başlangıcı olarak kabul edilebilir.Toto obdobie poznačené veľkou politickou nestabilitou a vojnami možno považovať za začiatok japonskej kultúry.
Köy şimdiki Garipçe ismini buraya yerleşen ilk göçebe olan Garip isimli bir kişiden almıştır.Lokalita získala svoje zvláštne meno vďaka skautom, ktorí sem chodievali v období prvej republiky.
Bedevilerin temel geçim kaynağı göçebe hayvancılıktır.Primárnou úlohou duriča je štvanie zveri.
Bu ilkel göçebe hayatının bir ölçüde Şairin düşgücünü cezbettiği görülmektedir.Nihče se ne pritožuje nad tem preobratom v življenju pesnika!
Göçebeler ikiye ayrılabilir.Tertulijan pa opušča oba.
Göçebe yaşantısını sürdüren pek çok topluluk geçimini küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğiyle sağlar.Nizkokalorična prehrana pri mnogih živalih podaljša srednjo in maksimalno življenjsko dobo.
Göçebe-göçer kültürü, hayvancılık ve tarım kültürü baskındır burada.Danes se v vasi prepletajo kultura, ekološko kmetijstvo in turizem.
Avarların ekonomik sistemi zayıftır ve göçebe hayvancılık üzerine kuruludur.Metslaste eksistents on avalik ja seda hoiavad ohjes hõimuseadused.
Göçebe halkın kültürünü korumak.Seetõttu on rahva kaitsetahe kultuuri säilimiseks hädavajalik.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.A Ada porodila Jabala; ten bol otcom tých, ktorí bývajú v stánoch a pasú stádo.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada a născut pe Iabal: el a fost tatăl celor ce locuiesc în corturi şi păzesc vitele.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada dio a luz a Jabal, quien llegó a ser el padre de los que habitan en tiendas y crían ganado
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada enfanta Jabal: il fut le père de ceux qui habitent sous des tentes et près des troupeaux.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada fødte Jabal; han blev Stamfader til dem, der bor i Telte og holder Kvæg;
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada kreeg een zoon, Jabal. Hij werd de vader van de veehoeders en de mensen, die in tenten wonen.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada melahirkan Yabal, dan keturunan Yabal itulah bangsa yang memelihara ternak dan tinggal dalam kemah
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ada partorì Iabal: egli fu il padre di quanti abitano sotto le tende presso il bestiame
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.A-đa sanh Gia-banh ; Gia-banh là tổ_phụ của các dân ở trại và nuôi bầy súc_vật .
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.A-đa sanh Gia-banh; Gia-banh là tổ phụ của các dân ở trại và nuôi bầy súc vật.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.E Ada deu � luz a Jabal; este foi o pai dos que habitam em tendas e possuem gado.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.És szûlé Háda Jábált. Ez volt atyjok a sátorban-lakóknak, és a barompásztoroknak.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.In Ada rodi Jabala; ta je bil oče prebivajočih v šatorih in pastirjev.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.I porodila Ada Jábale, kterýž byl otec přebývajících v staních a stádo pasoucích.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ja Aada synnytti Jaabalin; hänestä tuli niiden kantaisä, jotka teltoissa asuvat ja karjanhoitoa harjoittavat.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.아다는 야발을 낳았으니 그는 장막에 거하여 육축 치는 자의 조상이 되었고
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Och Ada födde Jabal; han blev stamfader för dem som bo i tält och idka boskapsskötsel.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Og Ada fødte Jabal; han blev stamfar til dem som bor i telt og holder buskap.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Tedy urodziła Ada Jabala, który był ojcem mieszkających w namieciech, i pasterzów.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Und Ada gebar Jabal; von dem sind hergekommen, die in Hütten wohnten und Vieh zogen.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Και εγεννησεν η Αδα τον Ιαβαλ ουτος ητο πατηρ των κατοικουντων εν σκηναις και τρεφοντων κτηνη.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ада родила Иавала: он был отец живущих в шатрах со стадами.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.Ада роди Явала; той беше родоначалник на ония, които живеят в шатри и имат добитък.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.ותלד עדה את יבל הוא היה אבי ישב אהל ומקנה׃
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.فولدت عادة يابال. الذي كان ابا لساكني الخيام ورعاة المواشي.
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.亞 大 生 雅 八 、 雅 八 就 是 住 帳 棚 牧 養 牲 畜 之 人 的 祖 師
Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.亞大生雅八 、 雅八 就 是 住帳棚 牧 養 牲畜 之 人 的 祖師
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula...이들 가족, 유목생활을 하는 가족들, 아버지에서 아들에게로, 다시 그 자식에게로, 지금 이들이 고통받고 있습니다.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.Og vi ser de familier, disse nomade familier, I ved, far til søn, far til søn, og disse gutter er ramt.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.Siellä näkee näiden paimentolaisperheiden eri ikäpolvien kärsimykset.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.Și vedem aceste familii, aceste familii nomade, din tată-n fiu, din tată-n fiu și acești oameni suferă.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.Te rodziny nomadów, z ojca na syna, mają się coraz gorzej.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.We zien deze families, deze nomadische families, vader op zoon... en ze hebben het zwaar.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula... Ve onların canı acıyor.Мы видим эти семьи, кочевые семьи, от отца к сыну, от отца к сыну, и этим людям тяжело.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula...אנחנו רואים את המשפחות האלה, המשפחות הנוודות האלה, מאבא לבן, מאבא לבן, והחבר'ה האלה כאובים.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula...ونحن نرى هذه الأسر ، وهذه العائلات البدوية ، كما تعلمون ، الأب لابنه ، والد لابنه ، وهذه تؤذي اللاعبين.
Aileler görüyoruz, bunlar göçebe aileler, babadan oğula, babadan oğula...父親から息子まで 彼らはみんな苦しんでいます ですが彼らは自ら助けを 求めようとはしません
Ben göçebe bir sanatçıyım.Ich wurde zu einer nomadischen Künstlerin.
Ben göçebe bir sanatçıyım.Ik ben een nomade-kunstenaar.
Ben göçebe bir sanatçıyım.Jestem artystą-nomadem.
Ben göçebe bir sanatçıyım.Je suis une artiste nomade.
Ben göçebe bir sanatçıyım.Jsem kočovný umělec.
Ben göçebe bir sanatçıyım.저는 방랑하는 예술가입니다.
Ben göçebe bir sanatçıyım.Nomád művész vagyok.