Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.la Costa d'Avorio, la Liberia, la Sierra Leone, tutti questi posti che ricorderò per il resto della mia vita?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.Pantai Gading, Liberia, Sierra Leone, sederetan tempat-tempat yang akan selalu saya ingat seumur hidup saya?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.Slonokoščena obala, Liberija, Sierra Leone, vsi te kraji, ki se jih bom jaz spominjala do konca življenja?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.Wybrzeże Kości Słoniowej, Sierra Leone i inne miejsca, które ja zapamiętam do końca swoich dni?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.Кот-д'Івуар, Ліберія, Сьєрра-Леоне, усі ці місця, які я пам'ятатиму все своє життя?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.מחוף השנהב, מליבריה, מסיירה ליאון, כל חלקי המקומות האלה שאני אזכור לשארית חיי?
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.ساحل العاج ، ليبيريا ، سيراليون ، كل هذه الأماكن التي .. .. لن أنساها ما حييت.
Fildişi Sahilleri, Liberya, Sierra Leon, tüm bu yerleri hayatım boyunca hatırlayağım.私にとって 生涯 忘れられない場所でも 誰が関心をもつと 言うのでしょう? でも私の仕事は 証言することです
Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Em 2006, uns meses depois, fui à Costa do Marfim, na África Ocidental.
Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Je suis allé en Côte d'Ivoire -- en Afrique de l'Ouest.
Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Za několik měsíců, v roce 2006, jsem odjel na Pobřeží slonoviny, do západní Afriky.
Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Πήγα στην Ακτή Ελεφαντοστού - στη Δυτική Αφρική.
Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Западна Африка.
Fildişi Sahillerine gittim --저는 서아프리카에 있는
Fildişi Sahillerine gittim --Tôi đi đến Bờ Biển Ngà --
Fildişi Sahillerine gittim --הלכתי לחוף השנהב --
Fildişi Sahillerine gittim --ذهبت إلى ساحل العاج--
Fildişi Sahillerine gittim --コートジボアールに行きました
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.80퍼센트가 넘는 아이보리 코스트의 개발이 현대 산업 분야에 쓰였습니다.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Az Elefántcsontpart fejlésztési forrásainak 80%-a a modern szektorban kötött ki.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Más del 80 por ciento del desarrollo de Costa de Marfil fue al sector moderno.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Meer dan 80 procent van de ontwikkeling van Ivoorkust ging naar de moderne sector.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Mehr als 80 Prozent der Entwicklung in Elfenbeinküste ging in den modernen Sektor.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Peste 80% din fondurile pentru dezvoltare în Coasta de Fildeș au fost canalizate către sectorul modern.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Più dell'80% degli aiuti alla Costa d'Avorio sono arrivati al settore moderno.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Plus de 80 % du développement de la Côte d'Ivoire est allé au secteur moderne.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Ponad 80% rozwoju Wybrzeża Kości Słoniowej przypada na nowoczesny sektor.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Πάνω από το 80% της βοήθειας που δόθηκε στην Ακτή του Ελεφαντοστού πήγε στο σύγχρονο τομέα.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Более 80% развития Кот-д'Ивуара ушло в новый сектор.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.Повече от 80 процента от развитието на Бряг на Слоновата кост отиде в модерния сектор.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.יותר מ-80% מהפיתוח של חוף השנהב הגיע למגזר המודרני.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.أكثر من 80 في المئة من موارد التنمية في ساحل العاج تذهب للقطاع الحديث.
Fildişi Sahilleri'nin kalkınmasının yüzde 80'ninden fazlası... ...modern sektöre gitti.近代部門です その他の部門 非公式および伝統部門に
Fildişi SahilleriPobřeží slonoviny
Fildişi SahilleriWybrzeże Kości Słoniowej
Fildişi SahilleriБерег Слонової Кістки
Fildişi SahilleriКот- д’ Ивуар
Fildişi Sahilleriコートジボワール
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!(44:9) Все одежды Твои, как смирна и алой и касия; из чертогов слоновойкости увеселяют Тебя.
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!af Myrra, Aloe og Kassia dufter alle dine Klæder. Du glædes ved Strengeleg fra Elfenbenshaller,
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!왕의 모든 옷은 몰약과 침향과 육계의 향기가 있으며 상아궁에서 나오는 현악은 왕을 즐겁게 하도다
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!Pakaianmu berbau mur, gaharu dan cendana; pemain musik di istana gading membuat engkau gembira
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!Szereted az igazságot, gyûlölöd a gonoszságot, azért kent fel Isten, a te Istened öröm olajával társaid fölé.
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!Vsa oblačila tvoja dišé miro in aloo in kasijo, iz palač slonokoščenih te razveseljuje godba na strune.
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!מר ואהלות קציעות כל בגדתיך מן היכלי שן מני שמחוך׃
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!كل ثيابك مرّ وعود وسليخة. من قصور العاج سرّتك الاوتار.
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!你 的 衣 服 、 都 有 沒 藥 沉 香 肉 桂 的 香 氣 . 象 牙 宮 中 有 絲 絃 樂 器 的 聲 音 、 使 你 歡 喜
Giysilerinin tümü mür, öd, tarçın kokuyor; Fildişi saraylardan gelen çalgı sesleri seni eğlendiriyor!你 的 衣服 、 都 有 沒藥 沉香 肉桂 的 香氣 . 象牙 宮 中 有 絲絃樂器 的 聲音 、 使 你 歡喜
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.In 2006, een paar maanden later, ben ik naar Ivoorkust gegaan -- in West-Afrika.
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Några månader senare, år 2006, åkte jag till Elfenbenskusten i Västafrika.
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.Nel 2006, alcuni mesi dopo, sono stato in Costa d'Avorio -- nell'Africa occidentale.
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.V 2006, pár mesiacov potom som šiel na Pobrežie Slonoviny -- v západnej Afrike.
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim -- Batı Afrika.W 2006 kilka dni później odwiedziłem Wybrzeże Kości Słoniowej -- zachodnia Afryka.
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim --En 2006, unos meses más tarde, fui a Costa de Marfil --
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim --În 2006, câteva luni după aceea, am mers în Coasta de Fildeş --
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim --Tahun 2006, beberapa bulan sesudahnya, saya pergi ke Pantai Gading --
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim --В 2006, несколько месяцев спустя, я поехал в Кот-д'Ивуар,
Google'ı dene.) (Gülüşmeler) 2006'da, birkaç ay sonra, Fildişi Sahillerine gittim --В 2006, через декілька місяців після того, як я поїхав в Кот-д'Івуар --
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.A kráľ spravil veliký trón zo slonovej kosti a pokryl ho čistým zlatom.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.A kráľ spravil veliký trón zo slonovej kosti a pokryl ho rýdzim zlatom.