Ana içeriğe geç
Sözlük

fildişi ile cümle

fildişi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Dalje je na pravil kralj velik prestol iz slonovih kosti in ga je prevlekel z najboljšim zlatom.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.El rey también hizo un gran trono de marfil, y lo recubrió de oro puro
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.El rey también hizo un gran trono de marfil y lo recubrió de oro refinado
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.És csináltatott a király egy nagy királyiszéket elefántcsontból, és beboríttatá azt finom aranynyal.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.És készíte a király elefántcsontból egy nagy királyi széket és beborítá azt finom aranynyal.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Fez mais o rei um grande trono de marfim, e o revestiu de ouro puríssimo.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Fez mais o rei um grande trono de marfim, e o revestiu de ouro puro.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Fremdeles lod Kongen lave en stor Elfenbenstrone, overtrukket med lutret Guld.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Fremdeles lod Kongen lave en stor, Elfenbenstrone, overtrukket mned lutret Guld.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Ia juga membuat sebuah kursi kerajaan yang besar yang dilapis dengan gading dan dihias dengan emas murni
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Il re fece un grande trono d'avorio, che rivestì d'oro puro
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Împăratul a făcut un mare scaun de domnie de fildeş, şi l -a acoperit cu aur curat.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.In kralj je napravil velik prestol iz slonovih kosti in ga je prevlekel s čistim zlatom.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Inoltre, il re fece un grande trono d'avorio che rivestì d'oro puro
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.왕이 또 상아로 큰 보좌를 만들고 정금으로 입혔으니
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Kongen lot også gjøre en stor elfenbenstrone og klædde den med rent gull.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Le roi fit un grand trône d`ivoire, et le couvrit d`or pur.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Raja juga membuat sebuah kursi kerajaan yang besar yang dibuat dari gading dan dihias dengan emas murni
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Tevens liet hij een enorme ivoren troon maken, die met puur goud werd overtrokken.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Tevens liet hij een grote ivoren troon maken, die met puur goud werd overtrokken.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Uczynił także król stolicę wielką z kości słoniowej, i powlókł ją szczerem złotem.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Udělal také král stolici z kostí slonových velikou, a obložil ji zlatem čistým.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Udělal také král stolici z kostí slonových velikou, a obložil ji zlatem ryzím.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Und der König machte einen großen Stuhl von Elfenbein und überzog ihn mit dem edelsten Golde.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vidare lät konungen göra en stor tron av elfenben och överdrog den med fint guld.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vidare lät konungen göra en stor tron av elfenben och överdrog den med rent guld.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vielä kuningas teetti suuren norsunluisen valtaistuimen ja päällysti sen puhdistetulla kullalla.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vielä kuningas teetti suuren norsunluisen valtaistuimen ja päällysti sen puhtaalla kullalla.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vua cũng làm một cái ngai lớn bằng ngà , bọc vàng_ròng .
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vua cũng làm một cái ngai lớn bằng ngà, bọc vàng ròng.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vua cũng làm một cái ngai lớn bằng ngà , và bọc vàng_ròng ;
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Vua cũng làm một cái ngai lớn bằng ngà, và bọc vàng ròng;
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Εκαμεν ετι ο βασιλευς θρονον μεγαν ελεφαντινον και εσκεπασεν αυτον με καθαρον χρυσιον.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Εκαμεν ετι ο βασιλευς, θρονον μεγαν ελεφαντινον και εσκεπασεν αυτον με καθαρον χρυσιον.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.И сделал царь большой престол из слоновой кости иобложил его чистым золотом,
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.И сделал царь большой престол из слоновой кости иобложил его чистым золотом;
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Царят направи и един великолепен престол от слонова кост, който позлати с най-чисто злато.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.Царят направи и един великолепен престол от слонова кост, който позлати с чисто злато.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.ויעש המלך כסא שן גדול ויצפהו זהב טהור׃
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.ויעש המלך כסא שן גדול ויצפהו זהב מופז׃
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.وعمل الملك كرسيا عظيما من عاج وغشّاه بذهب ابريز.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.وعمل الملك كرسيا عظيما من عاج وغشّاه بذهب خالص.
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.王 用 象 牙 製 造 一 個 大 寶 座 、 用 精 金 包 裹
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.王 用 象牙 製造 一 個 大 寶座 、 用 精金 包裹
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.王 用 象 牙 製 造 一 個 寶 座 、 用 精 金 包 裹
Kral fildişinden büyük bir taht yaptırıp saf altınla kaplattı.王 用 象牙 製造 一 個寶 座 、 用 精金 包裹
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.메리는 인도에서 조각된 상아를 본 그녀는 코끼리에 대한 모든 알았어요.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Maria a văzut fildeş sculptat în India, şi ea ştia totul despre elefanţi.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Maria aveva visto in avorio scolpito in India e lei sapeva tutto di elefanti.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.María había visto marfil tallado en la India y ella lo sabía todo sobre los elefantes.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Maria hade sett snidade elfenben i Indien och hon visste allt om elefanter.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mária látta faragott elefántcsont Indiában, és ő mindent tudott az elefántok.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Maria oli nähnyt veistetty norsunluuta Intiassa ja hän tiesi kaiken norsuista.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Maria telah melihat gading yang dipahat di India dan dia tahu semua tentang gajah.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary avait vu en ivoire sculpté en Inde et elle savait tout sur les éléphants.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary đã nhìn thấy chạm khắc ngà voi ở Ấn Độ và cô ấy biết tất cả về con voi.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary had gezien gesneden ivoor in India en ze wist alles van olifanten.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary hatte geschnitztem Elfenbein in Indien gesehen, und sie wusste alles über Elefanten.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary havde set udskåret elfenben i Indien, og hun vidste alt om elefanter.
Mary Hindistan'da oyma fildişi görmüştü ve o filler hakkında her şeyi biliyordu.Mary je videl izklesan slonovine v Indiji in je vedela vse o slonov.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod